Namazda işlenen mekruhlar, tahrimen ve tenzihen olmak üzere iki çeşittir. Namazın vaciplerini terk etmek, harama yakın bir davranış olup tahrimen mekruhtur. Bazı müekked sünnetleri terk etmek de böyledir. Namazın müekked olmayan sünnetlerini terk etmek ve adaplarına aykırı davranışlar ise tenzihen mekruh veya daha faziletli olanı terk anlamına gelir. Fakihler mekruh içerecek şekilde kılınan bir namazın vakit varsa yeniden kılınmasının müstehap olduğunu söylemişlerdir. Hanefilere göre mekruh olarak nitelendirilip namazın faziletini azaltan davranışların başlıcaları şunlardır:
İkinci rekâttaki kıraati birinci rekâttaki kıraatten daha uzun okumak ve kıraatte, Kur’an-ı Kerim’deki sıraya uymamak. (Namazda okunan ayet ve surelerin, gerek bir rekât içinde gerekse ikinci rekâtla birlikte düşünüldüğünde, Mushaf’taki sıraya göre yukarıdan aşağı okunması uygundur. İlerideki bir sureyi veya ayeti okuduktan sonra, ardından gerideki bir ayet ve sureyi okumak mekruhtur.)
Kıraati tane tane değil acele bir şekilde yapmak.
Namaz kılarken bir özür bulunmaksızın bir yere dayanmak; tek ayak üzerine durmak, bir ayağı yerden kesmek veyahut diğerine dayanmak.
Bir özür bulunmaksızın bağdaş kurarak oturmak veya dizleri dikip oturmak.
Namazda gerinmek, esnemek ve öksürmek. (Namazda bir zaruret olmaksızın kişinin kendi arzusu ile öksürmesi mekruhtur. Öksürüğü mümkün olduğu kadar gidermek, edebi gözetmek bakımından pek güzeldir.)
Namazda bir şeyi koklamak.
Gözleri yummak. (Ancak bir şeye gözü takılarak dikkatin dağılmaması veya namazda daha fazla huşu meydana gelmesi için gözleri yummada bir sakınca yoktur.)
Sağa sola bakmak veya eğilmek.
Namazda bir özür bulunmaksızın birkaç adım yürümek. (Ancak zararlı bir durumu bertaraf etmek veya kaçınmak için atılacak birkaç adım mekruh değildir.)
Namazda elbise, beden veya sakalla oynamak, elini ağzına koymak; namaz esnasında birinin verdiği selamı el veya baş işaretiyle almak.
Cemaatle kılınan namazda imamdan önce rükûya veya secdeye gitmek veya ondan önce rükû ve secdeden başını kaldırmak. (İmamdan önce rükûya veya secdeye varan kişi imam rükûya veya secdeye gitmeden önce başını kaldırırsa namazı bozulur. İmam selam vermeden önce bu rükû veya secdeyi iade ederse namazı tamam olur.)
Rükû ve secdede tesbihleri terk etmek veya üçten az söylemek.
Kıyamdan rükuya, rükûdan secdeye, secdeden kıyama geçme hallerinde söylenmesi gereken tekbir ve zikirleri yerli yerince okumayıp gecikerek okumak. (Kıyamdan rükûya vardıktan sonra “Allahu Ekber” demek ve rükûdan kıyama tam döndükten sonra “Semi‘allahu limen hamideh” demek gibi. Bu şekilde bu zikirlerin yeri kaybedilmiş olur.)
Başkasına ait bir yerde veya elbiseyle sahibinin izni olmaksızın namaz kılmak.
Namazı temiz olmayan şeylere karşı veya temiz olmayan şeylerin yakınında kılmak. (Mezarlıkta, yol ortasında, mezbahada, hamamda namaz kılmak böyledir. Ancak bu gibi yerlerde namaz için ayrılmış temiz bir yer varsa, orada namaz kılmakta bir sakınca yoktur.)
Namazı, zihni meşgul edecek, kalbin huzur ve huşusunu kaçıracak şeylerin bulunduğu bir yerde kılmak.
Bir kimsenin yüzüne karşı arada perde, duvar, korkuluk gibi bir engel olmaksızın namaz kılmak.
Yemek sofrası hazır iken namaza başlamak. (Ancak vakit daralmış ise kılmakta bir sakınca yoktur.)
Sıkışıp da abdesti bozma ihtiyacı varken bu haldeki abdestle namaz kılmak.
Namazı, namazın sıhhatine engel olmayacak miktarda da olsa necaset bulaşmış bir elbise ile veya temiz bir elbise varken kirli bir elbise ile kılmak.
Ateşe ve puta tapınmayı çağrıştıracağı sebebiyle kor halindeki ateşe karşı namaz kılmak, üzerinde insan veya hayvan resimleri bulunan elbise ile veya böyle bir kumaş üzerinde namaz kılmak. (Ancak böyle bir elbisenin üzerine ceket, pardesü veya cübbe gibi bir şey giyilirse, onunla namaz kılınmasında bir sakınca yoktur.)
Namazın kıyam, rükû ve secde hallerinde, bir özür bulunmaksızın elleri sünnet olduğu üzere konulması gereken yerler üzerine koymamak. (Kıyam halinde elleri yanlara salıvermek gibi.)
Namazda dizleri yere koymadan önce elleri yere koymak ve secdeden kalkarken dizleri ellerden önce kaldırmak. (Ancak bir özür sebebiyle yapılabilir.)
Erkeklerin secde ederken kollarını tamamiyle yere uzatmaları.
Namazda, dişlerin arasında bulunan nohut tanesinden küçük bir yemek parçasını yutmak. (Nohut tanesi kadar olursa namazı bozar.)
Namazda parmak çıtlatmak veya çıtlatacak şekilde sıkmak ve elleri böğrüne koymak.
Bir özür olmaksızın elbiseyi giymeyip omuzlar üzerine alarak salıvermek suretiyle namaz kılmak.
Elbiseyi topraktan veya diz yerinin belirmesinden korumak için rükûya veya secdeye giderken “az bir hareketle” yukarıya çekmek. (Bilindiği gibi “çok hareket” namazı bozar.)
Namazda başın etrafına mendil gibi bir şey bağlayıp tepesini açık bırakmak.
Namazda tembellikten ve gevşeklikten dolayı başı açık bulundurmak. (Tembellikten maksat, baş örtmeyi bir ağırlık saymaktır. Gevşeklikten maksat da namazda baş örtmeyi önemsememektir. Hâlbuki bu bir sünnettir. Böyle olmayıp da özürden dolayı olursa, başın açık bulunmasında bir kerahet yoktur. Sadece sıcaktan veya hafiflemekten dolayı başı açık bırakmak ise mekruh görülmüştür, bu bir özür sayılmaz.)