ÇOCUKLARIMIZLA İLETİŞİM
Çocuklarla kurulacak sağlıklı bir iletişim onların eğitimine fayda sağlayacaktır. Özellikle kız çocuklarıyla kurulacak iletişim çok önemlidir. Zira kız çocukları daha naif ve naziktir. Fıtratları gereği bu özellikleri onları dışarıdan gelebilecek tehlikelere karşı daha kırılgan ve daha müteessir kılar. Onlar çevrelerinde gördüklerinden daha hızlı ve tesirli bir şekilde etkilenirler.
Ergenliğe yeni yeni adım atan bir kız çocuğu neyin yanlış neyin doğru olduğunu, karşılaştığı yeni şeyin kendisine nasıl etki edeceğini kestiremeyebilir. Zararı olabileceğini anlayamayabilir. ve ebeveyn kontrolü dışında gerçekleşen zararlı karşılaşmalar, onun yaşam tarzı haline gelebilir. Siz farkına vardığınızda artık pek çok şey değişmiş; evladınızın konuşmasından giyimine, alışkanlıklarından düşüncelerine, giyim kuşamına ve eğitim hakkındaki fikirlerine kadar pek çok şey başkalaşmıştır. Bu sebeple, vakit geç olmadan ebeveynler çocuklarıyla iletişimlerini her zaman kuvvetli tutmalı ve onlar için gerekli tedbirleri almalıdır. Zira onlar göz nuru oldukları kadar Allah’ın ﷻ bize emanetidir de. Hiçbir mümin emaneti zayi edemez, etmemelidir. Hele bu emanet, çocuklar olursa…
Terbiyede ve Eğitimde Şiddete Hayır
‘Dayak cennetten çıkmıştır’ sözü yanlıştır. Cennette dayak ve dayağı gerektirecek hiçbir şey yoktur. Ancak cehennemde kâfir ve zalimler için dayakla birlikte türlü cezalar vardır. Ondan Allah’a ﷻ sığınırız.
Dinimizde sevgi de sertlik de Allah ﷻ için olur. Böyle olursa, her ikisi de işe yarar, bir derde derman olur. Dinimizde Allah ﷻ için kızmak, tavır almak, tepki göstermek, icabında sert davranmak vardır.
Bu, zehirli elma yiyen, göz göre göre tehlikeye giden, ilâcını içmeyen çocuğa onu kurtarmak için gösterilen tepkidir. Onda intikam yoktur, ıslah vardır. Bazan bir tokat, cehenneme doğru giden bir insanı cennete çevirebilir. Buna şefkat tokadı denir.
Aile, çocuklarına edep öğretmekten sorumludur. Aynı şekilde eğitimci de öğrencisini eğitmekle görevlidir. Emniyet birimleri ise haddi aşarak huzuru ve düzeni bozanları tesbit, kontrol ve ıslahla yükümlüdür.
Bütün birimler bu işi sevgi, tatlı söz ve güler yüzle yapmalıdır. Sevgi kadar güçlü bir silâh yoktur. İşin aslı odur. Sevgi ve merhametin bittiği noktada adâlet uygulanmalıdır. Adâlet, hak edene hakkını vermektir. Hiçbir halde şahsî intikam ve zulme girilmemelidir.
Yaramaz zannedilen çocukları dövmek çare değildir; onlar dövüldükçe dengeyi kaybeder.
Hem yaramazlık nedir?
Pek çok anne babanın yaramazlık dediği şeyler, belki de çocuk için gerekli hareketlerdir. Çocukları kendi sabırsızlığımıza ve iş bilmezliğimize kurban etmeyelim. Sevmeyi ve edep vermeyi bilmiyorsak, dövmede çare aramayalım. Anne babanın çocuk davranışlarını tanıtan ve iyi tahlil eden kitaplar okumasını tavsiye ederiz.
Gerçekten çok yaramaz, inatçı ve söz dinlemez bir çocuk için tatlı sert davranmak, ciddî olmak, lüzumu halinde gereklidir. Çocuğun, başkasına sıkıntı ve zarar vermeye başladığında büyüklerinden bir tepki alacağını bilmesi önemlidir. Aile ortamında sevgi, ilgi, tebessüm ve sükûnet hâkim olmalı; sertlik ise lüzumu halinde kullanılan ilâç gibi kenarda durmalıdır.
Çocuğu yıldıracak, hayata küstürecek, güzel şeylere nefret ettirecek bir sertlik ve dayak helâl değildir. Namaz, yemek, okul veya iş için de olsa, korku ve nefret getiren her davranış yıkımdır, zarardır, zulümdür. Hele ikna, sevgi ve sabrı sonuna kadar kullanmadan hemen tepki vermek hepten yanlıştır.
Bundan daha zararlısı, terbiye verecek olan kimsenin kendisinin yaptığı kötü işleri çocuğa yasaklamasıdır veya çocuğa ‘yap’ dediği işlere kendisinin hiç yanaşmamasıdır.
Arkadaş Seçimi
“Müminden başkasını dost edinme, yemeğini de ancak muttaki olanlar yesin.” (Ebû Davud, Edeb, 19.)
Dost ve arkadaş seçimi insanın en ciddi tercihlerinden biridir. Büyükler, “İnsan huy hırsızıdır”, “Kır atın yanında duran ya huyundan ya da suyundan” diyerek arkadaş seçiminde dikkatli olunması gerektiğini belirtmişlerdir. Peygamber Efendimiz ﷺ de şöyle buyurmuştur: “İnsan, dostunun dini (yaşayışı) üzerinedir (onun yaşatısından etkilenir). O halde her biriniz dost edineceği kişiye dikkat etsin” (Ebû Davud, Edeb, 19.) Öyleyse herkes, arkadaş olacağı kişilerde iyi özellikler aramayı, kötü arkadaşlardan uzak durmayı, yani arkadaş seçmeyi öğrenmelidir. Zira arkadaş, kişinin sadece bugününü değil, yarınını da etkiler.
Çoğu zaman bir arada bulunduğumuz, aynı ortamı paylaştığımız arkadaşlarımız; bizim hal ve hareketlerimize, tutum ve davranışlarımıza, ahlakımıza olumlu ya da olumsuz olarak etki yapmaktadırlar. Bu gerçeği, “Üzüm üzüme baka baka kararır” sözüyle ifade etmişlerdir. Bu manada doğru arkadaş seçimi, kişinin hem dünya hem de ahiret hayatını yakından ilgilendiren bir husustur. İnsan ne kadar iyi niyetli olursa olsun eğer arkadaş tercihleri doğru değilse, hem bu dünyada hem de ahiret hayatında kaybedenlerden olur.
Dost ve arkadaşların hayırlısı sana Allah’ı ﷻ hatırlatan, Allah’a ﷻ itaatte sana yardımcı olan, unuttuğun zaman sana Allah’ı ﷻ hatırlatandır. Dostlarının en hayırlısı da gördüğün zaman Allah’ı ﷻ hatırladığın kimselerdir.