İSLAM HUKUKUNDA ALIŞVERİŞİN GENEL HÜKÜMLERİ
İnsanın yaşamak ve ihtiyaçlarını karşılamak için çalışması ve kazanç sağlaması gerekir.
Peygamberimiz ﷺ, “Hiçbir kimse kendi elinin emeğinden daha hayırlı bir lokma yememiştir. Allah’ın Peygamberi olan Davut da kendi elinin emeğini yerdi” (Buhârî, Büyû, 15) buyurarak çalışmanın ve alın terinin önemine işaret etmiştir. İslam’ın meşru kabul ettiği kazanç yollarından biri de alışveriş, yani ticarettir. Kur’an-ı Kerîm’de, “Allah, alışverişi helal, ribayı haram kıldı” (Bakara, 2/275) buyrularak ticaretin, alışverişin meşru bir kazanç yolu olduğu ifadeedilmiştir.
Ticarette Temel Ahlak İlkeleri
Kur’an-ı Kerîm’de ve Hz. Peygamber Efendimizin ﷺ hadislerinde ticaret ile ilgili haram ve helal sınırları belirtilmiş, ticaret ahlakı ile ilgili her Müslümanın uyması gereken genel ilkeler konulmuştur. İslam’ın uygun gördüğü bir ticaret hayatının oluşması ve alışveriş yoluyla helal kazanç elde etmek için dikkat edilmesi gereken hususları kısaca şöyle sıralayabiliriz:
- Doğruluk ve dürüstlükten ayrılmamak, yalan konuşmamak.
- Yemin ederek satış yapmamak.
- Ölçü ve tartıda hile yapmamak.
- Kusurlu mal satmamak.
- İhtikar (karaborsacılık) yapmamak.
Bunlara ilave olarak ticaretle meşgul olan bir Müslüman; müşteriye iyi muamele etmeli, borçlarını zamanında ödemeli, alacakları hususunda borçlusuna kolaylık göstermeli, sözünde durmalı, satmak için aldığı malı daha ucuza alayım diye kötülememeli, satarken de daha pahalıya satayım diye malı övmemeli, pazarlık arasına girerek alışverişi bozmamalıdır.
Kısaca, ticarette helal yoldan ve meşru sınırlar içerisinde kar etmek, kazancını artırmak isteyen Müslüman özünde, sözünde, ticaretinde, işinde, sanatında, hep dürüst ve güvenilir olmalı; İslam ticaret ahlakının gerektirdiği ölçü ve prensiplerden ayrılmamalıdır.
Alışverişin Sahih Olması İçin Gereken Şartlar
İslam’da her şeyin ilahi kanuna uygun olması esastır. Murad-ı ilahî ancak bu şekilde kazanılabilir. Bir Müslüman namazına ve niyazına dikkat ettiği kadar diğer muamelelerine de dikkat etmeli ve bu hususta dinimizin ölçülerini esas almalıdır. İslam ticaret hukukunda, yani alışveriş işlemlerinde bazı esaslar vardır ki bunlar olmazsa yapılan akit hükümsüz kalır. Yukarıda özetlediğimiz gibi taraflardan birinin haksız kazanç elde etmesi söz konusu olur ki bu da caiz olmaz. Bu sebeple bir alışveriş işleminde fıkhen belirlenmiş kriterlere azami dikkat edilmesi gerekir. Bu yazımızda sözünü ettiğimiz kriterlerin bazılarına değineceğiz:
Taraflar
Bir alışveriş işleminde taraflar belli olmalıdır. Bu taraflar gerçek kişi olabilecekleri gibi tüzel kişilikler de olabilir.
Tarafların hakikaten mevcut olması gerektiği gibi akit yapan tarafların akde ehliyetli kişiler de olması gerekir. Bu sebeple akil baliğ olmamış çocuğun, akli melekeleri yerinde olmayan engelli kişilerin alışverişleri, ancak velilerinin onaylarıyla geçerli olur.
Akli dengesi yerinde, ergenlik çağına gelmiş, malında dinin ve aklın gereklerine uygun hareket edebilen kişiler (reşit), tam akit ehliyetine sahiptirler. Tam akit ehliyeti için akil-baliğ olmak yeterli değildir; reşit olmak da gerekir. Akit ehliyetinin temel unsurunu oluşturan rüşt; akli ve fikri olgunluğu, diğer bir ifadeyle mali konularda normal ölçüde tedbirli ve basiretli davranma melekesini ifade eder.
İrade Beyanı
İrade beyanı, bir hukuki işlemi gerçekleştirmeye ilişkin iradenin dışa yansımasını ifade eder. Rızanın, açıklama olmadan bilinmesi mümkün değildir. Her akit, bir tarafın akit teklifinde bulunması (icap), diğer tarafın da bu teklife olumlu karşılık vermesi (kabul), böylece iki iradenin bir noktada buluşmasıyla kurulur. Rızanın dışa vurumu söz, yazı, işaret, teâtî (karşılıklı alma-verme) ve sükût biçiminde olabilir. Örfî kullanımı itibariyle akde rızaya delalet eden her kelime ve zaman kipi ile irade beyanında bulunmak mümkündür. Söz/lafız ile ilgili bu bilgiler, güvenilirliği hususunda şüphe bulunmayan yazı/mektup ve hangi anlamda kullanıldığı bilinen işaretler hakkında da aynen geçerlidir. “Satıyorum”, “Aldım” gibi birbirine uygun iki irade açıklamasının bir noktada buluşmasıyla akit kurulmuş olur.
Fakihlerin cumhuruna göre icap ve kabul ile akit tamamlanır ve hükümleri işlemeye başlar.
Akdin Konusu
Bir şeyin akde konu olabilmesi için; dinen ve hukuken yararlanılabilir (mutekavvim), akdin yapıldığı sırada mevcut, belirlenmiş olması gerekir. Örneğin içki ve domuz mutekavvim olmadığı için, hayvanın karnındaki yavru akit esnasında mevcut olmadığı için, yine sürü içindeki herhangi bir koyun da net belirlenmiş olmadığı için akde konu olamaz.
Gelecek ay, alışverişin geçerlilik (sıhhat) şartlarını ele alacağız.