Ana sayfa

BOŞAMANIN ŞEKLİ VE USULÜ

BOŞAMANIN ŞEKLİ VE USULÜ

BOŞAMANIN ŞEKLİ VE USULÜ

Nikâh gibi boşama da herkesin kendi kullandığı dildeki boşama ifade eden kelimelerle olur.

 

Boşama hükmü iki türlü ifade edilebilir:

  1. Açık ifadelerle boşama. Bu boşama mânası açık, hükmü kesin ve herkesçe bilinen boşama ifadeleriyle olur. Bu ifadelerin mânası gibi kullanım yeri ve hedefi de bellidir. Bu tür sözlere sarih yani hükmü açık ifadeler denir. Meselâ kadına, “Seni boşadım”, “Sen benden boşsun”, “Benden boş ol” demek gibi.

Bu tür sözlerle yapılan boşamaya fıkıhta “ric‘î talâk” yani dönüşü mümkün olan boşama denir. Bu boşama ile koca, üç boşama hakkından birini kullanmış olur; ikinci hakkını kullanmak için hanımına dönebilir; bu dönüşte yeni bir nikâha gerek yoktur.

  1. Kapalı ifadelerle boşama. Bir söz, iki ayrı mânaya geliyorsa, ona kapalı ve kinâye lafız denir. Bazı sözcükler kullanılan dilde hem boşama hem de başka bir mânaya gelebilir. Bu tür sözlere yapılan boşama, niyete bağlı olur, hüküm niyete göre verilir.

Meselâ, “Ailenin yanına git”, “Sen bana haramsın”, “Sen serbestsin”, “Artık iddetini bekle”, “Yolun açık olsun”, “Beni terket”, “Nikâhın senin elinde”, “İstediğini yap”, “Kendine başka bir koca ara” gibi sözler, istense ve niyet edilse boşama için de kullanılabilir. Aynı sözler boşamanın dışında bir mânaya da kullanılabilir.

Bir koca, hanımına karşı böyle bir söz sarfettiği zaman, niyetine bakılır. Niyeti boşamaksa, kadını boşamış olur. Bu tür boşama ile kesin boşama gerçekleşir. Buna fıkıhta “bâin talâk” yani karı kocayı hemen ayıran boşama denir. Kadına dönmek için yeni bir nikâh gerekir. Bu nikâh, kadının rızâsına bağlıdır.

Şu tür boşanmalardan sonra da dönüş için yeni nikâh gerekir:

  1. Kadının kocasına bir bedel vererek boşanması.
  2. Kocanın nikâh yaptığı kadını hiç cimâ etmeden boşaması.
  3. Kadının müracaatı üzere hâkimin hükmüyle gerçekleşen boşanma.
  4. Dönüş imkânı olan boşanmada (ric‘î talâkta) iddet süresi içinde dönülmezse, boşama bâine dönüşür, yeni nikâh gerekir.
  5. Hanımını mahrem birine benzeterek kendine haram eden kimsenin boşaması. Buna zıhâr denir.

Erkek ya açık ya kapalı ifadelerle hanımını bir kere boşadığı zaman, bir talâk hakkını kullanmış olur. İki talâk hakkı daha olduğundan hanımına dönüş yapabilir. Ancak bu dönüş de boşamanın şekline göre iki türlü olur:

  1. Kadının rızasına müracaat etmeye ve yeni bir nikâha gerek olmaz.

Erkek, birinci şekilde belirtildiği gibi açık boşama sözleriyle boşadığı kadına, kadın boşanma iddetini beklerken dönebilir.

Boşanan kadının iddeti yani bekleme süresi, Hanefîler’e göre üç hayız, diğer üç mezhebe göre üç temizlik dönemidir.

Bu süre içinde erkek boşadığı hanımına gidip, “Sana geri döndüm” dese, ikinci hakkını kullanmak üzere dönmüş olur. Aynı şekilde onunla evli iken yaptığı bir işi, döndüğünü göstermek niyetiyle yapsa, meselâ onu öpse veya kendisiyle cimâ etse, bu da dönüş sayılır.

  1. Kadına müracaat yapılır, kabul ederse yeniden nikâh kıyılır. Erkek hanımını kapalı ifadeler, kinayeli sözler kullanarak boşamışsa, ondan kesin olarak ayrılmış olur. Artık, “Ben sana döndüm” sözü yeterli olmaz; iş kadının rızâsına bağlı olur. Kadın evet derse, yeni bir nikâh yapılır.

 

Her Boşamadan Sonra Yeni Nikâh

Âlimler arasındaki ihtilâftan kurtulmak ve işi sağlama almak için her türlü boşanmanın sonunda, bütün dönüş hakları bitmemiş ise yeni bir nikâh kıyılmalıdır. Çünkü bugünkü müslümanların çoğu boşama türlerini, lafızlarını, ikisi arasındaki ince noktaları, nasıl meydana geldiğini ve uygulama şekillerini tam bilmezler ve uygulayamazlar. Gerçi iki şekilde gerçekleşen boşanmanın hukukî olarak sonuçları biraz farklıdır; ancak söylediğimiz sebepten ötürü her boşanmadan sonra usulünce bir nikâh kıymanın faydası vardır. Kocanın hanımını boşarken ve ona tekrar dönerken şahit bulundurmasını şart gören âlimler, bu işin bir sözden ibaret olmayıp ciddîyet ve sorumluluk istediğini söylemişlerdir.

Boşamanın usulünü anlatan âyette şöyle buyrulur: “Ey peygamber (ve müminler!), Kadınları boşayacağınızda onların iddetlerini dikkate alarak boşayın. İddet sürelerini de sayın. Bu işte bir haksızlık yapmaktan rabbiniz Allah’tan korkun” (Talâk 65/1). Aynı sûrenin 3. âyetinde boşamada şahit bulundurulması istenerek şöyle buyrulmaktadır: “Boşadığınız kadınlar iddetlerini doldurduklarında, onları ya iyilikle nikâhınızda tutun ya da usule uygun ve iyilikle boşayın. Boşama işine içinizden adalet sahibi iki kimseyi şahit tutun.” Demek bir koca hanımını boşarken tek başına boşasa bile, bunu ayrıca iki şahitle etrafa duyurmalı, ayrıca boşanmanın hukukî kısmını takip edecek mahkemeye durumu intikal ettirmelidir. Erkek üçüncü boşamayı yapmışsa, dinen o kadından tam olarak ayrılır, bütün hakları biter. Koca, bu kadına yabancı olur. Onunla doğrudan dördüncü bir nikâh yapamaz. Artık bu kadın isterse başka bir erkekle evlenebilir. Dinen buna bir engel yoktur. Ancak günümüzde resmî nikâh, resmî makamlarca bozulduğu için kocanın ayrıca mahkemeye müracaat ederek boşanmayı resmen tescil ettirmesi gerekir. Bir kocanın dinen bütün boşama haklarını kullandığı bir kadını resmen boşamaması zulümdür. Bundan kaçınan kocayı kadın mahkemeye verebilir. Mahkeme de aralarını ayırır, kadın serbest olur.

 

HÜSEYİN ŞAMİL Baysultan