FİDDA
Fidda yedinci asırda yaşamış, velayet sahibi hanım sûfilerdendir. İlim, güzel ahlak ve keramet sahibidir. Çevresindeki salihalardan ilgi ve hürmet görmüştür. Eşinin ismi bilinmemekle birlikte ümmetin salihlerinden bir arif zat olduğu kaynaklara geçmiştir. Eşi, dünya ve ahiret işlerinde Fidda’nın görüşlerine başvurarak onunla zaman zaman istişare etmiştir. Seçkin ve bilinen bir aile olmalarına rağmen Fidda ve eşi mütevazı bir yaşam sürmüşler ve maddi zorluklar çekmişlerdir.
Fidda ve ailesi ömürlerini ilim ve salih amellere adadığından tek geçim kaynakları da evdeki koyunlarıdır. Bu tek koyun vesilesiyle Fidda’nın elinden pek çok keramet sadır olmuştur. Nitekim ne zaman ailesi, çocukları veya misafirleri için süt ihtiyacı olsa Fidda bu koyundan bol miktarda lezzetli süt sağabilmiştir. Bu bereketli hayvanın beklenilenin üzerinde, nasıl böylesine lezzetli ve çok süt verdiği sorulduğunda Fidda şöyle demiştir: “Bu koyunumuz müritlerin gönlünde otlar. Onların gönlü (zikrullah ile) hoş olursa bunun sütü de hoş olur. Yok, gönülleri kasvete ve dünyaya dair şeylere daldıysa bunun sütü bozulur ve azalır. O halde şimdi gönüllerinizi hoş tutun.”
İmam Yafiî bu sözlerle ilgili şu izahı yapar: “Bu hanımın ‘müritler’ diyerek kastettiği esasen kendisi ve kocasıdır. Ancak bu şekilde söylemesi şu maksatlara dayanır: Birincisi, Fidda kalbi iffetini -bereketin müritlerin kalp temizliğinde olduğunu ifade ederek manevi halini- örtmeyi ve batini durumunu muhafazayı murat etmiştir. İkincisi, onların kalp hoşluğunun berekete vesile olduğunu belirterek müritleri kalp temizliğine ve güzel ahlaka teşvik etmek istemiştir. Nitekim ‘Şimdi kalbinizi hoş tutun’ demesi de bundandır.”
Eldeki Tek Koyunu Kurban Etmek
Bir Kurban Bayramı’nda müminler, bayram namazından sonra evlerine çekilerek koyunlarını Allah ﷻ yolunda kurban eder. Fidda’nın eşi Kurban Bayramı günlerinde Allah’a ﷻ en yaklaştırıcı amelin Allah ﷻ rızası için kurban kanı akıtmak olduğunu bilmektedir ve müminler tekbirlerle birer birer kurbanlarını keserken kendisi de bu makbul amelden geri kalmak istemez. Din gayretiyle ve halis niyetle evdeki tek koyununu Allah ﷻ rızası için kurban etmeyi düşünür. Düşüncesini hanımına açar. Eşini çok iyi tanıyan, onun hangi güzel duygularla bu teklifte bulunduğunu iyi bilen Fidda , eşini teselli için şöyle der: “Efendim, biz fakiriz. Bu koyun geçinebilmemiz için bize ancak yetmektedir. Bundan dolayı bu koyunu kurban etmeme iznimiz vardır.” Gerçeklerle yüzleşen evin reisi teskin olur. O ara bayram ziyareti için uzak yoldan hatırlı bir misafirleri gelir. Gelen kişi de salihlerdendir. Fidda eşini her ne kadar teskin etmiş de olsa aslında bu mübarek Kurban Bayramı’nda Allah ﷻ rızası için kurban kesmeyi canıgönülden arzulamaktadır. Eşinin yanık yüreğinden çıkan sözlerin tesirini hala hissederken bu kıymetli misafirin de gelmesini bir işaret olarak değerlendirir. “Allah ﷻ kerimdir” diyerek, tam bir tevekkülle kocasına şunları söyler: “Efendim, siz haklısınız. Allah ﷻ rızası için tekbirlerle siz de kurbanınızı kesiniz. Sonra misafirimize de ikram ederiz. Yalnız hayvanı alınız ve çocukların üzülmemesi için duvarın ardına götürünüz. Orada kesiniz.”
Fidda’nın eşi misafirleriyle birlikte, duvarın ardında uygun bir yerde koyunu keser. Henüz yüzme ve temizleme işlemleriyle meşguldürler. O esnada duvarın ardından Fidda’nın yanına bir koyun gelir. O, kesilecekken hayvanın can havliyle kaçtığını zanneder. Koyuna merhamet eder ve su verir. Başını okşar. Kısa bir süre sonra eşinin, kestiği koyunun etlerini getirmesiyle ikisi de hayretler içerisinde kalır. Önce çevrede koyunu kaçan bir kimsenin olup olmadığı araştırılır. Neticede kestikleri hayvanın neredeyse aynısı olan bu koyunun ilahi bir lütuf olduğunu anlarlar. Allah Teâlâ’ya nail oldukları bu ihsan için şükür ve niyazda bulunurlar.
Menakıb müellifi burada misafirperliğin altını çizer ve hadisenin misafire ihlasla ikram eden kişinin yalnızca ahirette değil, dünyada da ihsanlara nail olacağının güzel bir örneği olduğunu belirtir. Koyun menkıbesiyle, keramet ve güzel ahlakıyla meşhur olan Fidda son dönemlerinde zamanın büyük alimlerinden Şeyh Ebü’r-Rebî tarafından ziyaret edilmiştir. Asrının bilinen az sayıdaki veli kadınları arasında yer almaya muvaffak olan Fidda , ileri yaşlarda vefat etmiştir.
Allah ﷻ Rızası İçin Kurban Kesmek
Fidda ve kocası maddi imkansızlıklarına rağmen kurban keserek Allah’a ﷻ yakınlıklarını ziyade etmek istemişlerdir. Onların bu iştiyakı modern insanın kurban anlayışını muhasebeye davet etmektedir. Maddî imkanların eski asırlara nazaran çok daha fazla olduğu günümüzde, dinen kurban kesebilecek ölçüde maddi güce sahip bazı kişiler kurbanı bir meşakkat veya külfet olarak görebilmekte, bu sebeple kurban ibadeti sınırlı sayıda mükellef tarafından yerine getirilmektedir. Oysa Allah’a ﷻ yaklaştıran, kurbiyyete (yakınlığa) vesile olan en önemli ibadetlerden biri olan kurban ibadetine, ahir zamanın sert rüzgarlarıyla savrulan günümüz insanının çok daha fazla muhtaç olduğu yadsınamaz bir gerçektir.
Talha Kazım BAHTİYAROĞULARI