İSLAM DİNİ TEBERRÜCÜ YASAKLAR
İSLAM DİNİ TEBERRÜCÜ YASAKLAR
>
Teberrüc, çekici görünmektir. Dinimiz bir hanımın yabancı bir erkeğe karşı teberrücünü yasaklar. Gerek konuşmayla gerek giyimle, gerek tavırla gerek yazıyla olsun fark etmez; bunların hepsi teberrüc dahilindedir. Buna bir de ilgi çekici tavır ve davranışlar eklendiği zaman, yapıldığı yer ve zaman ve metot fark etmeksizin hem kendisini hem de karşı cinsi etkiler. Biz bununla sanal ortamlarda, bir erkek ve kadının birbirleriyle yaptığı zorunlu olmayan yazışmaların sakıncasını kastediyoruz. Evet, ekran karşısında insan tek başınadır. Onun yazdıklarını denetleyecek, ifadelerine ayar getirecek nefsinden başkası da değildir. Ancak nefsi dizginlemek ise gerçekten çok zorduk. Nitekim Peygamber Efendimiz ﷺ bile bir duasında şöyle demiştir: “Allahım! Gözümü açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsimle baş başa bırakma” (Ebû Davud, Edeb, 110)
Dinen birbirlerine yabancı olan bir erkek ile bir kadının bir yerde baş başa kalmaları İslam hukukuna göre halvet terimiyle ifade edilir. Hadislerde, aralarında nikâh bağı veya devamlı evlenme engeli olmayan kişilerin baş başa kalmaları yasaklanmıştır. Bir hadiste, Efendimiz ﷺ “Kim Allah’a ve ahiret gününe iman ediyorsa, yanında mahremi olmayan bir kadınla yalnız kalmasın; çünkü böyle bir durumda üçüncüleri şeytandır” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/339.) buyurmuştur.
Ekran başında yapılan sanal sohbetlerin de buna benzediğini ve gerçek halvete götürme yolunda bir vasıta olduğunu söyleyebiliriz. Nitekim Nebî ﷺ Efendimiz bir hadislerinde, “Dikkat edin! Bir erkek yabancı bir kadınla baş başa kaldığında muhakkak üçüncüsü şeytandır.” (Tirmizî, Radâ, 16.) buyurmuştur. Ayette şeytana, “hayır ile alakası olmayan” anlamına gelen “merîd” denilmektedir (Nisa 117). Türkçedeki “meret” kelimesi de muhtemelen buradan gelmektedir. Aslında bu kelimenin kökünde, “sözünde durmamazlık” manası da vardır ki, şeytanın ayırıcı özelliklerinden birisi de budur. Şeytan, Cenâb-ı Hakk’a karşı, insanları saptıracağını söyledikten sonra söze: “Herhalde onları kuruntularla oyalayacağım” şeklinde başlaması bize şunu anlatıyor ki; şeytanın insanları saptırmakta, onların kalplerine attığı ümniyeler kadar kuvvetli bir başka silahı yoktur. Diğer bir ifadeyle, şeytanın insanları saptırmakta en büyük ve en kuvvetli hilesi, kalplere attığı ümniyelerdir. Ümniye; dipsiz emeller, boş ümitler, yalan sevdalar, batıl idealler ve manasız kuruntular demektir.
Sanal ortamda dinen birbirlerine yabancı sayılan kişilerin yaptığı sohbetlerin daha sonraları samimi birlikteliklere ve ardından hiç de hoş olmayan neticelere kadar götürdüğünü okumuş ya da televizyondan seyretmişizdir. Asrımızda bu tür hadiselerin aileleri nasıl parçaladığını görmek mümkün. Bir anlık masumane niyetler, sonrasında kişiyi hiç ummadığı mecralara sürüklemektedir. Evet, insanın yaptığı en büyük hatalardan biri de cahil olduğunun yani hata ettiğinin farkında olmaması veya yaptığı işin hata olduğunu kabullenmemesidir. O kendisinin daima doğru yolda olduğun zanneder.
Müslüman başkası hakkında suizanda bulunmaması gerektiği gibi kendisi de hakkında suizanda bulunulacak hareketlerden sakınmalıdır. Örneğin bir kişinin bardak yerine içki şişesine su doldurup içmesi bunun gibidir. Yukarıda da belirttiğim gibi, sanal ortam sohbetleri, mutlu mesut olarak yaşayan nice ailelerin harap olmasına neden olmuştur. Sanal sohbetler sebebiyle eşinin yüzünü göremeyen, bunun için ruhî dengesini bozulan nice aile bireyleri vardır.
Bu durumdan ders çıkaran kadın veya erkek aile bireyleri, hem kendileri bu işlerden uzak durmak istedikleri gibi eşlerinin de uzak durmasını isterler. Kim ailesinin dağılmasını ister ki! Bu sebeple kişi, her ne kadar kendi kanaatince, sadece sohbet ediyor olsa da, iş yeri arkadaşlarıyla da görüşüyor olsa da, bu tür görüşmeleri mesai saatlerine bırakmalı, evdeki vaktini ailesine, hanımına harcamalıdır. Böylelikle eşinin kendisi hakkında sui zanda bulunmasına da sebebiyet vermemiş olur. Sui zanda bulunmak ne kadar kötü ise, kendisini sui zanda bırakacak hareketlerde bulunmak da bir o kadar kötüdür.