HATIRLAYALIM
HATIRLAYALIM
Peygamber efendimizin hayatını hatırlamakta fayda var. küçüklüğünden ne imtihanlar çekmiş Peygamber olduğu halde. Küçük yaşta yetim ve öksüz kaldı bu büyük bir musibet değil midir? İslam’a çağırırken gördüğü eziyetler musibet değil mi? Peki sahabiler bu yolda ne eziyetler çekti? Emin olun onların çektikleri intihar sebeplerinden daha büyüktür. Fakat onlar sabır yolunu tercih ettiler.
Müslüman hiçbir zaman yalnız değildir onun yanında her zaman yüce Allah vardır. Onun her hâlinden haberdar olan onu gözetleyen Rabbi vardır.
Bir Olalım
İslam yalnızlığı tavsiye etmiyor aksine akrabalık dostluk bağlarının kuvvetli olmasını tavsiye ediyor. Camide cemaatle kılınan namaz insanı yalnızlıktan kurtarıyor. Zikir meclisleri de aynı vazifeyi görüyor. İnsanlar o meclislerde bir birlerinin ne halde olduklarını iyi biliyorlar. En ufak bir sıkıntı anında imdada yetişiyorlar. Kur’an okuyan kişinin kalbi asla ümitsizliğe kapılmaz. Allah ﷻ kuranı Kerim de kimseye tahammül edemeyeceği bir yükü yüklemeyeceğinin sözünü veriyor. Aksi kuluna zulüm olur Allah ise zulmetmez merhamet sahibidir.
Ebû Hüreyre’den rivâyet edildiğine göre Nebiyy-i Ekrem şöyle buyurmuştur:
“Kim kendisini dağdan atarak intihar ederse, o Cehennemde devamlı ve ebedî olarak sonsuza kadar kendini dağdan atar. Kim zehir içerek intihar ederse, zehirini eline alır ve Cehennem ateşinin içinde ebedî olarak onu içer. Kim de kendisini bir demir ile öldürürse, demirini eline alır ve Cehennem ateşinin içinde ebedî olarak o demiri karnına saplar.” (Buhârî, Tıbb, 56).
Ebû Hüreyre anlatıyor:
Resûlullah ﷺ ile birlikte Hayber Gazvesi’nde idik. Müslüman olduğunu iddia eden bir kimse için, Efendimiz ﷺ:
“–O, Cehennem ehlindendir!” buyurdu.
Savaş başlayınca o kimse kahramanca savaştı ve yaralandı. Ashaptan bazıları:
“–Ey Allah’ın Resûlü, az evvel cehennem ehlinden olduğunu bildirdiğiniz kimse korkusuzca savaştı ve öldürüldü!” dediler.
Resûlullah ﷺ yine:
“–Cehenneme (gitmiştir)” buyurdu.
Bu cevap üzerine Müslümanlardan bazıları nerdeyse şüpheye düşecekti. Tam o esnada Efendimize:
“–O kimse henüz ölmemiş, ancak ağır şekilde yaralanmış!” diye haber geldi.
Gece olunca adam yarasının acısına dayanamadı. Kılıcının keskin tarafını alıp üzerine yüklendi ve intihar etti. Durum kendisine haber verildiğinde Allah Resulü ﷺ:
“–Allahu Ekber! Şehadet ederim ki ben Allah’ın kulu ve Resulüyüm!” buyurdu.
Müslüman Ölümü İstememeli
Resûlullah ﷺ şöyle buyurdu:
“Başına bir musibet geldi diye hiç biriniz ölümü temenni etmesin. Mutlaka böyle bir şey temenni etmek zorunda kalırsa: ‘Allahım, benim için yaşamak hayırlı olduğu sürece beni yaşat, hakkımda ölüm hayırlı olduğu zaman da beni öldür’ desin.”
Değerli kardeşlerim intihar dinimizde haramdır. Hadis-i şerifte şöyle buyurulmuştur:
«Yedi helak edici günahtan uzak durunuz. Denildi ki, ya Resulullah, onlar nelerdir? Şöyle buyurdu: Allah’a ortak koşmak, bir cana kıymak, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, iffetli, hiçbir şeyden habersiz mümin kadına zina iftirası yapmak.»
İntihar geçmiş ümmetlerde de yasaklanmıştır. Cündüb b. Abdullah’tan Hz. Peygamber ﷺ ‘in şöyle dediği nakledilmiştir:
«Sizden önceki ümmetlerden yaralı bir adam vardı. Yarasının acısına dayanamayarak, bir bıçak aldı ve elini kesti. Ancak kan bir türlü kesilmediği için adam öldü. Bunun üzerine Cenâb-ı Hak; kulum can hakkında benim önüme geçti, ben de ona cenneti haram kıldım, buyurdu.» (Buhârî, Enbiyâ, 50).
İntiharın Hükmü
İslâm bilginlerinin çoğunluğuna göre, intihar eden dinden çıkmış olmaz, üzerine cenaze namazı da kılınır. Hayber Gazvesinde intihar eden Kuzman’ın cehennemlik olduğu bildirilmişse de, cehennemde ebedî olarak kalacağını belirten açık bir ifade yoktur. Bu yüzden intihar suçunu işleyenin cezasını çektikten sonra cehennemden kurtulacağı umulur. Ancak bunun için, intihar edenin son anda mü’min sıfatını taşıması ve intiharın helâl olduğuna itikad etmemiş olması da şarttır.
Hz. Peygamber’in ﷺ , bıçakla kendisini öldüren kimsenin cenaze namazını kıldırmadığı nakledilir. Ancak bu olay, intihar edeni cezalandırmak ve başkalarını böyle bir fiilden menetmek amacına yöneliktir. Nitekim Ashab-ı Kiram bu kimsenin cenaze namazını kılmıştır.