HİKMET GONCALARI
CUMA GÜNÜ MÜBAREK GÜNDÜR
Peygamber Efendimiz ﷺ buyurdular ki: “Allah katında günlerin en faziletlisi cuma günüdür.” (Beyhakî, Şuabü’l-İmân, nr. 3760)
Açıklama: Cuma gününün kıymetini bilmek gerekir. Bu günü hürmetle karşılamalıdır. Bu günde ibadethanelerde toplanarak İslâm birliğini ve dayanışmasını göstermeliyiz. Cuma günü mübarek bir bayram demektir. Bu günde her zamankinden daha çok ibadet ve taatle insanî vazifelerle meşgul olmalıyız. Bir gün Hz. Ömer’e bir Mûsevî der ki: “Ey müminlerin emîri! Sizin bir gününüz vardır ki, eğer biz Mûsevîler böyle bir güne sahip olsaydık, o mukaddes günü bayram olarak kutlardık.” Hz. Ömer, “O hangi gündür?” diye sorunca Mûsevî, “Cuma günüdür. Çünkü o günde İslâm dinin en üst merhaleye ulaştığını, ilâhî nimetlerin müslümanlar hakkında tamam olduğunu, ‘Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm’a razı oldum’ (Mâide 5/3) âyeti haber veriyor” diye cevaplar.
Bunun üzerine Hz. Ömer, “Zaten o mübarek gün müslümanların büyük bir bayram günüdür. O günde müslümanlar toplanırlar, ibadet için camilere, mescidlere koşarlar. Birbirlerini ziyaret ederler” dedi. Gerçekten de cuma günü biz müslümanlar için mübarek bir bayramdır. Her fırsatta bunu böyle takdir ederiz. Birçok müslüman cuma gününden istifade ederek dinî, toplumsal, insanî vazifelerini yerine getirmeye çalışır. Cuma günü ezan-ı Muhammedî okunmaya başladığı anda mükellef olan her müslüman işini gücünü bırakarak camiye gider, cuma namazını kılar, sonra muhayyerdir, dilerse tekrar işinin başına döner, ticaretle, sanatla vb. ile meşgul olur. Ayrıca bu iş ve meşgaleler, güzel bir niyetle yapılıyorsa birer nâfile ibadet gibi sevaba vesile olur. İslâm hayatında tembellik hoş görülmemiştir. İnsan yaşadıkça hayatının bütün saatlerini hayırlı işlere ayırmalıdır. Hayatın kıymeti bu şekilde korunmuş olur.
ÜÇ HAYIRLI DİNAR
Resûlullah ﷺ buyurdu ki: “(İnsanların infak edeceği) dinarların en faziletlisi; kendi ailesine harcamakta olduğu dinar, Allah yolunda binek hayvanına harcamakta olduğu dinar ve Allah yolunda arkadaşlarına harcamakta olduğu dinardır.” (Müslim, Zekât, 12)
Açıklama: Bu hadis-i şerif evvela müslümanları çok çalışmaya, helâlinden servet sahibi olmaya sevketmektedir. Çünkü Allah ﷻ yolunda harcayabilmek için servete ihtiyaç vardır. Servet ise öncelikle çalışmakla elde edilir. Sonra bu hadis-i şerif, aile hayatının değerini ve önemini hatırlatmaktadır. İnsanın ailesine ve çocuklarına infak edeceği bir dinarın en hayırlı dinar olacağını haber vermektedir. Yine bu hadis-i şerif, müslümanlara Allah ﷻ yolunda fedakârlığı tavsiye etmektedir. Müslümanlığı ve müslüman yurdunu düşmanlardan korumak için beslenen atlara ve bu uğurda savaşlara atılacak gazilere sarfedilecek paranın sevabı, fazileti çok fazladır.
AHLÂKI GÜZEL OLAN YÜKSELİR
Peygamber Efendimiz ﷺ buyurdular ki “(Derece olarak) müminlerin en faziletlisi, ahlâken en güzel olanıdır.” (İbn Mâce, Zühd, 31)
Açıklama: Allah Teâlâ, güzel ahlâkı sever. Güzel huylarla vasıflanmış mümin kullarından da razı olur. O’nun ﷻ rızasına kavuşmak ise bir insan için en büyük saadettir.
AZ OLSUN CANDAN OLSUN
Fahr-i Kâinat Efendimiz ﷺ şöyle buyurdu: “Sadakanın en faziletlisi; malı az, gönlü zengin olanın sadakasıdır. (Sadaka vermeye) bakmakla yükümlü olduklarından başla!” (Ebû Davud, Zekât, 40)
Açıklama: Sadaka, Allah ﷻ rızası için fakirlere verilen bağış, para vb. yardımlardır. Sevaba kavuşmak için kurulan hayır müesseselerine de “sadaka-i câriye” denir ki, bunlar durdukça bunları yaptıran müminlerin amel defterlerine vefatlarından sonra da sevap yazılır. Zenginlerin sadaka vermeleri, kolay bir fedakârlık iken fazla varlığı olmayanların sadaka vermeleri büyük bir fedakârlıktır. Sevabı da nisbeten fazladır. Herkes önce kendi ailesinin ihtiyaçlarını görmelidir. Bu da bir sadakadır. Ancak yardım ederken israftan kaçınılmalıdır. Böyle bir hareket iyi görülmez. Müslüman, ailesine bakmakla beraber diğer yoksul ve düşkünleri de mümkün mertebe düşünüp onlara yardım etmelidir. Verilecek sadakalar, ihlâs ve samimiyet içinde verilmelidir. Minnet ve gösterişten uzak olmalıdır.
MUHARREM ORUCU
VE TEHECCÜDE DİKKAT!
Habîb-i Kibriyâ Efendimiz ﷺ buyurdular: “Ramazan orucundan sonra oruçların en faziletlisi, Allah’ın ayı muharrem ayındaki oruçtur. Farz namazlardan sonra en faziletli namaz, gece (teheccüd) namazıdır.” (Müslim, Sıyâm, 38)
Açıklama: Muharremin onuncu gününe “âşûrâ günü” denir. Bu ayın 9, 10 ve 11. günlerinde tutulacak oruçlar çok faziletlidir. Teheccüd namazı da geceleyin kalkıp kılınan bir nafile namazdır ki, fazileti çoktur. İki rekâttan sekiz rekâta kadar kılınır. İki rekâtta bir selâm vermek daha faziletlidir. Bu gibi ibadetler ruhu yükseltir. İnsanı manevi zevklere daldırır ve birçok sevaba vesile olur. Bu sebeple bu feyizli ibadete devam etmelidir.