Ana sayfa

ZEKÂT VERİLMEYECEK KİMSELER

ZEKÂT VERİLMEYECEK KİMSELER

Zekât, İslam’ın beş temel esasından biridir. Malî bir ibadet olması sebebiyle sadece Allah ﷻ rızası için yapılmalı, hem niyet hem de sarf edilen yerler açısından titizlikle uygulanmalıdır. Zekâtın farz olmasının yanında, kimlere verileceği ve kimlere verilmeyeceği konusu da büyük önem taşır. Çünkü bir ibadetin kabulü, şartlarına uygun yapılıp yapılmadığına bağlıdır.

 

Kur’ân-ı Kerîm, zekât verilecek sekiz sınıfı açıkça belirtmiştir: “Sadakalar (zekâtlar), fakirler, miskinler, zekât toplayan memurlar, kalpleri İslam’a ısındırılmak istenenler, köleler, borçlular, Allah yolunda olanlar ve yolda kalmışlar içindir...” (Tevbe Suresi, 60)

Bu ayetle birlikte, zekâtın kimlere verileceği belirlenmiş olurken, kimlere verilmeyeceği konusu ise fıkıh âlimlerinin beyanlarıyla netleşmiştir. Bu yazıda, zekât verilmeyecek kişileri ana başlıklarla ele alacağız.

 

Zenginler

Zekât, malı olmayan veya yetersiz olan kimseler içindir. Nisap miktarından fazla mala sahip olan, asli ihtiyaçlarının ötesinde malı bulunan kişilere zekât verilmez. Bu, ister erkek ister kadın olsun fark etmez. İstisna olarak, borçlu olan veya yolda kalmış bir zengin, zekât alabilir. Ancak bu durum, onun mevcut malına ulaşamaması veya borçları sebebiyle fakir hükmüne düşmesi hâlinde geçerlidir.

 

Müslüman Olmayanlar

Zekât, bir ibadettir ve bu yönüyle yalnızca Müslümanlara verilir. Gayrimüslimlere zekât vermek câiz değildir. Fakat ihtiyaç sahibi gayrimüslimlere sadaka, hediye ya da genel yardımlar yapılabilir. Bu, İslam’ın merhamet yönünü gösteren ayrı bir erdemdir; ancak zekâtla karıştırılmamalıdır.

 

Anne, Baba ve Büyükbaba; Evlat ve Torunlar

Fıkıhta “usûl ve fürû” olarak adlandırılan bu kimseler, zekât verilemeyecek kişilerdendir. Çünkü bir kimse, anne-babasının ve çocuklarının temel geçiminden zaten sorumludur. Onlara zekât vererek bu sorumluluktan kurtulamaz. Zekât yerine nafaka ile onlara destek olmak gerekir.

 

Eşler Arası

Bir erkek, eşine zekât veremez. Çünkü erkek, İslam’da eşinin nafakasını teminle yükümlüdür. Kadın ise, eğer fakirse, eşine zekât verebilir. Bu, fıkıh açısından farklılık arz eden istisnai bir durumdur.

 

Gösteriş için Zekât Verilenler

Zekât bir ibadettir. Riya, gösteriş veya övgü almak niyetiyle verilen zekât, geçerli olmaz. Böyle durumlarda zekât, doğru kişiye ulaşsa dahi niyet bozuk olduğu için ibadet olarak kabul edilmez. Bu da zekâtın şartlarına aykırı bir durumdur.

 

Kurum ve Kişilere Şartlı Bağış

Zekâtın yerine ulaşması gerekir. Şartlı bağış ya da ulaşma garantisi olmayan alanlara zekât verilmemelidir. Örneğin, zengin bir vakfa veya fonu belirsiz bir kuruluşa zekât vermek, zekâtı yerine getirmiş sayılmaz. Kimin alacağı, zekâtı alanın bu hakka sahip olup olmadığı mutlaka bilinmelidir.

 

Babası ile Birlikte Oturanın Zekât Vermesi

İslam’da mülkiyetin şahsiliği esastır. Buna göre bir kimse babasıyla birlikte oturuyor olsa bile zekâta tabi nisap miktarı mala sahip ise zekât ile mükelleftir. Ancak babası ile mallarını ayırmamışlar da ortak kazanıp ortak harcıyorlarsa, bu takdirde ellerindeki birikim üzerinde tasarruf yetkisine sahip olan kişi zekatla yükümlü olur.

 

Geçimini Maaş ile Sağlayanlara Zekât Verilme Durumu

Belirli bir geliri bulunduğu halde, bu geliriyle asgari temel ihtiyaçlarını karşılayamayan veya temel ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra elinde 80.18 gr. altın veya bu değerde bir mal bulunmayan kişilere zekât verilebilir. Bu kişilerin ücretli memur, esnaf veya işsiz olması fark etmez. Ancak bu durum, daha ihtiyaç sahibi kişilerin bulunmadığı veya ulaştırılması zor veya imkânsız olduğu takdirde tercih edilebilecek bir yoldur. Bu itibarla zekât verirken, daha yoksul ve ihtiyaç sahibi olanların gözetilmesi, onlara öncelik verilmesi uygun olur.

Fakir olan damada ve geline, fakir olan kayınvalide ve kayınpedere aynı şekilde üvey anne, üvey baba ve üvey çocuklara, fakir olmaları halinde zekat verilebilir. Çünkü bunlarla zekâtı veren kişi arasında usul ve füru ilişkisi olmadığı gibi zekât veren şahıs bunlara bakmakla yükümlü de değildir.

Zekât, malı temizleyen ve toplumu birbirine yaklaştıran bir ibadettir. Ancak bu ibadetin kabulü, sadece miktar ve niyetle değil, doğru kişilere ulaştırılmasıyla da ilgilidir. Kur’ân ve Sünnet çizgisinde, zekât verilmeyecek kişilere dikkat etmek, ibadetin ruhunu korumak adına çok önemlidir. Unutulmamalıdır ki, zekât verirken asıl maksat Allah’ın ﷻ rızasını kazanmaktır; bu da ancak doğru usul ve ehil kişilerle mümkündür.

 

Yusuf Yakubov