Ana sayfa

ÇOCUK TERBİYESİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

ÇOCUK TERBİYESİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

ÇOCUK TERBİYESİNDE DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

En büyük terbiyecimiz olan yüce Allah ﷻ, terbiyenin temel bir kuralını şöyle belirlemiştir: “Biz insanlara (onlardan ne istediğimizi öğreten) bir peygamber göndermedikçe hiç kimseye azap etmeyiz, ceza vermeyiz.” (İsrâ 17/15). Bu âyet, içinde taşıdığı mâna ve işaretlerle bütün anne baba, eğitimci ve yöneticilere şunları öğretiyor: Sorumlu olduğunuz ve terbiyesini üstlendiğiniz kimselere önce iyiyi kötüyü anlatıp öğretin, zararlı şeyleri ilân edin, sonuçlarını bildirin; sonra takip edin. Delil olmadan, işi görmeden hüküm vermeyin. Tahminle kimseyi suçlamayın. Herkes aldığı cezanın sebebini bilsin. Yaptığı hatayı farketsin. Kimse, “Ben bunun yanlış olduğunu bilmiyordum ki!” demesin.

 

Bazı insanlar hata ederek hatayı öğrenir. Hatadan sonra yanlışı görmek ve ikna olmak daha kolay olur. Yanlışlar da doğruyu buldurmak içindir.

Yanlış düzeltirken, çocuğa, yüce Allah’ın ﷻ bize davrandığı gibi davranmalıyız. Yeryüzünde haddinden fazla kusur işleyen biz kullarına yüce Allah ﷻ eğer hak ettiğimiz cezayı hemen tam olarak verseydi, hayatta kimse kalmazdı.

Yüce kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de kusur işleyenlere karşı yüce Allah’ın ﷻ nasıl muamele ettiği şöyle özetlenir: Kusur işlemedikçe kimse suçlu görülmez. Suç işleyene kadar herkes temizdir. Herkes kendi kusurundan sorumludur. Kimseye hiçbir şekilde içinde bulunmadığı ve ortak olmadığı bir suçtan hesap sorulmaz. Her kusura hemen ceza verilmez. Kusurların bir kısmı bilerek gizlenir, şimdilik affedilir, onu yapana merhamet edilir, anlaması için süre verilir, bu arada uyarılır, doğrusu söylenir. Kusurunu anlayan, özür dileyen, yanlışını düzelten takdir edilir, sevilir. Allah ﷻ kusurundan tövbe edenleri sever. Bu kusur en büyük günahlardan biri de olsa, samimi olarak af dileyen bağışlanır. Affedilen kusur, onu yapanın yüzüne vurulmaz, iki de bir hatırlatılmaz. Kimse terk ettiği geçmişi ile kınanıp ayıplanmaz. İyiliği kötülüğünden fazla olan iyi kabul edilir, sevilir, kötü halini düzeltmesi beklenir. Kusurlu da olsa sorumluluğumuz altındaki kimselere sahip çıkmalıyız, onlara ikram etmeliyiz, gönüllerine girmeye çalışmalıyız. İşte yüce Allah ﷻ biz kullarına böyle davranmaktadır.

 

Çocuklarımızın Temel Din Eğitimi

Allah Teâlâ bizlere pek çok nimet vermiştir. Bu nimetler içinde çocuklarımızın ayrı bir yeri vardır. Onlar bizler için hem ilahî birer hediye hem de emanettir.

Geleceğimizin teminatı, dünya hayatının ziyneti ve Allah’ın ﷻ emaneti olan çocuklarımızı ruhen ve bedenen sağlıklı bir şekilde yetiştirmek hepimizin görevidir. Peygamber Efendimiz ﷺ “Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir hediye vermiş olamaz” (Tirmizî, Birr, 33) buyurur. Bu açıdan, yetişen nesillerimizi Kur’ân-ı Kerîm’in ahlakı ve ahkamıyla tanıştırmak büyük önem arz eder.

Çocuklarımız adeta temiz bir defter sayfası gibidir. Ona her şeyi yazabilirsiniz. Fakat bunlar Allah’ın ﷻ rızasına uygun olmalıdır. Allah’ın ﷻ hoşnutluğu istikametinde ve Hz. Peygamber ﷺ çizgisinde nakışlar işlenmelidir çocuğun kalbine.

Her aile çocuklarına, temel din eğitimi vermekle sorumludur. Onların zihinlerine nakşedilecek ilk bilgiler başta Allah ﷻ ve Rasûl’ü ﷺ ve dinimizin emir ve yasakları olmalıdır.

Ergenlik çağına gelinceye kadar çocuğa temel dini bilgiler verilmelidir. Eğer erken dönemlerde gerekli eğitim verilebilirse ergenlik döneminde yapılan dini sohbetler kendisine tesir eder ve önceki verilenlerin ne anlama geldiğini anlamaya başlar. Taşa yazı yazmak gibi bu bilgiler onun kalbine sağlam bir şekilde yerleşir ve onda iz bırakır. Fakat bunun aksine, küçük yaşlarda iyi terbiye edilemezse, kötü söz ve kötü davranışlara alışırsa ilerleyen dönemlerde anlatılanları kabul etmez.

Küçük yaşta verilen din eğitimi daha kalıcı ve daha etkili olmaktadır. Bu yaşlardaki eğitimin, müspet veya menfi, sonradan değiştirilmesi oldukça zordur. Özellikle 0-7 yaş bu açıdan en önemli dönemdir. Bu dönemde çocuğun karakteri büyük ölçüde şekillenmektedir. Küçük yaşta öğrenmenin kalıcı olduğu, “taş üzerine yazı yazma”ya benzetilip vurgulanırken yaşlılıktaki öğrenmek ise “su üzerine yazı yazma”ya benzetilmiştir.

Rasulullah [sallallahu aleyhi vesellem] “Çocuklarınıza ilk öğreteceğiniz kelime ‘La ilahe illallah’ olsun” (Abdürrezzak, el-Musannef, 7977) buyurmuşlardır. Çocuk konuşmaya başladığında tabii olarak anne-baba der. Fakat iradi olarak söyleyeceği ilk sözün “Allah ﷻ” olması gerektiği Peygamber Efendimiz’in ﷺ beyanlarında yer almaktadır.

 

HÜSEYİN ŞAMİL Baysultan