ÇOCUĞA İLMİHAL EĞİTİMİ
ÇOCUĞA İLMİHAL EĞİTİMİ
Çocuklar ilk çocukluk evresine geçtikten sonra artık onlara temel dini bilgiler verilmelidir. İlmihal bilgileri de denilen bu bilgiler, başta Kur’an okumak olmak üzere; abdest, namaz, oruç gibi buluğ çağını aşan her mükellefe farz olan ilimlerdir. İlmihal, mükellef bir insanın içinde bulunduğu vakitte yapması gereken farz ibadetlerin ve amellerin ilmini bilmektir. İlmihal öğrenmek her anne-babaya farz olduğu gibi, çocuklarına ilmihallerini öğretmeleri veya öğretene göndermeleri de farzdır.
Aile fertlerinin ilmihalinden birinci derecede baba sorumludur. İlmihalin bir kısmı buluğ çağına kadar her mükellef tarafından kesin öğrenilmiş olmalıdır. Bu kısma temel inanç esasları yanında gusül, abdest, hayız, namaz, Kur’an öğrenimi, oruç gibi vazifeler girer. Bunlar mükellef olan erkek ve kadını ilk anda ilgilendiren vazifelerdir. Bunların dışında kalan zekat, hac, kurban, adak, yemin, evlilik ve ticaret gibi işlerin yapılacağı zaman öğrenilmesi yeterlidir.
7 Yaşından İtibaren İlk İlmihal Bilgileri Verilmeli
Ailede çocuğa yedi yaşından itibaren ilk ilmihal bilgileri verilmeye başlanmalı ve buluğ çağına kadar tamamlanmalıdır. Çocuğuna buluğ çağına kadar farz olan ilmihalini öğretip gereken eğitimi veren bir baba ve anne, mesuliyetten kurtulur.
Öğretim, bir şey hakkında bilgi vermek; eğitim ise tatbikatla bir şeyi yaparak alışkanlık ve huy haline getirmektir. Çocuğa sadece abdesti ve namazı anlatmak yetmez, onu yaparak, yaptırarak ve uygulama imkanlarını hazırlayarak hayatının bir parçası haline getirmelidir.
Hepimizin de şahit olduğu gibi çocukluk yaşlarında edinilen temel din eğitimi, hayat boyu rehberimiz olur. Hatta edindiğimiz temel dini bilgilerin çocukluk zamanlarında gittiğimiz Kur’an kurslarından, camilerdeki eğitimlerden kaldığını hatırlar ve “Ne çok şey öğrenmişiz!” deriz. Çünkü çocukluk yaşları, bilginin en kalıcı olduğu, her şeyin temelinin en kuvvetli bir şekilde atıldığı dönemlerdir.
Kur’ân-ı Kerîm, bizim en önemli hayat kılavuzumuzdur. Onu okumak, anlamak ve yaşamak, başta çocuklarımız olmak üzere başkalarına öğretmek hedefimiz olmalıdır. Bunun için Kur’an-ı öğrenen ve öğretenler bizzat Peygamber Efendimiz tarafından övülmüştür. Bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyururlar: “Sizin en hayırlınız Kur’an-ı öğrenen ve başkalarına öğretendir” (Buhârî, Fedailü’l-Kur’an, 21).
Bizler nasıl ki çocuklarımızın dünyadaki geleceğini düşünerek iyi bir eğitim almalarını, en iyi okullarda okuyarak güzel bir meslek sahibi olmalarını, iyi bir hayat yaşamalarını istiyor ve düşünüyor isek en az o ölçüde ahiretteki durumlarını da düşünmeliyiz. İşte bu da dini terbiye ve eğitimden geçmektedir. Çocuklarımıza bırakacağımız en faydalı miras İslam terbiyesi olacağı gibi topluma sağlayacağımız en güzel katkı da arkamızdan bıraktığımız hayırlı evlatlar olacaktır.
Kız Çocuklarının Eğitiminde Hassas Olunmalı
Dinimizin erkek olsun kadın olsun herkes için ilme ne kadar değer ve önem verdiğini biliyoruz. Her Müslüman için dinini yaşayacak kadar ilmihal bilmesinin farz oluşu gibi Müslümanların işlerini idare ve idame ettirmek üzere, onların maslahatını temin için toplumun bir kesiminden bazı fertlerin de beşerî ilimler dediğimiz sosyal ve fen bilimleri üzerinde ihtisaslaşması gerektiği, alimler tarafından vurgulanmış ve toplumun tamamı tarafından terk edilmesi ise caiz görülmemiştir.
Eğitim; toplumların ilerlemesi, gelişip büyümesi ve ayakta durması için en temel taşlardan biridir. Bu nedenle bilinçli, kültürlü, sağlıklı ve eğitimli bireyler yetiştirmek son derece önemlidir. Çünkü ancak bu şekilde yetişmiş bireylerin oluşturduğu toplumlar, bu uzun ve zorlu yolculuğu sağlıklı bir biçimde tamamlayabilir.
Çocuklarımız arasında ayırım yapmamak, adalete ve eşitliğe riayet etmek de eğitimlerini daha kolay ve verimli bir hale getirecektir. Peygamber Efendimiz “Çocuklarınız arasında adaletli olunuz” (Buhârî, Edeb,18) buyuruyor. ve özellikle kız çocuklarının üzerinde durarak, “Kimin üç kızı olur da onları barındırır, ihtiyaçlarını karşılar, onlara iyi muamele ederse elbette cennet ona vacip olmuştur” (Tirmizî, Bir 13) buyuruyor.
Eğitim uzun soluklu bir süreci gerektiriyor. Eğitim bir terbiye sistemidir. Terbiyeden yoksun bir eğitim fayda vermeyeceği gibi netice de vermez. Ahlaki öğretilerden soyutlanmış, içi boşaltılmış veya desteklenmemiş bir eğitim başarı yerine hüsran getirebilir.
Çoğu zaman ailelerin çocukları için çalışıp didindiklerinin, saçlarını süpürge ettiklerinin, para kazanıp evlatlarına göndermek için gecelerini gündüzlerine kattıklarının hikayelerini ya duymuş ya da yaşamışızdır. Buna rağmen çoğunlukla bir serzeniş vardır.
Aileler olarak unutmamalıyız ki çocuklarımızı okutmak sadece onları okula göndermek, masraflarını karşılamak değildir. Bir anne veya baba, nasıl çocuklarını küçükken koruyup kolluyorlarsa büyüyüp ergen olmaya başladıklarında da aynı hassasiyeti göstermek zorundadır.
Bugün “Ne desek olmuyor, söylüyoruz ama dinlemiyorlar” gibi serzenişlerin arkasında çocuklarımızın değil bizim ihmalkarlığımızın olduğunu unutmayalım. Hayatın koşturmacası içinde çocuklarımızı ihmal etmeyelim. Her şey çoluk çocuk için derken onları unutmayalım.