Ana sayfa

ŞEHİTLİK

ŞEHİTLİK

Allah ﷻ katında her insanın bir değeri ve derecesi vardır. Peygamberlik makamı bu derecelerin en üstünüdür. Allah Teâlâ’nın insanoğluna bahşettiği en yüce derecelerden biri de şehitliktir. Şehit; Allah ﷻ için din, vatan ve mukaddesat uğruna can veren insana denir. Şehit ismi, şahitlikten gelir. Cennete gireceğine ve Allah’ın ﷻ huzurunda özel ikram göreceğine şahit olunduğu için şehit olanlara bu unvan verilmiştir.

 

İnsan çalışarak pek çok rütbe ve unvanlar elde edebilir. Şehitlik ve gazilik rütbesi ise hayat karşılığında elde edilmekte ve inanç sayesinde kazanılmaktadır. Bu bakımdan rütbelerin en üstünü hiç şüphe yok ki şehitlik ve gaziliktir. Şehitlik mertebesine yükselmek hem Cenab-ı Hakk katında hem de halk yanında büyük bir şereftir.

Gazi ise Allah ﷻ yolunda vatan uğrunda savaştığı ve şehit olmayı arzu ettiği halde ölmeyip sağ kalan kimseye verilen addır. Gazi de şehit olmak ve bu mertebeye yükselmek için savaştığından, o da şehitler derecesinde kabul edilmiştir. Bu konuda Sevgili Peygamberimiz ﷺ şöyle buyurmuşlardır: “Bir kimse Allah yolunda şehit olmayı canı gönülden isterse, yatağında ölse bile Allah onu şehitler derecesine ulaştırır.” (Müslim, İmare, 157)

Yüce dinimiz, şehit olmayı büyük bir şeref kabul etmiştir. Allah ﷻ rızası için canını veren insanlara verilen bu mertebe, cennet ehlinin dahi gıpta ile karşıladığı yüce bir mevkidir. Rabbimiz, şehitlerin ulaşacağı bu mevkiyi ayet-i kerimesinde şöyle haber vermektedir: “Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Bilakis onlar diridirler lakin siz anlayamazsınız.” (Bakara, 2/154) bir başka ayette de onların Allah ﷻ katındaki değeri şöyle ifade edilmiştir: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler; allah’ın lütuf ve kereminden kendilerine verdikleri ile sevinçli bir halde rableri yanında zırhlara mazhar olmaktadırlar…” (Âl-i İmrân, 3/169-170)

Peygamber Efendimiz ﷺ de şehitlerle ilgili olarak, “Cennete giren hiçbir insan, yeryüzündeki her şey kendisine verilse bile dünyaya geri dönmeyi arzu etmez. Ancak şehit, cennette gördüğü itibar ve ikram sebebiyle tekrar dünyaya dönmeyi ve on defa şehit olmayı ister” buyurmuştur. (Buharî, Cihad, 21)

 

Şehitler Üç Kısımdır:

Dünya ve Ahiret İtibariyle Şehit Olanlar: Bunlar Kâmil anlamda şehit olup savaşta yahut eşkıya tarafından öldürülen Müslüman kişilerdir. Şehitler kefenlenmez; palto, ceket, silah, ayakkabı gibi kefen olmaya elverişli olmayan silah ve elbiseleri çıkarılıp, geri kalan kanlı elbiseleriyle defnedilir. Ancak naaşı örtmede bu elbiselerin yetmezliği varsa tamamlanır, tamamen çıplak olması halinde ise vücudunu örtecek şekilde kefenlenir. Şehitler, kanmak sızın namazları kılınıp kanlı elbiseleriyle olduğu gibi defnedilenler.

Ahiret itibariyle şehit olanlar: Savaş meydanında yaralandıktan veya eşkıya tarafından vurulduktan sonra kişi yer, içer, konuşur, tedavi görür yahut bir namaz vakti geçer ve ondan sonra ölürse, bu kişi ahiret itibariyle şehittir ve ahirette de büyük sevaba nail olacaktır. Bu kısım şehitler yıkanır, kefenlenir ve namazları kılınarak defnedilirler.

Ateşte yanan, salgın bir hastalıktan ölen, suda boğulan, doğum esnasında ölen, ilim yolculuğunda ölen, nafakasını temin ederken ölen; deprem, sel gibi doğal afetlerden ölen, haksız yere öldürülen ve benzeri hallerde ölen veya öldürülen kimseler de hükmen şehit sayılırlar, yani ikinci gruptaki şehitler gibidirler.

Ebu Hureyre’den  rivayet edildiğine göre, Resûlullah ﷺ, “Siz Kimleri şehit sayıyorsunuz?” diye sordu. Sahabiler, “Ya Resûlallah! Kim Allah yolunda öldürülürse o şehittir.” Dediler. Peygamber Efendimiz ﷺ, “Öyleyse ümmetin şehitleri oldukça azdır” buyurdu. Ashab, “O halde kimler şehittir, ya Resûlallah?” diye sordular. Resûl-i Ekrem ﷺ, “Allah yolunda öldürülen şehittir, Allah yolunda ölen şehittir, bulaşıcı hastalıktan ölen şehittir, ishalden ölen şehittir, boğularak ölen şehittir” buyurdu. (Müslim, İmare, 165.)

Bir diğer hadis-i şerifte de şöyle buyurmuştur: “Malı uğruna, öldürülen şehittir, kanı (canı) uğruna öldürülen şehittir, dini uğruna öldürülen şehittir, ailesi uğruna öldürülen şehittir.” (Ebu Davud, Sünnet, 29)

Bu hadis-i şerifin işaret ettiği anlama göre günümüzde amansız hastalığa yakalanıp vefat eden Müslümanlar da her ne kadar dünyada şehit gibi muamele görmeseler de ahiret şehidi sayılırlar. Bunlar da yıkanır, kefenlenir, namazları kılınarak defnedilirler.

Sadece Dünya Hükümleri Bakımından Şehit Sayılanlar: kalbinde nifak bulunmakla yani münafık olmakla birlikte, dış görünüşü itibariyle Müslüman olduğuna hükmedilen ve Müslümanların saflarında bulunduğu sırada düşman tarafından öldürülen kişiler bu grupta yer alır. Bunlar dünyada yapılacak işler bakımından şehit muamelesi görürler.

 

 

Yusuf Yakubov