DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT
DİLDEN GÖNÜLLERE NASİHAT
EV SAHİBİ İLE MİSAFİRİN RİAYET ETMESİ GEREKEN ŞEYLER
Misafir, evin bereketidir. Gelirken rızkı ile gelir, bereketi ile evden çıkar. Peygamberler, salihler misafire önem vermiş, her daim ikramda bulunmuşlardır. Resul-i Ekrem Efendimiz ﷺ birçok hadisinde misafire ikramın öneminden bahsetmiştir. Bir hadisinde ise şöyle buyurmaktadır: “Her kim malının zekâtını verirse, misafire ikramda bulunursa ve zorda kalmış akrabalarına yardımda bulunursa, nefsinin şerrinden korunmuş olur.” (Ali el-Muttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 15780) Ebu’l-Leys Semerkandî (rh.a) ise misafirlikle ilgili şöyle der: “Bir adam evine misafir çağırdığı zaman hem kendisinin (ev sahibinin) hem de misafirin riayet etmesi gereken üç mesele vardır.
Ev sahibini dikkat etmesi gereken şeyler:
- Misafiri yapamayacağı şeyler için zorlamamak (örneğin onu doyduğu halde yemesi için zorlamamak) ve bu hususta sünnet-i seniyyenin dışına çıkmamak.
- Helal olmayan şeyler ikram etmemek.
- Misafir için namaz vakitlerini gözetmek.
Misafirin dikkat etmesi gerekenler:
- Eve girdiği zaman oturmak.
- Kendisine takdim ve ikram edilene razı olmak.
- Evden çıkarken ev sahibine bereket duası etmek.”
MÜSLÜMANIN KARDEŞİ ÜZERİNDEKİ DÖRT HAKKI
Fahr-i Kâinat Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Dört şey senin üzerinde Müslümanların hakkıdır:
1- İyi kimseye iyiliğinde yardım etmen,
2- Kötülük işleyen için Allah’tan affını istemen,
3- Haktan kaçanı hak yola davet etmen,
4- Tövbe edeni sevmen.” (Deylemî, Firdevsü’l-Ahbâr, nr. 1502)
MÜSLÜMAN, KARDEŞİNİ YÜZÜSTÜ BIRAKMAZ
Müminin kardeşlerine karşı görevlerinden biri de, onları yüzüstü yalnız bırakmamasıdır. Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmaktadır: “Bir Müslüman, şerefi çiğnendiği ve namusuna dil uzatıldığı yerde Müslüman bir kişiyi yalnız bırakırsa, Allah ﷻ da onu yardımını arzuladığı bir yerde yüzüstü yalnız bırakır. Bir Müslüman, şerefi çiğnendiği ve namusuna dil uzatıldığı yerde Müslüman bir kişiye yardım ederse, Allah da kendisine yardımını istediği bir yerde mutlaka yardım eder.” (Ebu Davud, Edep, 41, nr. 4884)
YUVA İÇERİSİNDE HUZUR VE SAADETİN TEMİNİ
Ailede huzur ve saadetin temini için aile fertlerinden her birinin üzerine düşen vazifeler vardır. Sevgi, saygı, karşılıklı hoşgörü, aile içi yaşanan olayların başkalarına ifşa edilmemesi, mahremiyeti koruma, sıkıntıya sabır ve eldeki nimete şükür yuvadaki huzur ve saadeti arttırır. Yuvadaki huzurun temini için dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biri de eşler arasındaki güvendir. Çünkü ailedeki fertlerin birbirlerine karşı güven ve emniyeti olmazsa, bir yuva sıcaklığından ve ailede saadetin varlığından söz edilemez. Yuvada birlik ve beraberlik tesis edilemez. Fertler birbirine yardım edemedikleri gibi birbirlerini himaye de edemezler. Emniyetin olmadığı yerde huzursuzluk, güvensizlik ve hıyanet olur. Enes b. Malik konuyla ilgili şöyle der: “İçinde hıyanetin bulunduğu evde bereket olmaz.” (Beyhakî, Şuabü’l-Îman, nr. 5285)

EMANET, DİNİ VE AHLAKI GÜZEL OLANA TESLİM EDİLİR
Kadınlar, eşlerine Allah Teâlâ’nın birer emanetidir. Emanet ancak ehline, güvenilen kişiye teslim edilir. Zira bütün ikili ilişkilerde en değerli sermaye güvendir. Emanet ehline verilmediğinde ise fitne çıkar, fesat olur, emanet zayi olur. Dinine bağlı olmak, sözünün eri olmak; özü sözü, içi dışı bir olmak; dürüst olmak müminin şiarıdır. Bu vasıfları haiz olan kişinin ahlakı güzeldir ve kendisi güvenilirdir. Kızı evlenme çağına gelmiş ebeveynin, damat adayında bu vasıfları araması gerekir. Peygamber Efendimiz ﷺ bu hususta şöyle buyurmuştur: “Dini ve ahlakı sizi memnun eden birisi kız istemek üzere size gelirse, onu evlendirin. Böyle yapmazsanız yeryüzünde fitne ve büyük bir fesat olur.” (Tirmizî, Nikâh, 3)
KADININ EVİNDEKİ HİZMETİ CİHAT SEVABINA DENKTİR
Evdeki huzursuzluğun sebeplerin-den biri de eşlerin ailelerine karşı yapması gerekenleri geri planda tutması, başkalarına olan görev ve sorumluluklarını öne çıkarmasıdır. Bazı eşler hariçteki işlerin daha fazla sevap kazandırdığını, daha üstün olduğunu düşünerek evdeki işleri angarya olarak görme ve faydasız olduğunu düşünme gibi hatalara düşmekteler; ancak unutulmamalıdır ki erkeğin evine yapmış olduğu harcamalar sadaka, kadının evinde yapmış olduğu hizmetlerden elde edeceği sevap ise Allah (c.c) yolunda cihat etme sevabına denktir. Fahr-i Kâinat Efendimiz ﷺ, kadınların “Ey Allah’ın Rasûlü! Erkekler cihat hususunda sevapları alıp götürüyorlar. Bize de cihadın sevabını kazandıracak bir amelimiz var mı?” diye sorması üzerine şöyle buyurmuştur: “Evet, birinizin evinde çektiği mihnet (yaptığı hizmetler/çektiği meşakkatler) ona cihadın faziletini kazandırır.” (Beyhakî, Şuabü’l-İman, nr.8741)
SABIRDA HAYIR VARDIR
Allah Teâlâ kadın ve erkeği aynı özden ancak farklı vasıf ve özelliklerde yaratmıştır. Bu özellikler sebebiyle eşler arasında farklı bakış açıları, hoşa gitmeyen davranışlar meydana gelebilir. Böyle durumlarda eşlerin öfkelenmemesi, sabretmesi, yüze vurmayıp eşinin ayıbını örtmesi, müsamahakâr davranması, merhametli olması gerekir. Hoşlanılmayan bir davranışa sabredildiğinde Allah ﷻ nice hayırlar yaratmaktadır. Rabbimiz bu hususla ilgili şöyle buyurur: “Onlarla (hanımlarınızla) iyi geçinin. Eğer onlardan hoşlanmadıysanız, olabilir ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız da Allah ﷻ onda pek çok hayır yaratmış olur.” (Nisâ, 4/19)
Kazim CEPHANEGİL