Ana sayfa

BOŞANMA ÇEŞİTLERİ

BOŞANMA ÇEŞİTLERİ

BOŞANMA ÇEŞİTLERİ

Bedel ile Boşanma

Dinimizde evli kadın kocasına vereceği bir bedel karşılığında kendisini boşamasını isteyebilir. Erkek kabul ettiğinde kesin bir boşama gerçekleşir. Bu da kadın için bir çıkış yoludur.

Boşama bedeli olarak verilecek miktarın bir sınırı yoktur; kadın gücünün yettiği para, altın, gayri menkul ve bir hizmeti bedel olarak sunabilir. Kocanın, kadından mehrinden fazlasını istemesi mekruhtur. Konu ile ilgili Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmuştur: “Eğer erkek ve kadının, Allah’ın sınırlarında duramayacaklarından korkarsanız, o zaman kadının (geçinemediği kocasında ayrılmak için) bir bedel vermesinde ikisine de bir günah yoktur” (Bakara 2/229)

Bedel ile boşama gerçekleşince kadın kesin bir boşama ile (bâin talâkla) boşanmış olur. Yeniden birleşmek isterlerse tekrar nikâh kıyılması gerekir. Bu tür bir boşamada ayrıca hâkimin hükmüne ihtiyaç yoktur.

 

Kadına Yaklaşmamak İçin Yemin Etmek

Bir koca, kızdığı hanımına yaklaşmamak için yemin ettiğinde bunun hükümleri vardır. Bu durum Kur’an ve Sünnet’te mevcut olup, işin usulü belirlenmiştir.

Koca, Allah’ın ﷻ adını zikrederek, “Vallahi bundan sonra sana yaklaşmayacağım, seninle cinsî yakınlıkta bulunmayacağım” derse böyle bir yemini yapmış olur.

Böyle bir yeminde süre belirtilmemişse, hanımdan ayrı kalma süresi dört aydır. Dört ay dolmadan yemini bozup hanımına dönen koca, sadece yemin kefâreti öder. Tavsiye edilen de budur.

Koca dört aydan sonra dönerse, dönüş hakkı vardır, fakat koca bu kadar süre hanımını ihmal etmenin cezası olarak kesin bir boşama hakkını kullanmış sayılır. Yeni bir nikâh gerekir.

Koca hanımından ayrı kalmaya yemin ettiği gibi, bu yemini bozduğu takdirde bazı şeyleri yapmaya söz verirse, onları yerine getirmesi de gerekir. Meselâ, “Allah ﷻ adıyla yemin ederek söylüyorum, seninle dört ay içinde cinsî temasta bulunursam üzerime hac farz olsun” diye bir adakta bulunabilir. Yeminini bozup hanım ile cimâ yaptığında, hacca gitmesi üzerine farz olur. Veya, “Vallahi bu süre içinde seninle cinsî temasta bulunursam sen benden boş ol!” derse, bu süre içinde yeminini bozup cimâ yaparsa, hanımı bir boşanma ile boşanmış olur.

En güzeli böyle bir yemini yapan koca, başka bir şart ve adak söylemeksizin; sürenin dolmasını beklemeden yemini bozup yemin kefâreti ödemeli ve bu sıkıntıyı en kolay yoldan atlatmalıdır.

 

Hanımını Mahrem Bir Yakınına Benzetmek (Zıhâr)

Bir kimse, nikâhındaki hanımına, onu kendisine haram etmek kastıyla, “Sen bana annem gibisin” veya, “Sen bana annemin sırtı gibisin” yahut “Sen benim için bacım gibisin” dese, bu sözün bir hükmü ve cezası vardır. Buna dinimizde “zıhâr” denir. Zıhâr sırt anlamındadır. Genelde mahrem kadının sırtı zikredilerek bu benzetme yapıldığı için bu işe “zıhâr” ismi verilmiştir.

Zıhâr yapmak haramdır, fakat yapılınca geçerlidir.

Bu benzetme kendileriyle ebediyen evlenme yasağı olan bir kadın üzerinde yapıldığı zaman hükmü olur, kefâreti gerekir.

Bu kadınlar anne, kız kardeş, teyze, hala, sütanne, kayınvalide gibi kendisiyle hiçbir zaman evlenemeyeceği kimselerdir. Hanımını kendisiyle evlenebileceği bir kadına benzetmekle bu hüküm gerçekleşmez ve bir şey lâzım gelmez.

Zıhâr yapan kimsenin kefâret verinceye kadar karısıyla cinsî ilişkide bulunması veya öpmek, kucaklamak, avret yerine bakmak gibi cimâya yol açacak davranışlarda bulunması haramdır.

Hanım, zıhâr yapan kocasından bir an evvel kefâretini ödeyip kendisine yaklaşmasını talep edebilir. Kocası kefâret ödemeyi kabul etmiyorsa kadın durumu hâkime götürebilir. Hâkim, kefâret ödeyip hanımına yaklaşması için kocayı zorlar. Koca imkânı olduğu halde kefâret ödemiyor ve zıhârı bahane edip hanımına eziyet ediyor olabilir. Hâkim buna mani olur

Kur’ân-ı Kerîm’de böyle bir işin cezası şöyle belirtilmiştir: “Kadınlardan zıhâr ile ayrılmak isteyip de sonra söylediklerinden dönenlerin karılarıyla temas etmeden önce bir köleyi hürriyete kavuşturmaları gerekir. Size öğütlenen budur. Allah yaptıklarınızdan haberdar olandır. Buna imkân bulamayan kimse temas etmeden önce aralıksız olarak iki ay oruç tutmalıdır. Buna da gücü yetmeyen altmış fakiri doyurur. (Bu hafifletme) Allah’a ve Resûlü’ne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah’ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır” (Mücâdile 58/3-4).

Demek ki zıhâr yapan kimsenin ödeyeceği kefâret sırasıyla şudur:

  1. Bir köle âzat etmek. Bugün için bunu uygulama imkânı yoktur.
  2. Altmış gün peş peşe oruç tutmak. Buna gücü yetmeyecekse,
  3. Altmış fakiri sabah akşam doyurmak. Bir fakiri altmış gün doyurmak da yeterlidir.

Zıhâr yapan koca, kefâret vermekten ve hanımına yaklaşmaktan kaçındığı takdirde mahkeme eşleri ayırma yoluna gider.

Bir erkek hanımına, “Sen bana annem gibisin” dediğinde bu söz üç niyetle söylenmiş olabilir:

  1. Kıymet ve değerini anlatmak için. Buna bir şey lâzım gelmez.
  2. Kendine haram yapmak için. Bu, zıhâr olur.
  3. Boşamak için. Bu, kinayeli bir sözle boşamak olur.

Bir erkeğin hanımına, “bacım”, “kardeşim” veya “kardeşçiğim” demesi yasaktır, mekruhtur.

 

HÜSEYİN ŞAMİL Baysultan