SAFİYYE BİNT HUYEY
Peygamber Efendimiz’in ﷺ zevcesi ve müminlerin annesi olmakla şereflenmiş pak hanımlardan biri de Safiyye bint Huyey’dir. Hz. Harun’nun neslindendir. Babası Huyey Medine’deki üç yahudi kabilesinden biri olan Nadîroğulları’nın reisidir. Medine’de ve diğer iki yahudi kabilesi üzerinde ağırlığı olan Beni Nadir kabilesi, Peygamberimiz’in ﷺ Medine’ye hicretinden sonra ilk başlarda Medine Sözleşmesi’ne uydu. Ancak yahudi Beni Kaynuka kabilesinin Bedir Savaşı’ndan sonraki taşkınlıkları Peygamberimiz’in ﷺ bu kabileyi kuşatmasına ve neticede Medine’den sürmesine neden olmuştu. Benî Kaynuka’nın sürülmesinden ve yahudi şair Ka’b b. Eşref’in İslâm aleyhine propagandaları nedeniyle öldürülmesinden sonra Nadiroğulları reisi Huyey b. Ahtab’ın müslümanlara karşı tutumu değişmeye başladı.
Medine Sözleşmesi’ne rağmen her fırsatta aleni bir şekilde İslam düşmanlığı yapan Huyey, Uhud Savaşı’nda müşriklere müslümanlar hakkında stratejik bilgiler de verdi Son olarak Habibullah Efendimiz’e ﷺ suikast düzenlemek istemesi bardağı taşıran son damla oldu. Allah Resûlü ﷺ tüm bunlar üzerine Nadiroğulları’na Medine’yi terketmelerini söyledi. Huyey ve kabilesi diğer İslam düşmanlarının kendilerine yardıma geleceğini düşünerek savaşmayı tercih ettiler ama Peygamberimiz’in ﷺ aldığı sıkı tedbirlerle Nadiroğulları bekledikleri yardımı alamadı ve teslim olmak zorunda kaldı. Allah Resûlü ﷺ, Medine’den yanlarına sadece tek deve yükü mal alarak çıkmalarına izin verdi. Böylece Medine’den sürüldüler ve varlıklarına ganimet olarak el konuldu.
Huyey’in Dinmeyen Kin ve Öfkesi
Medine’den sürülen Huyey büyük bir kinle diğer yahudi şehri Hayber’e yerleşti. Burada da yahudilerle müşriklerin ittifak etmesi ve Hendek Savaşı’nın gerçekleşmesinde rol oynadı. Bunlar üzerine hicretin 7. yılında Hayber’e sefer düzenleyen Allah Resûlü ﷺ, yahudilerin canlarını tekrar bağışladı ancak buradan yüksek miktarda ganimet elde etti.
Ganimetler arasında Beni Nadir kabilesinin reisi Huyey’in kızı Safiyye de esir olarak bulunuyordu. Safiyye’nin kocası söz konusu seferde öldürülmüştü. Allah Resülü’ne ﷺ Safiyye’nin durumu ve onun Kurayza ile Nadir kabilelerinin hanımefendisi olduğu anlatıldı. Resûlullah Efendimiz’e ﷺ azılı düşman olan birinin kızı olarak Peygamberimiz karşısına getirilen Safiyye, Gönüller Sultanı Efendimiz’in ﷺ gönle sükünet veren tavrıyla karşılaştı. Kendisine yumuşak davranan Allah Resûlü ﷺ, müslüman olmasını, bu durumda kendisiyle evleneceğini, İslâm’a girmezse de ailesine göndereceğini bildirdi.
Safiyye kısa süre önce bu evlilik konusunda rüya görmüştü. Rüyanın gerçekleşmesinin şaşkınlığı içinde kabul etti. Orada şehadet getirerek müslümanlardan oldu. Bunun üzerine Allah Resûlü ﷺ de mehir yerine onu kölelikten azat etti. Hayber’den Medine’ye dönüşte nikâh kıyıldı ve ashaba düğün yemeği ikram edildi.
Allah Resûlü’nün ﷺ hanımlarıyla arasında anlaşmazlık çıktığında yahudi bir kabileden gelmesi zaman zaman dile getirilen Safiyye validemiz, Gönüller Sultanı tarafından teselli edilirdi. Safiyye Allah Resûlü’nün ﷺ son ateşli hastalığında Peygamber Efendimiz’in ﷺ yerine vefat etmeyi dileyecek kadar eşine ve İslâm’a sadakatle bağlanmıştı.
Cömert ve cesaretli bir hanım olan Safiyye validemiz, isyancılar Hz. Osman’ın evini kuşattıklarında onlardan çekinmeden yemek ve su ulaştırmaya gayret etmişti. Bir ramazan günü Medine’de vefat etti ve Cennetü’l-baki’a defnedildi. Allah Teâlâ şefaatlerine nail eylesin.
İyilerden de Sıkıntı Çekebiliriz
İnsanoğlu ilk bakışta sadece kötülerden ve düşmanından sıkıntı çekeceğini düşünür. Oysa vakıa tam olarak böyle değildir. Kişi iyilerden de cefa ve sıkıntı görebilir ve bu onların kötü oldukları anlamına da gelmez. Mesela hane-i saadet gibi cennet misali bir mekânda Safiyye validemiz de her biri birbirinden değerli mübarek annelerimizle zaman zaman sorun yaşayabilmişti.
Bazan kişi en çok sıkıntıyı en sevdikleri yanında çekebilir. İnsanı madden ve manen zorlayan kimi zaman ailesi, kimi zaman çok sevdiği arkadaşları, kimi zaman da aynı yola başkoyduğu insanlar olabilir. Akıl ve kalp bu şekil de olmaması gerektiğini söylese de hayat tam tersi bir tablo çıkarabilir. Böyle durumlarda aileye, arkadaşlara veya aynı yolun yolcusu olduğu davaya küsmemek, kızmamak gerekir. Dünyanın imtihan yeri olduğunu bilip sabretmek, manen güçlü insanlarla istişare ederek problemleri aşmaya çalışmak bu tarz sıkıntılı zamanları aşmanın en doğru usulü ve takınılması gereken en doğru tutumlardır.
Pire için yorgan yakmak, imama kızıp camiyi terketmek gibi deyimler vardır. Küçük meselelere kızarak büyük sonuçlar doğuracak yanlış tepkiler vermeyi ifade eder. Günümüzde bu yaklaşım marifet sayılsa da şüphesiz selâmet sabırda ve istişarededir.