Ana sayfa

ÜMMÜ HARUN

ÜMMÜ HARUN

ÜMMÜ HARUN

Ümmü Harun  üçüncü asırda Şam’da yaşamıştır. Ebu Süleyman Darani  gibi büyük bir arifin sohbetlerine katılmış ve ondan istifade etmiştir. Kendini tamamen ibadete vermek için evlenmeyen bazı zahidelerin aksine evlenmiş ve çocukları olmuştur. Harun ismindeki çocuğunun ardından Ümmü Harun ismiyle künyelenmiş ve asıl adı unutulmuştur. Ümmü Harun  Ebu Süleyman Darani’nin meclislerinde nefsin kusurlarını ve kalbin hallerini öğrenmiş, tasavvuf yolunda mesafe kat edebilmek için ciddi gayret göstermiştir. Kemalatı arttıkça nefsini daha fazla kusurlu görmüş, Allah ﷻ korkusu/havf haliyle tanınmıştır.

 

Nefsini Kırmaya Çalıştı

Nefsin arzu ve heveslerini kırmak için az yemeye, az uyumaya, geceleri uzun uzun ibadetler yapmaya devam etmiştir. Nefsiyle mücadele için yalnızca kuru ekmek yemesi meşhurdur. Kendisine bir defasında, “Ölümü arzuluyor musun?” diye sorulmuş, o da şaşırtıcı bir şekilde, “Hayır” demiştir. “Neden?” diye sorulduğunda ise, “Bir efendiye isyan eden, ondan çekinip korkarak ona kavuşmak istemez. İşte ben de o haldeyim. Bunca günah ve isyanımla Allah’a ﷻ kavuşmayı nasıl isteyebilirim?” diyerek, günahlarından dolayı Allah’tan ﷻ hayâ ettiğini dile getirmiştir. Tesettürüyle çevre hanımlarının örnek aldığı Ümmü Harun , içini harap kabul ederek dışının süslü olmasını kendisine yakıştıramamış, ziynet eşyası takmamış ya da renkli, yeni bir elbise giymemiştir. Ümmü Harun takvası, din gayreti, riyazet ve mücahedeleriyle kadın ya da erkek her mümine ibret veren bir hanım olmuştur.

Onun gece ibadetine çok düşkün olduğu da bilinir. Öyle ki ibadetle geçirdiği uzun gecelerin sabaha dönmesine her daim üzülmüş, akşam olduğunda günün kararmasına da etrafındakilerin fark edeceği derecede sevinmiştir. Bu sebeple yine mürşidi Ebu Süleyman Darani  onun hakiki vecd haline ulaştığını söylemiş ve hanımların kendisini örnek almasını tavsiye etmiştir.

 

Kamil Bir Tesettür Gerek

Büyük veli Ebu Süleyman Darani  bu hanım için, fazilette benzerinin o civarda olmadığını söylemiş ve onu taltif etmiştir. Bu sözü söyleyen zatın büyüklüğü kadar söylendiği yerin İslam’ın bereketli toprakları Şam, zamanın da üçüncü asır olması çok önemlidir. Çünkü bu dönemde Şam’da pek çok ehlullah ve saliha yaşıyordu. Sufi büyüklerini anlatan Tabakatü’s- Sufiyye, Zikru’n-Nisve, Hilyetü’l-Evliya, Nefahatü’l-Üns gibi eserlerde bu dönemde (Şam’da) yaşayan, evliya ahlakında yirminin üzerinde büyük hanım sufiden bahsediliyor. Ümmü Harun’un onların içinde dahi en önde gelenlerden olduğu anlaşılıyor.

Bu mübarek hanım tesettüre tam riayet ederdi. Belki o dönem için bile zor bir yolu seçmiş olan Ümmü Harun’un kitaplara geçen tesettür hassasiyeti, bugün sokaklarımızın orta yolu dahi koruyamayan mümine kadınlarına durumlarını gözden geçirmek için önemli bir ölçü veriyor. Tesettürsüzlüğün yaygınlaştığı, tesettür ismiyle satılan kıyafetlerin müslüman hanımın dış giyimi için uygun olmadığı artık biliniyor. Zira mümin hanımların ziynetlerinin dahi belli olmaması gerekirken; tesettür adı altında satılan kıyafetlerin kesimlerinin dar, kumaşlarının ince, renklerinin dikkat çekici, etek boylarının kısa olması ya da boyunlarının açıklığı gibi pek çok mahsur taşıdığı görülüyor. Bunların dışında dış ortamlara çıkmadan önce kullanılan esans ve parfümler, makyaj malzemeleri mümine hanımlara asla yakışmıyor. Bugünün hanımları belki Ümmü Harun’un  takva üzere yaşayışını ve bakış açısını tam manasıyla devam ettiremeyebilir. Ancak onun hayatı bize en azından dinimiz İslam’ın tesettürle ilgili temel kaidelerine riayet etmeyi, tesettür ehli insanlarla dostluk yapmayı ve nefsimiz istemese de onu kâmil bir tesettür için zorlamayı hatırlatıyor.

 

Tesettür Ehli Kız Evlat Yetiştirmek

Tesettür konusunda sosyal hayattaki bir problem de tesettür ehli kız evlat yetiştirebilme meselesi. Günümüzde İslam’ın nizamına uygun yaşayan insanların yanlarında kızlarının, torunlarının İslami ölçülerden çok uzak bir biçimde dolaştıkları görülüyor. Kendi saçının, boynunun kazara görünmesinden dahi büyük hicap duyan anneler, baştan ayağa tesettürün pek çok esasını ihlal eden kızlarını maalesef fark edemiyor. Hatta kızlarının tesettürsüz olduğunun hatırlatılması, uyarılması söz konusu olduğunda onları ve kendini değil, uyaran kişileri ve dostluklarını sorguluyor. İşte bu, zamanımızın önemli bir sorunu.

Yıllar içinde farkındalığı kaybolan, tesettürsüzlüğü kanıksayan anne baba ve çocuğun önce mevcut hallerini muhasebe etmesi gerekiyor. Zira ölçümüz belli. Kur’an hiç değişmedi ve değişmeyecek. Hadisler muhaddis ulemanın gayretiyle günümüze kadar ulaştı. Kur’an’ın ayetlerine, hadis-i şeriflere, Allah ﷻ dostlarının hayra sevk eden tavsiyelerine, Ümmü Harun gibi dini kamilen yaşayanlara kulak vermeli ve, “Zararın neresinde olursak olalım dönelim” diyebilmeliyiz.

 

Öte yandan böyle bir durumla hiç karşılaşmamak, ahiretimizi tehlikeye atmamak için tesettür eğitimine kız çocuklarımız henüz küçükken başlamalıyız. Onların tesettürü benimsemesi, sevmesi ve gerekli görmesi için elimizden gelen gayreti göstermeliyiz. Bu gayret ve sabır gösterilmediğinde; başına hiç örtü takmamış, uzun bir eteği hiç giymemiş, dışarı çıkarken özel bir dış kıyafeti edinmemiş genç kızlara; 15 yaşına geldiğinde, “Hadi başını ört”, “Dışarı için ayrı bir tesettür kıyafetin olsun” demenin, bu hususta baskı yapmanın pek bir yararının olmayacağı açıktır. Atalarımız ne güzel demiştir: Ağaç, yaşken eğilir. Tesettür ahlakını ilmen ve ahlaken özümsemiş Ümmü Harunlar yetiştirmek, duasıyla...

 

Talha Kazım Bahtiyaroğullari