ÇOCUK SAHİBİ OLMAK
ÇOCUK SAHİBİ OLMAK
Modern hayatın getirisi mi götürüsü mü bilinmez ama günümüz ailesinde çocuk sahibi olmak artık üzerinde uzun uzadıya düşünülen bir mesele haline gelmiş…
Peygamberimiz ﷺ “Evleniniz, çoğalınız çünkü ben kıyamet gününde sizin çokluğunuzla iftihar edeceğim” (Abdürrezzak, el-Musannef, nr. 10391) buyurmak suretiyle, neslin çoğalmasını teşvik etmiştir. Hadisin zahirinden direkt anlaşılan anlam bu olsa da aslında arka planında günümüz manevi hastalıklarına şifa olacak, tavsiye niteliğinde pek çok önemli detay bulunmaktadır.
Medya ve televizyon gibi görsel yayın organlarında evliliğin pembe panjurlu evlerde, dertsiz tasasız gösterildiği; hayatın sadece yeme, içme, gezme ve zevküsefadan ibaret olduğu izleniminin verildiği dizi ve filmlerde evlilik hayatı; içinde çocuk olmadığı zaman yaşanabilir bir hayat olarak ekranlara yansımıştır. ve bunda da başarılı olunmuştur. Artık yeni evlenen çiftler için çocuk sahibi olmak, evliliğin birinci gayesi olmaktan çok uzak. Bu durumun oluşmasında, bahsettiğimiz üzere, medyanın tesiri olduğu gibi karı kocanın aynı anda çalışması, çocukları yetiştirememe endişesi, fakirlik ve bu dünyaya çocuk getirmeme gibi endişe ve korkular da etkilidir. Fakat bu saydıklarımızdan başka, çocuk sahibi olmanın önünde duran en büyük engel; aile bireylerinin kendilerine daha çok vakit ayırmak istemeleridir.
Çocuk Evin Neşesidir
Rasûlullah Efendimizin ﷺ “Evleniniz ve çocuk sahibi olarak çoğalınız” emri ve tavsiyesi, belirttiğimiz gibi sadece çocuk sahibi olmamızı emretmiyor aslında. Evlilikle birlikte çocuk sahibi olmak, evlenmenin doğal ve tabii bir sonucu olduğu için uzak ve yakın geçmişte hiç kimse bunu söz konusu etmemiştir. Anne babalar, dedeler ve nineler evlatlarına “Hani torunumuz nerede?” diye sorar ve bunun üzerinde de ısrarla dururlarken ailede huzur ve mutluluğun sağlanmasında çocuğun önemine işaret ediyorlardı.
Kur’ân-ı Kerîm’e baktığımız zaman birçok peygamberin, Allah’tan ﷻ çocuk nimetine sahip olabilmeyi istediklerini görebiliriz. Örneğin Hz. İbrahim “Rabbim! Bana salihlerden olacak bir evlat ver” (Saffat 37/100) diye dua etmiştir.
Çocuk; bir evin neşesi, anne ve babanın teselli kaynağıdır. Çocuğu olmayan bir aile, geleceğine umutla bakıp şevkle çalışamaz. Evlat, ebeveynin hayata tutunmalarındaki dayanaklardan biridir. Ayrıca her ne kadar çocuk sahibi olmamak veya bunu ertelemek hem özel hem de sosyal hayatta bir serbestlik ve rahatlık gibi gözükse de yapılan araştırmalar; kasıtlı olarak çocuk sahibi olmamanın mahrem hayatın soğumasına sebebiyet verdiğini göstermiştir.
Bütün bunlar bir yana, çocuklara hizmet etmek ve onların rızkının peşinde koşmak dinimiz nazarında ibadet sayılmıştır. Peygamberimiz ﷺ şu hadis-i şerifleriyle bu durumu çok güzel bir şekilde ifade etmiştir: “Bir kimsenin harcadığı en faziletli masraf, çoluğuna çocuğuna harcadığı paradır” (Müslim, Zekât, 38). Bir diğer hadislerinde de “Muhakkak ki çoluk çocuğuna harcadığın bir şey sadakadır” (Müslim, Vasiyyet, 8) buyurmuştur.
Unutulmamalıdır ki insan öldükten sonra geride bıraktığı salih çocuklarının iyi amellerinden de faydalanır. Peygamberimiz ﷺ bu hususta şöyle buyurmaktadır: “Kişi öldüğü zaman amel defteri kapanır ancak şu üç şeye sahip olanın defteri kapanmaz, sevap yazılmaya devam eder; sadaka-i cariye (vakıf), kendisinden istifade edilen ilim ve kendisine dua eden hayırlı, salih bir evlat” (Buhârî, Edebü’l-Müfred, nr. 38).
Geçim derdi veya çocukları için daha iyi hayat şartları sağlayamama gibi maddi endişeler sebebiyle çocuk sahibi olmama konusuna gelince; dinimizce Allah ﷻ herkesin rızkına kefil olduğunu beyan etmiştir. Çocuk, rızkı ile beraber doğar. Eski cahiliye toplumunda müşrikler buna inanmadığı için fakirlik korkusuyla ve çocuklarını besleyememe endişesiyle çocuklarının olmasını istemezler ve doğanları da hemen öldürürlerdi. Buna benzer davranışları zamanımızda da görmek mümkün. Ancak Cenâb-ı Allah herkesin rızkına kefil olacağını beyan ederek, onların bu çirkin düşünce ve hareketlerini yasaklamıştır.
İslam’da çocuk sahibi olma ve neslin devamını sağlama; ibadet kabul edilmiştir. Ancak şunu da unutmamak gerekir ki çocuk istemenin ve çocuk sahibi olmanın faziletli oluşu; onu İslamî bir terbiye ile yetiştirmeye bağlıdır. Aksi takdirde çocuk; gerek anne ve babası gerek toplum için faydalı olmaktan ziyade zararlı bir unsur olur. Bu nedenle çocuk terbiyesi de en az çocuk sahibi olmak kadar önemlidir. Bu sebeple hayırlısını istemek anlamında onun ahlakî terbiyesini de göz önüne almak gerekir.
Müslümanın evlenmesi ve çocuk sahibi olması, sevilen ve tavsiye edilen bir husustur. Bunun için de izdivaçta her daim Rasûlullah’ın ﷺ iftihar edeceği bir nesil hedeflenmelidir. İyi yetiştirilmiş çocuklar ebeveyn için dünyada ve ahirette birer yüz akı olurlar. Öyleyse bize düşen Cenâb-ı Allah’tan ﷻ “hayırlı evlat” istemek ve ilahî birer emanet olan evlatlarımızı iyi yetiştirmeye gayret etmektir.
HÜSEYİN ŞAMİL Baysultan