Ana sayfa

DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT

DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT

DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT

GÜZEL SÖZ MUTLULUĞA VESİLEDİR

Evlilik ile kurulan bir yuvanın idamesindeki en büyük faktör huzur ve mutluluktur.

Allah Teâlâ’nın emirlerinin yerine getirildiği, Peygamber Efendimizin ﷺ tavsiyelerine uyulan yuvada huzur ve mutluluk daim olur. Yuvadaki mutluluğu sağlayan etkenlerden biri de güzel sözdür. Eşe karşı kullanılan iltifatlı bir söz; gerginliği önler, kavgayı bitirir, konuyu tatlıya bağlar. Eşler birbirlerine karşı her daim güzel bir üslupla konuşmalı, kalp kıracak, rencide edecek, hoşnutsuzluğa sebebiyet verecek söz ve üsluptan kaçınmalıdır. Yunus Emre bir şiirinde şöyle der:

“Söz ola kese savaşı

Söz ola bitüre başı

Söz ola ağulu aşı

Bal ile yağ ede bir söz”

(Bitürmek: İyi etmek, Baş: Yara)

 

 

YEDİĞİN “HELAL” OLSUN

Yerdeki ve gökteki bütün nimetleri insanoğlunun istifadesine sunan yüce Rabbimiz, yiyebileceğimiz yiyeceklerin helal dairesini geniş tutmuş, bazısını ise haram kılmıştır. Bir müminin yapması gereken, yiyip içtiklerinin helal olmasına dikkat etmesi, şüpheli olanlardan ise kaçınmasıdır. Yenilen haram lokma kişinin iç huzurunu bozar. Yapılan ibadetlere zarar verir. Ebu Tâlip el-Mekkî helal yiyeceklerle ilgili şöyle der: “Helal yiyeceklerde şu üç özellik aranmalı:

  1. Yenilecek şey, herkes tarafından bilinir tanınan bir madde olmalı, ona zulüm ve hıyanet gibi ilmin kötü gördüğü herhangi bir şey karışmamalı.
  2. Yemeği yeme arzusu mübah bir sebebe dayanmalı; hevaya uymak, dini ve dünyevi konuda birine yaltaklamak maksadıyla olmamalı.
  3. Yemek, sünnetin hükümlerine uygun olmalı, onu sakıncalı ve şüpheli yapacak mekruh bir sıfat taşımamalı.”

 

 

NE CİMRİLİK NE DE İSRAF, İTİDALİ İKTİSAT

Sözlükte, meşru ve makul olanın dışına çıkma, itidalden sapma, ihtiyaçtan fazlasını kullanmak gibi anlamlara gelen israf, insanın fiillerinde haddi aşması, lüzumsuz harcama yapması, ihtiyacından fazlasını kullanması, saçıp savurmasıdır. Tüketim ve harcamanın en aşağı derecesi cimrilik, ortası iktisat, aşırısı ise israftır. Dinimiz bizlere iktisatlı olmayı emretmiştir. İktisat, tüketim ve harcamada itidallı olmak, lüzumundan fazla veya noksan harcamaktan kaçınmaktır. Bir mümin ihtiyacı kadar yemeli, içmeli ve giymelidir. Tüketim ve harcamalarında gelecek kaygısına düşerek aşırıya kaçmaktan sakınmalıdır. Allah ﷻ israfı da cimriliği de haram kılmıştır. Bir ayeti kerimesinde bizlere şöyle buyurur: “Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.” (İsrâ, 17/29)

 

 

HAYIRLI KİMSELERİN ON GÜZEL AHLAKI

Ebü’l-Leys Semerkandî şöyle der: “On güzel Haslet vardır ki eğer bir kişi bunlardan birini yaparsa, hayırlı kişilerin derecesine ulaşır:

  1. Çokça sadaka vermek.
  2. Çokça Kur’ân okumak.
  3. Ahireti hatırlatan ve dünyayı unutturan salih kimselerle oturup kalkmak.
  4. Akraba ziyaretinde bulunmak.
  5. Hasta ziyaretinde bulunmak.
  6. Kendilerini ahiret için amel etmekten alıkoyan zenginliğe sahip kişilerin arasına fazla karışmamak.
  7. Yarın varacağı yer için çokça tefekkür etmek.
  8. Arzu ve emellerinin peşine koşmamak.
  9. Susmayı bilmek ve az konuşmak.
  10. Tevâzu sahibi olmak, şaşalı elbiseler giymemek, fakirleri sevmek, onların arasına karışmak. Yetimlere ve düşkünlere yardımcı olmak.”

 

 

MÜMİN KAZANCINA HARAM BULAŞTIRMAMALI

Bizleri yoktan var eden ve bizlere türlü türlü nimetler veren yüce Rabbimiz, hepimizin rızkına kefildir. Ancak bizlere rızık için çalışmayı emretmiştir. Bir mümin rızkını helal yoldan kazanmalı, haram yoldan ve harama götürecek sebeplerden uzak durmalıdır. Helal yollardan biri de ticarettir. Ticaretle uğraşan kimse helal haram hususunda hassas olmalı, kazancına haram bulaştırmamalı, insanlara zarar verecek ve haram olan stokçuluk, karaborsacılık gibi eylemlerden uzak durmalıdır. Zira Allah ﷻ bizleri şöyle ikaz etmektedir: “İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.” (Şuarâ, 26/183) Peygamber Efendimiz ﷺ ise şöyle buyurur: “Calip (insanların ihtiyaçlarını karşılamak için dışarıdan mal, yiyecek getiren) Allah katında rızıklandırılmış, bereketli kimsedir. Stokçuluk yapan ise lanetlenmiştir (ilahi rahmetten uzaktır).” (İbn Mâce, Ticaret, 6)

 

 

DOĞRULUK HAYRA, HAYIR DA CENNETE GÖTÜRÜR

Ahde vefa göstermek, verilen sözü yerine getirmek müminin güzel hasletlerindendir. Doğru sözlü olmak, yalandan kaçınmak, güvenilir olmak peygamberi bir ahlaktır. Her müminde muhakkak olması gereken bir özelliktir. Yalan yere söz vermek, vaatte bulunmak ise dilin afetlerindendir, münafıklık alametidir. Mümin verdiği sözde durmalı, yapamayacağı şeyleri vadetmemeli, tutamayacağı sözler söylememelidir. Hak Teâlâ ﷻ söz vermekle ilgili bize şöyle buyurur: “Verdiğiniz sözü de yerine getirin. Çünkü verilen söz, sorumluluğu gerektirir.” (İsrâ, 17/34) Fahr-i Kâinat Efendimiz ﷺ birçok hadisinde doğru sözlü olmamızı, yalandan kaçınmamızı tavsiye etmiştir. Bir hadisinde ise şöyle buyurmaktadır: “Şüphesiz doğruluk hayra, hayır da cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye nihayet doğrucu yazılır. Yalancılık sapıklığa götürür. Şüphesiz sapıklık da cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye nihayet yalancı yazılır.” (Müslim, Birr, 29)

 

Kazim CEPHANEGİL