DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT
DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT
DİLİN MUHAFAZASI KALBİ MUHAFAZA EDER
Dil insanın kendini ifade ettiği, Rabbini tesbih ettiği, muhafaza edildiği takdirde kişi için cennetin anahtarı olan bir duyu organıdır. Kişi yalan, dedikodu ve boş konuşmaktan dilini her daim muhafaza etmelidir. Zira dil muhafaza edilmezse kalp bozulur. Kalp bozulduğunda ise bütün beden ifsat olur. Abdülkadir Geylânî konu ile ilgili şöyle der: “Sır hükümdardır, kalp onun veziridir, dil ve diğer organlar da kalp ve sırrın uşaklarıdır. Sır suyu hakkın denizinden alır, kalp sırdan alır, huzura Eren (mutmain) nefis suyunu kalpten alır, dil suyunu nefisten alır, organlar da dilden alır. Dil düzgün olup güzel şeyler konuştuğu zaman kalp düzelir. Dil bozuk olduğu zaman ise kalp bozulur.”
SANA KARŞI KUSUR GÖRDÜKLERİN SENİN KUSURLARININ YANSIMASIDIR
Fudal b. İyaz şöyle der: “Ben yüce Allah’a ﷻ karşı bir kusur işlediğim zaman, bunun sonucunu bineğimde, hizmetçimde ve hanımımda görürdüm. Onların bana karşı tavrı değişir, huyları sertleşirdi. Ben bunu anlar, pişman olur, hemen tövbe ve istiğfar ederdim. Onların kötü huyu yok olurdu. Ben bundan tövbemin kabul edildiğini anlardım. Çok defa tövbe edip pişmanlık duyduğum halde bineğimin huysuzluğu, hizmetçi ve hanımımın itaatsizliği devam ederdi. Ben bundan tövbemin kabul edilmediğini anlar, daha dikkatli olurdum.”
SÖZ TAŞIYANA KARŞI YAPILMASI GEREKEN ALTI ŞEY
Koğuculuk, insanlar arasında laf söz taşıma, dedikodu yapma ve ikiyüzlülük anlamına gelir. Dinimizce yasaklanmıştır. Koğuculuk yapanların azaba uğrayacağını hadislerde bildirilmektedir. Bir mümin, kendisine koğuculukla gelen kişinin sözüne itibar etmemeli, haberi getirilen kardeşinin hakkında suizanda bulunmamalıdır. Ebü’l-Leys Semerkandî bu hususla ilgili şöyle der: “Biri gelip sana bir kişinin senin arkandan işler çevirdiğini, sözler söylediğini haber verirse, senin şu altı şeyi yapman gerekir:
- Öncelikle onu hemen tasdik etme.
- Ona bu tür işleri yapmamasını söyle.
- Ona Allah ﷻ için buğz et.
- Hakkında ileri geri konuşulan kardeşine karşı suizanda bulunma.
- Hakkında ileri geri konuşulan kardeşin hakkında araştırmaya, gözetlemeye koyulma.
- Söz taşıyanın yaptığı işten hoşnut olma, onun yaptığını yapma”
GEÇİCİ OLANI ALDANMAK EBEDİ OLANI UNUTTURUR
Allah ﷻ bizleri yoktan var etmiş, dünyaya göndermiş ve bizlere bir ömür tayin etmiştir. Dünyada yaratmış olduğu diğer nimetleri insanoğlunun hizmetine sunmuş, o nimetlere aldanarak asıl vazifemizi unutmamamız için de elçiler ve kitaplar göndererek o nimetlerin dünyada kalacağını, insanın ise son nefesini verdikten sonra ebedi olan ahiret hayatına sadece dünyada yapmış olduğu hayır ve hasenatlar ile gideceğini bildirmiştir. Bir mümin dünya nimetlerine aldanmamalı, onların gelip geçici olduğunu unutmamalı, ömrünü sadece dünya malını elde etmek için tüketmemelidir. Fahr-i Kâinat Efendimiz ﷺ bizleri şöyle ikaz etmektedir: “Ademoğlu ‘malım, malım!’ der. Ey Ademoğlu! Acaba yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve ahirette karşılığını almak üzere verdiğin sadakadan başka senin malın var mı ki?” (Müslim, Zühd, 3)
KOMŞULUK HAKLARI
İmam Gazâlî komşuluk haklarını şöyle sıralar: “Karşılaşınca ondan önce selam vermek, onu fazla lafa tutmamak, komşuya çok fazla soru sormamak, hastalandığında ziyaret etmek; başına bir felaket geldiğinde taziyede bulunup teselli etmek, destek olmak, sevindirici hadiseler karşısında yanında olup tebrik etmek, sevincini ortak olmak; kusurlarını görmezden gelmek, açığa çıkan ayıplarını örtmek; mahrem sırlarına Vakıf olmak için evini gözetlememek, yoluna su ve süprüntü dökmemek, bahçesine toprak vb. atmamak, yokluğunda evine göz kulak olmak, aleyhinde söylenen sözlere itibar etmemek, bilmediği dini ve dünyevi konularda kendisine doğruları göstermek.”
AİLEYİ KURMAK KADAR KORUMAK DA ÖNEMLİ
Allah ﷻ, insanı erkek ve kadın olarak farklı cinsiyetlerde yaratmış ve dünyaya göndermiş; birbirlerine eş olmaları, yuva kurmaları için aralarına kuvvetli merhamet ve muhabbet bağı vermiştir. Yuva kurup aile olmak Allah Teâlâ’nın emri, Peygamber Efendimizin ﷺ sünnetidir. Aile kurmak kadar aileyi idame ettirmek, yıkılmasını önlemek, yuvayı korumak, her Müslüman kadın ve erkeğin görevidir. Aile kalmak yuvayı tehdit eden hata ve kusurları terk etmeyi gerektirir. Bir mümin ailesi için her daim affedici ve hoşgörülü olmalı, sabırlı ve sebatkar davranmaya her daim gayret göstermelidir. Peygamber Efendimiz ﷺ bizlere şöyle tavsiye de bulunmaktadır: “Mümin bir kimse Mümine olan eşine nefret beslemesin; çünkü onun bir huyunu beğenmezse de hoşlanacağı bir huyu mutlaka vardır.” (Müslim, Rada, 51)