Ana sayfa

RESÛLULLAH’IN ﷺ KIZI ZEYNEB

RESÛLULLAH’IN ﷺ KIZI ZEYNEB

RESÛLULLAH’IN ﷺ KIZI ZEYNEB

Zeyneb  Peygamber Efendimiz’in ﷺ mübarek kızlarındandır. Gönüller Sultanı Efendimiz’in ikinci evladı ve en büyük kızıdır. Resûl-i Ekrem’e henüz peygamberlik gelmeden on yıl evvel Mekke’de doğmuştur. Annesi Hatice  ile birlikte iman eden ilk müslümanlardandır. Edep, hayâ ve takva timsalidir. Teyzesinin oğlu Ebü’l-As’la evlendirilmiştir. Hatice annemiz kardeşinin oğluyla evlenen kızına düğün hediyesi olarak kendi gerdanlığını hediye etmiştir.

 

Kocası Ebü’l-Âs varlıklı ve aynı zamanda anlayışlı bir insandı. Güvenirlilik, verdiği sözde durma gibi güzel hasletleri vardı. Zeyneb  ile evlilikleri mutluluk içinde yürüyordu. Öte yandan ahlâken İslâm’a yakın olmasına rağmen bir türlü iman etmiyordu. Müşrikler Ebü’l-As’a sürekli Peygamberimiz’in ﷺ mübarek kızı Zeyneb’i  boşaması için baskı yapıyorlardı. Bunu yaptığı takdirde dilediği genç ve bakire kızlarla evlendireceklerini söylüyorlardı. Anca o baskılara rağmen eşini boşamadı. Müminler Mekke’den Medine’ye hicret ettiklerinde ise kocasının iman etmemiş olması nedeniyle Zeyneb  Mekke’de kalmıştı.

Özellikle Hatice  annemizin ve Ebû Tâlib’in vefatından sonra Mekke’de Resûl-i Ekrem’in ﷺ en büyük destekçilerinden biri Zeyneb  olmuştu. Hem kardeşleriyle ilgileniyor hem de müşriklere karşı Peygamberimiz’i ﷺ teselli ediyordu. Bir defasında müşrikler eziyet için Allah Resûlü’nün ﷺ başına toprak atmışlardı. Hem babasına hem de İslâm’a çok düşkün olan Zeyneb  yufka yüreğiyle olan bitene dayanamamış, göz yaşları içinde babasına atılan kumları temizlemişti.

 

Gerdanlığı Gönderseniz Olur mu?

Müslümanlarla müşrikler arasında savaşlar başlayınca Zeyneb’in  kocası da müşrikler safında yer aldı. Bedir Savaşı’nda müşrik ordusunda savaşa katılan ve Bedir kuyularına gelen Ebü’l-As, savaşta müşriklerin bozguna uğramasıyla esir düştü. Esirlerin fidye karşılığında salınacağı bilgisi Mekke’ye ulaştırıldı. Bir müddet sonra Allah Resûlü’ne ﷺ Ebü’l-As’ın fidyesi olarak bir gerdanlık ve bazı mallar geldi. Alemlere rahmet efendimiz bu gerdanlığı görünce çok duygulandı. Nitekim bu, çok sevdiği vefakâr hanımı Hz. Hatice’nin  kızı Zeyneb’e , düğününde hediye ettiği gerdanlıktı. Bir müddet sonra ashabına dönüp üstün bir nezaketle, ferman ve hüküm kendisinde olmana rağmen, “Esiri bıraksanız ama gerdanlığı gönderseniz olur mu?” şeklinde istişare etti. Ashab-ı kiram canı gönülden Resûlullah Efendimiz’in ﷺ talebini kabul ettiler. Bunun üzerine Peygamberimiz sözün de duran ve güvenilir biri olan Ebü’l-As’ı yanına çağırdı. Kendisini salması karşılığında kızını yanına göndermesini şart koştu. Ebü’l-As eşini çok sevmesine rağmen hürriyeti için buna razı oldu. Peygamber Efendimiz ﷺ yardımcısı Zeyd b. Hârise  ile ensardan bir kişiyi Zeyneb validemizi Mekke’den Medine’ye getirmeleri için görevlendirdi. Ebü’l-As Mekke’ye, evine ulaşınca başından geçenleri anlattı ve Resûl-i Ekrem Efendimiz’e ﷺ verdiği sözü yerine getirerek Zeyneb validemizin çocuğuyla birlikte çıkmasına müsaade etti. Mekke’nin dışına, Zeyd b. Hârise’nin  olduğu yere kadar götürmesi için kardeşini görevlendirdi.

 

Kemikleri Kırıldı

Bedir Savaşı’nın ağıtlarının devam ettiği bir zamanda Peygamberimiz’in ﷺ kızının Medine’ye hareket ettiğini öğrenen bazı müşrikler peşlerinden gidip yetiştiler. Sözlü hakaretler edip düşmanının yakınlarının göz göre göre şehirden ayrılmasına müsaade etmeyeceklerini söylediler. Zeyneb  ise geri dönmüyor, bir an önce yoluna devam etmek istiyordu. Kendiliğinden geri dönmeyeceğini anlayan bazı müşrikler Zeyneb’in  devesini mızraklarla ürküterek validemizi deveden düşürdüler. Bazı kemikleri kırılan, karnındaki çocuğu düşen validemiz acı içinde geri dönmek zorunda bırakıldı.

Mekke dışında validemizin kendilerine ulaşmasını bekleyen Zeyd b. Hârise  ve yardımcısı Zeyneb’in  şehirden çıkamadığını anladılar. Bir gece vakti, Resûlullah’ın ﷺ emrini yerine getirebilmek için canlarını hiçe sayarak, kısa bir müddet önce büyük bir savaş gerçekleştirdikleri ve bozguna uğrattıkları düşmanlarının evleri arasından Zeyneb validemizi  kaçırdılar.

Eşiyle iyi bir geçim içinde olan Ebü’l-As Zeyneb validemize yapılanları hazmedemedi. Bu vesile ile müşriklerin akıl dışı hezeyanlarını sorguladı. Hudeybiye Antlaşması’yla müşrikler ve müslümanlar arasında sulh ilan edilince İslâmiyet’e ilk yönelenlerden biri de Ebü’l-Âs oldu. Allah Resûlü ﷺ onu kızı Zeyneb’le  tekrar nikâhladı.

Zeyneb’in  Ebü’l-As ile evliliğinden Ali ve Ümâme isminde iki çocuğu oldu. Ali küçük yaşta vefat etti. Gönüller Sultanı Efendimiz zaman zaman Ümâme’yi omzuna alır, gezdirir, bazan mescide bu şekilde gelirdi. Hatta bir defasında omzunda Ümâme olduğu halde namaz dahi kıldırdı. Ümâme Peygamberimiz’in ﷺ ilk kız torunuydu.

Zeyneb validemiz otuz bir yaşında iken Medine’de vefat etti. Allah Resûlü ﷺ kızının vefatına çok üzüldü. Kendi izârını kızına kefen olarak verdi. İslâmiyet’e göre tekfin ve yıkamanın nasıl olacağını hanımlarına tarif etti. Onlar da bu talimatları yerine getirdiler. Cenaze namazını da Resûl-i Ekrem ﷺ kıldırdı. Cennetü’l-bakî a defnedildi. Defin esnasında Peygamber Efendimiz bizzat kabre indi. Bu Allah Resûlü’nün ﷺ saadetli ömrü boyunca çok az sahabiye yaptığı bir uygulamaydı. Allah Teâlâ şefaatlerine nail eylesin.

 

Talha Kazım BAHTİYAROĞULARI