Ana sayfa

HÜRRİYET

HÜRRİYET

Bil ki hürriyet, kulun hiçbir mahlûkun boyunduruğu altında olmaması ve kâinatta hiçbir şeyin etkisinde kalmamasıdır. Bunun alâmeti, kalbinden eşyalar arasında bir ayırım yapma düşüncesinin gitmesi ve ona göre değerli ile değersiz eşyanın bir olmasıdır. Ayrıca hürriyet, dünya nimetlerini terkedip Mevlâ’nın ibadetini tercih etmektir.

Bil ki hürriyetin hakikati, kulluğun kemâlindedir.

Cüneyd-i Bağdâdî’ye [rahmetullahi aleyh], üzerinde bir hurma çekirdeği kadar dünyalığı olan kimsenin durumu sorulunca şöyle demiştir: “Kendisini para karşılığı hürriyete kavuşturmak için efendisiyle anlaşma yapan kölenin üzerinde bir dirhem borç kaldığı müddetçe, köleliği devam eder.”

Hallâc-ı Mansûr demiştir ki: “Kim hürriyet isterse, sürekli Allah’a ﷻ kulluğa sarılsın. Çünkü hürriyet makamı elde edilmesi çok zor olan kıymetli bir makamdır.”

Bil ki, en büyük hürriyet, sûfîlere hizmette bulunmaktır.

Yahya b. Muâz [rahmetullahi aleyh] demiştir ki:

“Dünya çocuklarına câriyeler ve köleler hizmet eder; âhiret çocuklarına ise hürler ve iyiler hizmet eder.”

“Allah Teâlâ Hz. Davud’a şöyle vahyetti:

“Beni arayan birini görürsen, ona hizmetçi ol!”

Hz. Peygamber ﷺ şöyle buyur-muştur:

“Bir topluluğun efendisi, onlara hizmet edendir.”

İNSANLARA ÇOKÇA KARIŞMANIN ZARARLARI

Bil ki halvet, zâhirde halkla beraber olunduğu halde, kalp ile onlardan ayrı durmaktır. Uzlet ise devlet ehlinden bir şey istememek suretiyle uzak durmak ve veraya sarılmak suretiyle nefsin boş temennilerinden ve arzularından sakınmaktır.

Bir haberde şöyle denilmiştir:

“Selâmet yalnız kalmaktadır. Âfet ise iki kişi arasındadır. Öyle ise bedenleriniz insanlarla, kalpleriniz ise Allah ile beraber olsun.”

“Benim Allah ile beraber öyle bir vaktim var ki, ne mukarreb bir melek ne de gönderilmiş bir peygamber o vakitte yanıma girebilir.”

Denilmiştir ki: “Bu zaman yalnız kalma zamanıdır.”

Bil ki insanlara çokça karışan kimse, ibadetin tadını almayı arzulamasın. Kim dünyayı aşırı derecede severse, imansız ölmesinden korkulur. Her kim zalimle arkadaş olmayı seçerse, dinde doğru olması ümit edilmez. İnsanların rızasını talep edenin, Allah Teâlâ’nın rızasını elde etmesi pek nadirdir.

Kul için işlerin en faydalısı devamlı susmak, evden çıkmamak, evden çıkmaya layık olmadığını düşünerek insanlardan uzak durmak, kibri ve kendini beğenmeyi terkedip nefsini kuduz köpek gibi görmektir.

Hiç şüphe yok ki insanlara karışan kimsenin günahtan kurtulması zordur. Çünkü gıybet esnasında dilini korumaya güç yetirse bile gıybeti işitmekten kurtulamaz. Dolayısıyla gıybeti dinleyen, gıybeti yapanla günahta ortaktır.

Cüneyd-i Bağdâdî [rahmetullahi aleyh] şöyle demiştir:

“Dinini selâmette tutmak ve bedenini rahat ettirmek isteyen kimse, insanlardan ayrılsın. Gerçekten bu içinde bulunduğumuz zaman, çok sıkıcı bir zamandır. Bu zamanda akıllı olan kimse yalnızlığı seçer.”

Şeyh Ahmad Haci Efendi