Ana sayfa

DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT

DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT

DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT

YETİM MALINI KORUMAK

Kur’an’da, “Yetimlerin mallarını haksız olarak yiyenler şüphesiz karınlarına ateş dolduruyorlar, zaten onlar alevlenmiş ateşe gireceklerdir” (Nisâ 4/10) buyruluyor.

 

Âyette yetim malı yemek ateş yemekle eşdeğer tutulurken sevgili Peygamberimiz yetim malı yemeyi helâk edici yedi büyük günah arasında saymaktadır.

Yetimlere bakmak, yani onlara güzel muamele yapmak, işlerini düzenlemek, mallarını muhafaza etmek ve onların iyilikleri doğrultusunda çalışmak Kur’an ve Sünnet’te tavsiye edilmiştir. Sevgili Peygamberimiz,

“Ben ve yetime bakan cennette şöyle (iki parmağıyla göstererek) yan yanayız” (Buhârî) buyurarak yetime bakmanın karşılığına ebedî saadeti koymuştur. O halde yetimlerin malları güzellikle muhafaza edilmeli, onların geleceklerine önem verilmeli, onlara mutlaka sahip çıkmalıdır.

Yetim hakkında yüce Allah ﷻ şöyle uyarıyor: “O halde sakın yetime haksızlık ve kötülük etme!” (Duhâ 93/9)

 

 

İNSAN OLMAYI TERCİH ETMEK

Yüce Rabbimiz, insanı en güzel şekilde yarattığını bildiriyor. Bu en güzel şekil sadece insanın beden özellikleri değildir.

 

Aynı zamanda sahip olduğu birçok güzel meziyet ve faziletleri de kapsar. Bu meziyet ve faziletler bütün insanlarda öz olarak bulunur. Ancak manevi terbiyeyle geliştirilip hayata hâkim kılınabilir.

Bu durumda insanın önünde iki tercih olur. Ya Rabb’inin çizdiği yolda yürüyüp iyi bir insan olacak ya da ebedî mahrumiyetle yüz yüze kalacak. Allah Teâlâ şöyle buyuruyor: “Biz insana yolu gösterdik. İster şükreden olsun, ister nankör!” (İnsân 76/3).

 

 

 

PEYGAMBER’E ﷺ İTAAT

Kur’an’da belirtildiği gibi, Allah’ın ﷻ gönderdiği peygambere itaat eden kimse, bizzat Allah’a ﷻ itaat etmiş olur.

 

Ona isyan eden de Allah’a ﷻ isyan etmiş olur (Nisâ 4/80). Hz. Peygamber’e ﷺ uymadan hiç kimse Allah’ın ﷻ rızasına ulaşamaz. Hz. Peygamber, Allah’a giden yolun kılavuzu, bu yolda insanların terbiyecisidir. Her hükmü Cenâb-ı Hakk’ın hükmü yerindedir. Onu insanlığın önüne koyan yüce Allah’tır ﷻ. “Bu peygamberime uyun ki, benim muhabbetime, rızama ve cennetime ulaşasınız!” diyen de bizzat yüce Allah’tır ﷻ.

 

 

YÖNETİCİLERE NASİHAT

Hz. Ali yöneticilere bir nasihatinde şöyle diyor: “Halka yaptığın iyilikleri başlarına kakma. İşlerini abartma.

 

Sözünden dönme. Başa kakmak iyiliği ortadan kaldırır, abartmak gerçeğin görünmesine mani olur, sözden dönmek de Allah’ın ﷻ gazabına ve halkın nefretine sebep olur. Allah Teâlâ şöyle buyurur: ‘Yapmayacağınız şeyleri söylemeniz Allah katında büyük bir nefretle karşılanır’ (Saf 61/3).

Bir işe sabırsızlık edip vaktinden önce başlama, vakti gelince de gevşeklik edip o işi erteleme. Açıklığa kavuşmamış konularda inat etme, açıklığa kavuşan konularda da ihmalkârlık etme. Her işin yerini ve zamanını doğru belirle. Herkesin ittifak ettiği hususlarda kendini bir köşeye çekme.

Görevlilerinin yanlışlarından habersizmiş gibi davranıp gerekeni yapmaktan kaçınma. Böyle yaparsan sen zararlı çıkarsın. Kısa bir zaman sonra olay açığa çıkar ve mazlumun hakkı senden alınır. Öfkene, eline ve diline hâkim ol. Bunları kontrol edebilmek için öfkelendiğin zaman öfken geçene kadar beklemeye özen göster. Böylece kendine hâkim olursun.”

 

 

 

İYİLİK VE KÖTÜLÜK KİME?

İyilik ve kötülük adına yapılan her şey muhakkak sahibine dönecektir.

 

Böylece iyiliği de kötülüğü de insan kendine yapmaktadır. Allah Teâlâ şöyle buyurur:

“Kim iyi bir iş yaparsa kendi lehinedir. Kim de kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Rabb’in kullara (zerre kadar) zulmedici değildir” (Fussılet 41/46).

Salih amel yani iyi işler yapanlardan Cenâb-ı Hak Kur’an’da övgü ile bahseder:

“Erkek veya kadın, kim mümin olarak iyi iş işlerse elbette ona hoş bir hayat yaşatacağız ve onların mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeli ile vereceğiz” (Nahl 16/97).

Günlük hayatta yaptığımız güzel iş ve yardımlar salih amelin içine girmektedir. Ancak unutmamalı ki sadece insanların hoşnutluğunu ve beğenisini kazanmak için, inançsız olarak ya da Allah ﷻ rızası için olmayan işlerin Allah ﷻ katında bir kıymeti ve değeri yoktur.

 

Kazim CEPHANEGİL