MEYMÛNE BİNT HARİS
Hz. Peygamber’in ﷺ hanımlarından olup müminlerin annesi kılınanlardan biri de Meymûne bint Haris’tir. Ailesi Beni Amir kabilesinin seçkinleridir. İslâm’dan önce evlendiği kocası Ebû Rühm ölünce Meymûne, Hz. Peygamber ﷺ ile evlenmek istemişti. Nitekim en yakınları Allah Resülü’nün ﷺ yakınlarındaydı ve kendisi için bu evliliğe bir mani görmüyordu.
Meymûne durumunu Peygamberimiz’in ﷺ yakınlarıyla evli olan kardeşleri üzerinden Resûl-i Ekrem’e ﷺ ulaştırdı. Hz. Abbas, Cafer b. Ebû Talib gibi Habibullah Efendimiz’in ﷺ çok değer verdiği isimler eşlerinin de aracı olmasıyla Resûl-i Ekrem’e ﷺ Meyműne’yi nikâhlamasını teklif ettiler. Ancak Allah Resûlü ﷺ cevap vermedi. Nitekim onun evlendiği kişi müminlerin annesi konumuna yükselmekteydi. Her işinde olduğu gibi bu durumda da Peygamberimiz ﷺ ancak Rabb’inin izni ve muradına göre hareket edecekti.
Sabrın Sonu Selâmet
Hicretin 7. yılında Resûlullah ﷺ kazâ umresine hazırlandığı sene Mekke’de bulunan Hz. Abbas’a haber göndererek Meymûne validemiz ile evleneceğini, gerekenlerin yapılması haberini gönderdi. Bu habere Hz. Abbas ve ailesi çok sevindi. Haberi Meymûne validemize ulaştırdılar. Kocası Ebû Rühm’ün ölümünden sonra kimseyle evlenmeyen ve Peygamber Efendimiz’in zevcesi olma bereketini sabırla bekleyen Meymûne validemiz muradına kavuşacağı günün gelmiş olmasıyla Allah’a hamdetti.
Peygamber Efendimiz’in ﷺ aynı kabileden Zeyneb bint Huzeyme’den sonra Meymûne validemizle olan evliliğinin Amiroğulları üzerinde son derece olumlu etkileri oldu. Bi’rimaûne olayı ile kopma noktasına gelen ilişkiler Zeyneb validemizle olan evlilik neticesinde yumuşamıştı. Onun vefatının ardından Peygamberimiz’in ﷺ Meymûne ile evliliği sahranın en büyük Arap kabilelerinden biri olan Amiroğulları’na Resûlullah Efendimiz’in ﷺ yakınlık göstermesi olarak yorumlandı ve söz konusu evlilikten sonra hızlanan İslâmlaşma süreci Huneyn Savaşı’ndan sonra Beni Amir heyetlerinin kavmi adına Medine’ye gelerek müslüman olmasıyla neticelendi.
Peygamber Hanımlarının En Takvalısı
Hicretten önce müslüman olan, kalbindeki dünya ve ahiret muradı ile bu evliliğe nail olan Meymûne hayatının geri kalanını ibadetle geçirmiştir. Onun bu ahvalini çok beğenen Aişe validemiz kendisini Peygamber hanımlarının en takvalısı ve akrabalık bağına en fazla riayet eden kişi şeklinde methetmiştir. Kardeşinin çocuğu olan Abdullah b. Abbas’ın iyi yetişmesi için son derece alakadar olan Meymûne validemiz kendisine tahsis edilen küçük odada onun Hz. Peygamber’le ﷺ vakit geçirmesine imkân tanımış, Allah Resûlü’nün ﷺ gece vakti evinde hangi ibadetlerle meşgul olduğunu görmesi için Abdullah’ın kendi hücresinde kalmasına müsaade etmiş ve Habibullah Efendimiz ﷺ ibadete kalktığında Abdullah’ı da kaldırmıştır. Peygamber Efendimiz’in ﷺ son evliliği Meymûne validemizledir.
Meymûne, Resûl-i Ekrem’in ﷺ vefatından sonra mümine hanımların dine dair meseleleriyle ilgilenmiş, Allah Resûlü’nden duyduğu hadis-i şerifleri rivayet ederek râvi validelerimizden biri olmuştur. Kaynaklarda yetmiş altı hadis-i şerifin Meymûne ﷺ tarafından nakledildiği belirtilmektedir. Hayatının sonuna kadar hac dışında Medine’den ayrılmamış ve bir hac dönüşü Mekke yakınlarında vefat etmiştir. Cenaze namazını yeğeni Abdullah b. Abbas kıldırmıştır. Allah Teâlâ şefaatlerine nail eylesin.
Çocuk Terbiyesi
Meymûne validemizde çocuk terbiyesine dair güzel bir örneği görürüz. İbn Abbas Efendimiz henüz çocukken, onun eğitimiyle ilgilenmiş, saadetli hanesini bu genç ilim talebesi yeğenine açmış, gece namazına kaldırmış ve Allah Resûlü’nü gözlemleyerek bilmediklerini öğrenmesini sağlamıştır. Abdullah b. Abbas kısa bir süre sonra “abâdile-i seb’a” diye anılan Asr-1 saâdet’in yedi meşhur Abdullah isimli sahabisinden biri olmuş ve “müfessirlerin sultanı” olarak isimlendirilmiştir. Ümmetin en değerli alim sahabilerindendir. Onun bu payeyi almasında annemizin de emeği bulunmaktadır.
Çocuğun her istediğinin yapılması hem dinimiz, hem örfümüz hem de modern pedagoji açısından “iyilik” değildir. Çocuklarımızı salihlerle tanıştırmak, onları sevmesine, daha yakından tanımasına, örnek almasına imkân tanımak, ayrıca evlatlarımızı ilim meclislerine götürmek, onlarla birlikte salih ameller işlemek yeni yetişen nesillere karşı yapabileceğimiz en büyük iyiliklerdir. Esasında tüm bunlar evlatlarını mümin, tevhid ehli ve güzel ahlâklı yetiştirme gayesi taşıyan anne babalar için ihmal edilmemesi gereken önemli sorumluluklardır. Cenab-ı Hak evlatlarımızı salih ve salihalardan eylesin. Amin! Yâ Muîn.