DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT
HER MECLİSTE OTURMAMAK
İnsan, haktan ayrılmayan, kendisini kötü hasletlerden uzak tutup iyi hasletlere yönelmeye teşvik eden kimseleri ve meclisleri tercih etmelidir. Malayani ile meşgul olan insanlardan ve meclislerden ise uzak durmalıdır. Zira bir hadis-i şerifte iyililerle beraber olan kimse misk satan biriyle beraber olan kimseye benzetilmiş, onun güzel kokusunun diğerine de geçeceği ifade edilmiştir. Aynı şekilde kötülerle beraber olan kimse de demirci çırağıyla beraber olan kimseye benzetilmiş, onun kirinin de diğerine yansıyacağı belirtilmiştir.
Cabir b. Abdullah şöyle demiştir: “Her alimin meclisinde oturmayınız. Ancak, sizi şu beş şeyden çekip şu beş şeye davet eden alimin meclisinde oturunuz. Bunlar: Şek ve şüpheden, yakine; Riyadan, ihlasa; Dünyaya rağbetten, zühde; Kibirden, tevazuya; Düşmanlıktan, nasihat ve kardeşliğe.”
ARKADAŞLIĞIN HAKKI
Büyükler arkadaşlığa ve arkadaşlık haklarına çok önem vermişler ve bununla ilgili birçok söz söylemişlerdir. Bu zatlardan Ebu Osman el-Hîrî bu hususta şöyle der: “Arkadaşlığın hakkı; kendi malından kardeşine bolca vermen fakat onun malına göz dikmemen; ona karşı insaflı davranman fakat ondan insaf beklememen; senin ona tabi olman fakat onun sana uymasını arzulamaman; ondan sana ulaşan iyilikleri çok görmen fakat senden ona ulaşanları az bulmandır.”
KÖTÜ KİMSELERDEN SAKINMAK
İnsan kendi huzuru ve ahireti için kimlerle beraber olduğuna çok dikkat etmelidir. Zira arkadaşlık kurduğumuz kişiler, bize ahiret yolunda, salih ameller işleme yolunda yarenlik edecek kişiler olabileceği gibi dünya ve ahiretimizi karartacak kötü ahlaklı kimseler de olabilirler. Bu sebeple salih ve iyi ahlaklı kimselerle arkadaşlık yapmalıyız.
Ebu Talib el-Mekki kötü kimselerden sakınma hususunda şöyle demiştir: “Şu beş kimse ile beraber olmaktan sakın. Bunlar, bidat çıkaran, büyük günahlara dalan, cahil olan, dünya düşkünü olan ve insanların gıybetini yapan kimselerdir. Gerçekten bu kimseler, kalpleri bozarlar, güzel halleri yok ederler, insana dünya ve ahirette zarar verirler.”
ÖLÜM NEDİR?
Muhakkak her fani ölümü tadacaktır. Önemli olan, kulun buna hazır olup olmadığı ve Rabb’inin huzuruna hangi amellerle çıkacağıdır. Sehl b. Muhammed b. Süleyman ölüm hakkında şöyle demiştir:
“Ölüm, hayatın güneş ve ayının tutulmasıdır. Ölüm hayat gününün akşamıdır. Ölüm için, iyi ameller yapanlar ile kötü ameller işleyenler müsavidir. Ancak ölüm bazılarının rahatlarının son bulması, azaplarının başlama zamanıdır. Yine bazılarının rahatlarının başlaması, azaplarının son bulma vaktidir. Ölüm dünya ile ahiret arasında bir köprüdür, herkes bu köprüden geçecektir. Ölüm her ne kadar fani dünya için bir son olsa da ebedi hayat için başlangıç ve ilk adımdır.”

KENDİNİ ÖVMEK
Cenab-ı Hak ayet-i kerimede şöyle buyuruyor: “Kendinizi temize çıkarmayın. Çünkü O, kötülükten sakınanı en iyi bilendir” (Necm 53/32) Salihlerden birine, “Sevilmeyen doğru nedir?” diye sorulunca, cevaben, “Kişinin kendi nefsini övmesidir” demiştir.
Kendini övmeyi alışkanlık haline getirme. Böyle yaparsan insanlar arasında kıymetin azalır, Allah ﷻ katında da sevilmez olursun. Kendini övmenin başkalarının yanında değerini artırmayacağını bilmek istersen, arkadaşların arasında mallarının çokluğu ve makamlarının büyüklüğü ile övünenlere bak. Onların böyle övünmelerini hiç sevmediğini, sana ne kadar ters geldiğini görecek ve yanlarından ayrıldığın zaman da bu durumu nasıl kötüleyeceksin.
Şunu unutma, sen kendini övdüğün zaman aynı şekilde arkadaşların da içlerinden seni kötüleyecek; yanlarından ayrıldığın zaman da dilleriyle seni çekiştirecekler.
DUA ADABI
İmam Gazâlî duada dikkat edilmesi gereken edepleri şöyle sıralamıştır:
“1. Kalbin huşu içinde olması.
- Bütün himmet ve dikkati toplamak.
- Zelil ve aciz olduğunu izhar etmek.
- Hüsnüzan beslemek (Allah Teâlâ’nın duasına icabet edeceğine ve kendisi için hayırlı olanı vereceğine veya ahirette daha güzel mükafatta bulunacağına kesin olarak inanmak, güzel niyet beslemek).
- Mütevazı, alçak gönüllü olmak.
- Muhtaç olduğu şeyleri istemek (lüzumsuz şeyleri istememek).
- Nefsinin değerini (ne kadar aciz olduğunu) bilmek.
- Dua esnasında elleri açmak.
- (Hakkıyla dua edemediğini düşünerek) duasının boşa çıkmasından korkmak, endişe etmek.
- Sıkıntılarından kurtulacağını beklemek, ümit etmek.
- Niyette ve Hak Teala’ya sığınma hususunda doğru, samimi olmak.
- Dua bittikten sonra elin iç kısmını yüze sürmek.”