ESMÂÜ’L-HÜSNÂ ŞERHİ

الْهَادِي
EL-HÂDÎ
Cenâb-ı Hak kullarına yol gösteren ve onları hidayete erdirendir.
Ârifin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif ilim ve irşad ile cahillere yol gösterir. Kendisi de yükünden ve derdinden selâmete çıkar.
الْبَدِيعُ
EL-BEDÎ’
Allah Teâlâ yeryüzü ve gökyüzünün güzelliklerini yenileyendir. Müminlerin kalplerini yakîn nuruyla tecdid edendir.
Ârifin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif bütün iyiklikleri ve güzellikleri O’ndan ﷻ bilir. Mahlûkatı tanır, ceza günü çaresizliğe düşmemek için Hakk’a müteveccih olur.
اَلْبَاقِي
EL-BÂKÎ
Rabbü’l-âlemîn varlığının sonu olmayandır.
Ârifin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif Hak Teâlâ’yı dost edinir ve kalbini O’ndan ﷻ başkasına yöneltmez. Baki olan ancak O’dur ﷻ, O’nun ﷻ dışındaki her şey fânidir.
الْوَارِثُ
EL-VÂRİS
Allah Teâlâ gerçek maliktir. Yaratılmış her şey, mal, mülk ve servetler yine O’na ﷻ dönecektir.
Ârifin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif mal ve mülkünü kendine ait olarak görmez. Sahibi olduğu her şeyin bir gün gerçek sahibine iade edileceğini bilir.
الرَّشِيدُ
ER-REŞÎD
Cenâb-ı Hak doğru yolu gösterendir. Bu isim O’nun ﷻ hak ve doğruluğunun ikrarıdır.
اَلصَّبُورُ
ES-SABÛR
Allah Teâlâ günahkâr kullarının azabını erteleyendir.
Ârifin bu isimden nasibi şudur: Bu ism-i şerif ile ârif işlerinde sabırlı olur. Günakâr insanların cezalandırılmasında aceleci olmaz. Nitekim âyet-i kerimede şöyle bildirilmiştir:
“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir” (Şûrâ 42/11). Yani Cenâbı Hakk’a benzeyen hiçbir şey yoktur. O, bütün sesleri kulağı olmadan işitendir, her şeyi gözü olmadan görendir. Bu âyet-i kerimede teşbih (müşebbihe) ve ta’til (muattıla) ehlinin görüşleri ortadan kaldırılmıştır. Muhakkak ki en doğrusunu Allah Teâlâ bilir.