ÇOCUKLARI KORUMAK
Çocukları ve gençleri hayata hazırlamak, ona güzel ahlâk kazandırmak, temel dinî bilgileri öğrenmesini sağlamak ana babanın çocuğuna vereceği en güzel şeylerdir. Bu, anne babanın çocuğuna karşı görevi, çocuğun da ana-babası üzerindeki bir hakkıdır. Sevgili Peygamberimiz ﷺ, “Hiçbir anne-baba evladına iyi bir terbiyeden daha güzel bir miras bırakamaz” (Tirmizî Birr, 33.) buyurmuştur.
İnsanlığa rehber olmuş olan Peygamberlerin tarihini incelediğimizde de, hepsinin gayesinin yüksek ahlâklı, iyi insanlar meydana getirmek olduğunu görürüz. Peygamberler serveri Hz. Muhammed Mustafa ﷺ Efendimiz de kendisini bir muallim (eğitimci) olarak tanıtmış, eğitimcilik vasfını, gönderiliş sebepleri arasında zikretmiş, hayatı boyunca bunu tatbik etmiştir. O, bir hadislerinde, “Ben güzel ahlakı ikmal etmek üzere gönderildim” (Ali el-Müttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 5217.) buyurmuştur.
O, yirmi üç senede, yüzbinlerce güzide sahâbe meydana getirmiştir. Onlar da, elli sene gibi çok kısa bir zaman zarfında, Endülüs’ten Çin’e kadar ilim, irfan, ahlâk ve fazileti, Hakk’ı ve hakkaniyeti yaymışlardır.
Sanal Dünya ve Tehlikeleri
Teknoloji, bizlere sunduğu her yenilik ve kolaylıkla beraberinde bazı sıkıntı ve sorunları getirip de sizlere sunmakta. Evet, internet… Günümüzde bilgiye ulaşmamızı kolaylaştıracak en önemli araçlardan biri ve yedide yetmişe, her yaşta birçok insanın günlük hayatında kullandığı ve bunun paralelinde etkilendiği bir araç. O hayatımızın neredeyse vazgeçilmez bir parçası haline geldi. Çocuklarımızın ödevlerinden, okul kayıtlarına, sınav sonuçlarına, alışverişten fatura ödemelerine ve hatta iletişime kadar günlük hayatımızın her alanında bizlere yardımcı gibi gözüküyor.
Fakat bunca ihtiyacımızı pratik olarak çözme imkânı sağlayan internet, aile ilişkilerinde de en az televizyon kadar bizlerden bir şeyler götürmeye ve daha doğrusu çalmaya başladı. Araştırmalar, internet başında gereğinden fazla zaman harcayan, onu uygun kullanmayan insanların iş, okul, aile ve sosyal hayatlarının bu durumdan olumsuz etkilendiğini söylemektedir ki, zaten bunun olumsuz neticeleri gün be gün bize ve ardından en temelinden başlayarak aileye ve topluma yansımaktadır.
İnternet ortamında karşılıklı konuşmaya chatleşme deniyor. Böyle bir sohbet mahremlerin ve nâmahremlerin durumuna göre hükümler ihtiva etmektedir. Kişinin ınstagram, facebook vs. gibi sanal ortamlarda anne, baba, hala, teyze, amca, dayı gibi mahremleriyle görüşüp sohbet etmesinde dinimize göre bir problem bulunmamaktadır. Ancak dinen birbirlerine yabancı hükmünde olan iki karşı cinsin, sanal da olsa karşılıklı görüşüp konuşmalarında, hem dinen hem de toplumsal bazı sakıncaların olduğunu söylemek mümkündür.
Meseleyi birkaç açıdan incelemek ve sakıncalarını bu yönleriyle serdetmek mümkündür. Asırlardır insanlığa rehber olan yüce dinimiz aileyi, iffeti, sadakati yüceltmiş, bu erdemlere sahip olanları, olmayanlardan üstün kılmıştır. Aileye zarar vereceği, insanlık şeref ve haysiyeti ile bağdaşmadığı için zinayı yasaklamış, bu yasağın hayata geçmesini, uygulanmasını kolaylaştırmak için de zinaya götüren (götürmesi muhtemel olan) yolları tıkamış, tedbirini baştan almıştır. Müslümanlar, bırakın yabancı kültürleri ve hayat tarzlarını çağın bilim ve teknolojisinden yararlanırken bile kılı kırk yarmak, bu yararlanmaların kendi özlerini, değerlerini, kimlik ve kişiliklerini nasıl etkileyeceğini iyice düşünmek durumundadırlar. Öyle ikililer vardır ki, bizim değerler sistemimize göre bunlar, bir arada olamazlar; faizle helâl kazanç bir arada, necisle temiz bir arada, birbirine yabancı (mahrem, evlenemeyecek kadar yakın akraba olmayan) kadınla erkek baş başa olamazlar. Bu bir arada olamayışın hikmeti, kötünün iyiyi etkilemesi, bozması, tahrip etmesi ihtimal ve tehlikesidir.
Evet, dinimiz haramı yasakladığı gibi kişiyi harama götüren ve götürmesi muhtemel olan şeyleri de yasak kapsamına almıştır. Birbirine yabancı iki cinsin de sanal ortamda havadan sudan sohbet ederek vakit geçirmesinde de bu hükmü ve hikmeti görmek mümkündür. Bazı kişiler, sanal ortamlarda yapılan sohbetin sadece yazıdan ibaret olduğu ve kendilerinin dine aykırı şeyler konuşmadıklarını ifade etmektedirler.
Dinimize göre, kişiye sorumluluk yükleyen işler sadece ondan sadır olan fiili ve sözlü hareket ve davranışlar değildir. Yani bir kişinin, ben internette sadece yazışıyorum, diyerek kendini savunması, yaptığı işin dinen hiçbir sakıncası olmayan bir iş olduğunu doğrulamaz. Zira dinimize göre bir kişi, yazdıklarıyla da mükelleftir. Nitekim daha önceki yazılarımızda, bir kişinin mektupla veya mesaj yoluyla yaptığı boşamanın da geçerli olduğunu söylemiştik. Çünkü yazı da insanın niyetini ve maksadını ortaya koymakla onun lehinde veya aleyhinde hüküm verilebilmesi için kafidir.