EVLERE GİRME ADABI VE KADININ YOLCULUK YAPMASI

Evlere Girme Usulü
Örtüden maksat gözü haramdan korumak olduğu gibi; evlere takılan perde ve kapıdan maksat da budur. Her ev, aileden olmayan kimseler için mahremdir; yani özel koruma altındadır. Perdesi çekilmiş, kapısı örtülmüş bir eve izinsiz girilmez. Evin içi habersiz dışarıdan ve balkondan seyredilmez. Bunlar haramdır.
Bir başkasının evine girmeden önce izin istenir. Birinci izinde olumsuz cevap verilmişse geri dönülür. Cevap verilmemişse sesini işitmemiş olabilirler diye izin aralıklarla üç defa tekrarlanır. Üçüncü de cevap verilmiyorsa geri dönülür. Çok acil durumlar hariç eve girmek için ısrar edilmez.
İzin kapıya vurularak istenir. Zil varsa zil çalınır. Telefon gibi aletler de kullanılabilir. İzinden maksat, eve girmek istediğimizi bildirmek, kendimizi tanıtmak ve evdekilerin hazır olmasını temin etmektir.
Kapıyı veya zili çaldığımızda, içeriden, “Kim o?” diye sorulunca, “Ben, ben” demek doğru değildir. Bunun yerine, “Ben Ahmed, Fatma” vb. diyerek, içeridekilerin tanıyacağı ismi veya sıfatı söylemek gerekir.
Giriş izni için evin iç kapısı veya zili çalınmışsa, kapının sağ veya sol tarafına çekilmek gerekir. Bu şekilde kapı açılınca aniden evin içerisi görülmemiş olur. Zaten iznin gayesi budur.
İzin verilince, eve girişte önce selâm verilir; sonra kendisine gösterilen yere geçilir.
Uzun süre ailesinden uzakta kalan bir koca, mümkünse dönüş zamanını evine haber vermeli, eve gece aniden gelmemelidir. Böyle yapılırsa aile gelişe hazırlık yapar, kocayı sıkıntıya sokacak durumlara müdahale imkânı bulur.
Yabancı evlere girerken gereken izin edebini küçük çocuklara da öğretmek gerekir. Bu da aile ilmihali içine girer.
Evin içinde anne babanın yatış anlarında odalarına giren büyük çocuklar izin almalıdır. Çocuk temyiz yani iyi ile kötüyü ayırt etme yaşına geldiği zaman büyük sayılır.
Kadın Tek Başına Yolculuk Yapabilir mi?
Kadının yolculuğunda iki durum önemlidir. Biri gidilecek yol mesafesi, ikincisi de yol emniyetidir.
Şehir içindeki seyahatler kısa yolculuğa girer. Bir kadın ihtiyaç olunca, kocasının iznini aldıktan sonra, örtü ve edebine dikkat ederek tek başına şehir içinde yolculuk yapabilir.
Yol mesafesi 90 kilometreyi aşıyorsa uzun yola girer. Bu namazların kısaltıldığı mesafedir. Hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur: “Kadın yanında bir mahremi bulunmadan üç günden fazla bir yolculuğa çıkmasın.” (Müslim, Hac, 423)
Buna göre yanında eşi yahut bir mahremi bulunmayan kadının, yalnız başına veya başkasıyla uzun bir yola çıkması çeşitli yönlerden sakıncalıdır. Bunun için uzun yola çıkan kadının yanında kendisine sürekli nikâh düşmeyen bir yakınının bulunması istenmiştir.
Bazı âlimler, kadının uzun yolculuğunda mesafeyi değil yol emniyetini dikkate almışladır. Şâfiî ve Mâliki âlimleri özellikle farz haccı için yolculuk yapacak bir kadın açısından yol emniyetini yeterli görmüşlerdir. Şöyle ki:
Kendisine hac farz olan bir kadın yanında kocası veya bir mahremi bulunamayacaksa, güvenilir bir kadın topluluğu ile hacca gidebilir. Umreyi farz görenler için buna umre de dâhildir. Hatta yol güvenliği olunca, kadının tek başına farz hacca gidebileceğini söyleyen âlimler bile vardır.
Bunun için yol güvenliğini esas alanlar, Hz. Peygamber’in ﷺ şu hadisini de görüşlerine delil olarak kullanmışlardır: “Hiç şüphesiz Allah bu dini yaymayı tamamlayacaktır. İslâm’ın yayılması ile öyle emniyet gelecek ki, bir kadın Hîre’den devesine atlayıp yanında hiç kimsesi olmadan gelip Kâbe’yi tavaf edecektir.” (Buhârî, Menâkıb, 25)
Hadisin râvisi Adî b. Hâtim [radıyallahu anh], bu hadisin gerçekleştiğini ve kendisinin böyle bir kadını gördüğünü haber vermiştir.
Bir zaruret durumunda, Hanefî mezhebine bağlı bir kimse diğer hak mezheplerden biri ile amel edebilir. Farz hac için bu fetva ile amel edilebilir.
Şunu da ekleyelim: Bir kadının farz haccına gitmek için kocasından izin istediğinde kocasının bunu engelleme hakkı yoktur; ancak hanımına, “Bu sene bekle, gelecek sene beraber gidelim” dese, kadın bunu dikkate almalıdır. Bu gecikmeden dolayı kadın günaha girmez. Kocası ile birlikte hacca gitmesi daha hayırlı olur. Kocanın gitme imkânı olmasa veya kadının kocası bulunmasa, başka bir mahrem bulamayınca yukarıdaki fetva ile amel yolu açılır.
Bir kadın zorunlu tedavi, anne baba ziyareti veya iş için bulunduğu şehrin dışına gitmek zorunda olsa ve yanına bir mahrem kimse bulamasa, yine bu fetva ile amel edebilir.
Bu yolculuk beden hastalıkları için yapılabildiği gibi ruh ve kalp hastalıklarını tedavi için de yapılabilir. Bunun için, yol güvenliği esastır. Gidilen vasıta şahsî değilse, yolcu taşımak için izinli olmalıdır. Yani yolculuk bilinen, tanınan bir firma ile yapılmalıdır. Ayrıca kadının yanında güvenilir bir veya birkaç kadın bulunmalıdır. Bu kadınlardan birinin mahreminin olması yeterlidir. Böylece erkeklerle baş başa kalma tehlikesi oluşmaz.