Esmâü’l-hüsnâ şerhi
Esmâü’l-hüsnâ şerhi

الْبَاسِطُ
EL-BÂSIT
Cenâb-ı Hak kullarının rızıklarını genişleten ve âriflerin gönüllerini ferahlatandır. Mikâil (a.s) yağmurları bu ismin bereketiyle yeryüzüne gönderir. Her kim seher vaktinde avuçlarını açıp bu ismi çokça tekrarladıktan sonra ellerini yüzüne sürerse fakirliğe düşmez.
Ârif kimsenin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif, darlıkta sabreder, ferahlıkta şükreder. Kabz anında Cenâb-ı Hakk’ın celâlini görür, bast anında O’nun cemâlini müşahede eder. Şâh-ı Nakşibend [kuddise sırruhû] bize kabz halinde tövbe ve istiğfarı, bast halinde ise şükrü emrettiler. Buyurdular ki, “Bu iki hale de riayet
etmek ‘vukûf-i zamânî’ dendir.” Yine buyurdular ki, “Derviş vâkıalara43 iltifat etmemelidir. Zira bu, çok ibadetin kabul edildiğinin delili değildir. Derviş, kabz ve bast hallerinin sahibi olmaya gayret etmelidir ki böylece, ‘Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?’ (Zâriyât 51/21) âyet-i kerimesinin sırrı kendisine malum olsun.”
Bu hususta şu fakirin (Ya‘kûb-i Çerhî’nin) kalbine şöyle geliyor: “İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur” (Furkân 25/62) âyet-i kerimesinde bu iki hale işaret vardır. Göğüslerin genişlemesi ve daralması O’ndan bilinmelidir. Nitekim Mevlânâ Celâleddin-i Rûmî [kuddise sırruhû] Divân-ı Kebîr’inde şu mısraları dile getirmiştir:
“Eger pinhân şevî ez men heme târîkiyû küfrem / Eger peydâ şevî ber men müselmânem be-cân-i tû
[Eğer benden gizli kalırsan, her an karanlık ve küfürdeyim. Eğer ortaya çıkarsan senin canınla müslümanım ben.]
الخَافِضُ
EL-HÂFID
Rabbü’l-âlemîn isyan ehlini ve kâfirleri alçaltandır. Hz. İbrahim [a.s] ve Hz. Musa [a.s] bu ismin bereketiyle düşmanların elinden kurtulmuştur. Düşmanının elinden kurtulmak niyetiyle bu ismi çokça tekrarlayan kimse kurtuluş bulur.
الرَّافِعُ
ER-RÂFİ‘
Allah Teâlâ teslimiyet sahiplerini ve iman ehlini yüceltendir. Bütün melikler bu isimle mülk sahibi olurlar. Gökyüzünün sütunsuz halde ayakta durması bu ismin bereketiyledir. Gece yarısında veya gün ortasında çokça “Yâ Râfi‘” diyen kimse seçkinlerden olur.
Ârifin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif, dostluk ve yarenlikle Cenâb-ı Hakk’ın velilerini üstün tutar, O’nun düşmanlarını kahır ve heybetle zelil kılar.
الْمُعِزُ
EL-MUİZ
Hak Teâlâ ihsan ettiği ibadet ve iman nimetleriyle kulunu aziz kılandır. Perşembe ve Cuma günleri aksam vaktinden sonra bu ismi çokça tekrarlayan kimse insanların arasında heybetli ve vakarlı olur.
الْمُذِلُ
EL-MÜZİL
Rabbü’l-âlemîn dilediğini aziz kılıp şerefli yaptığı gibi dilediğini de küfür ve isyanla zelil kılar. Zalimin zulmünden korkan kimse çokça, “Yâ Müzil” dedikten sonra secdeye varır ve düşmanının ismini söyleyerek “Yâ Rabbi! Beni onun elinden kurtar!” derse, kurtuluş bulur.
Ârifin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif, ibadet ve taat ederek izzeti Hak Teâlâ’dan arar, günaha düştüğünde ise zelilliğini O’ndan görür. Allah Teâlâ bu isimle ibadet ve taat ehlini üstün tutar, isyan ehlini ise zelil kılar.