Üseyd bi̇n Hudayr R.A

Üseyd bin Hudayr r.a Kur"ân aşığı bir sahabidir. Evs kabilesinin ileri gelenlerinden olup babası Hudayr, Cahiliye döneminde bu kabilenin reisi idi. Medineli Müslümanlar Resûlullah den kendilerine Kur"ân"ı öğretecek bir muallim istemişlerdi. Sevgili Peygamberiniz de genç Mus'ab"ı bu vazife için seçip, göndermişti. Mus'ab bin Umeyr Medine'ye geldiğinde Esad bin Zürare'nin evinde misâfir kalmıştır.
Mus'ab İslâm"ı anlatıyor, gelenlere Kur"ân'dan ayetler okuyordu. Bir müddet sonra kabilelerden guruplar halinde gelip Müslüman olanlar çoğalmaya başladı. Evs'in ileri gelenlerinden Sa'd bin Muaz ile Üseyd bin Hudayr bunun önünü almak için Mus'ab"ı yurtlarından çıkarmak istediler. Sa'd, Es'ad bin Zümre'nin teyze oğlu oluyordu. Bu sebepten; «Benim akrabam olmasa idi bu işi ben görürdüm» diyerek Üseyd'i Mus'ab'a gönderdi. Sad bin Zürare uzaktan Üseyd'in, mızrağı elinde öfkeli geldiğini gördü ve Mus'ab’a : «Bu gelen kavminin efendisi, en akıllı ve en olgun kişisidir. O Müslüman olursa çok kişi İslâm'a girer. Ona iyi davran.» dedi.
Üseyd hiddetle topluluğa geldi ve Mus'ab'a dönerek: «Bu sizin yaptığınız nedir? Niçin bizim zayıflarımızın akılları ile oynuyorsunuz? Eğer sağ kalmak istiyorsanız burayı terkedin.» dedi. Mus «ab ona şefkat ve merhamet dolu nazarlarla baktı ve: «Ey kavminin efendisi hele gel yanımıza bir otur. Söylediklerimizi bir dinle, şayet beğenirsen kabul edersin, beğenmezsen kabul etmezsin» diyerek Üseyd'i sakinleştirdi.
O da mızrağını yere dikti ve oturdu. Mus'ab (r.a.) ona İslâm"ı anlattı ve Kur"ân'dan ayetler okudu. Kur"ân"ın rahmet damlacıklarının gönlünü yıkadığı Üseyd biraz sonra: «Söylediklerin ne kadar güzel?» demeye başladı. «Müslüman olmak istediğinizde ne yaparsınız?» diye sordu. Mus'ab (r.a.) ona: «Boy abdesti alıp elbiselerini temizlersin ve Allah'tan başka ilah olmadığına, Muhammed'in Allah"ın kulu ve elçisi olduğuna şehadet ederiz.» diye cevap verdi. Üseyd derhal kalktı gitti. Az sonra temizlenmiş olarak geldi ve kelime-i şehadeti getirerek Müslüman oldu.
Üseyd (r.a.) kavminin efendisiydi. O asaleti ve zekâsıyla tanınırdı. Kılıç ve kalem erbabındandı. Binicilik ve atıcılığın yanında okuma yazma bilen ender kişilerden birisiydi. Onun delaletiyle Sad bin Muaz başta olmak üzere Evsden birçok kişi Müslüman olmuştur. Üseyd bin Hudayr (r.a.) artık Allah yolunda savaşan bir mücâhid yahut Allah"ın kitabını okuyup ağlayan bir Kur"ân aşığı olarak tanınıyordu.
O, öylesine Kur"ân'a sarıldı ki, bir âşıkın mâşukuna tutulduğu gibi... Onun en çok sevdiği, zevk aldığı şey Kur"ân okumaktı. Bilhassa geceleri kalkar, her tarafın sessizliğe büründüğü o lahuti vakitte tatlı sesiyle, yanık yanık Kur"ân okurdu. Okudukça gönlünün arındığını ve imanının arttığını söyleyen Üseyd'in (r.a.) Kur"ân'a bu derece düşkünlüğünü kendi rivayet ettiği hadisten öğrenmekteyiz.
Meleklerin Kuranı Dinlemeye Gelmesi
Bir gece yarısı Üseyd (r.a.) evinin avlusunda oturuyordu. Oğlu Yahya'da yanında uyumaktaydı. Allah yolunda cihat etmek için hazırladığı kısrağı da biraz ilerde bağlı bulunuyordu. Gece sâkin, gökyüzü berrak idi. Yumuşak ve tatlı sesiyle Bakara sûresinden ayetlerini okumaya başladı.
Bir ara kısrağının sesini duydu. O, okumaya devam ederken kısrağı da bağını koparırcasına şaha kalkmaya başladı. Susunca, kısrak da sakinleşiyordu. Bir kaç defa böyle tekrar okumaya başlayıp, kısrağı ürkerek şahlanınca Üseyd (r.a.) oğlu Yahya'yı geriye çekti. Bu sırada başını kaldırıp göğe baktığında, beyaz bulut gölgesine benzer bir sis içinde bir takım yıldızların kandiller gibi parlamakta olduğunu gördü. Sabah olunca Resûlullah'a koşan Üseyd t gördüklerini anlatır.
Bunun üzerine Sevgili Peygamberimiz: «Oku ey Hudayr oğlu, oku ey Hudayr oğlu» buyurur.
Üseyd de: «Ya Resülallah! atın Yahya'yı çiğnemesinden endişe ettim de kestim. O sırada gökyüzünde bulut gölgesine benzer bir beyazlık oluştu, içinde yıldızların kandiller gibi parladığını gördüm. Sonra bu beyazlık göğe doğru yükselerek görünmez oldu.» dedi.
Resûl-i Ekrem Efendimiz: «Bilir misin onlar nedir?» buyurdu. Üseyd: «Hayır» dedi. Fahri Kainat Efendimiz: «Ey Üseyd onlar meleklerdi. Senin sesine yaklaşmışlardı. Eğer sen Kur"ân okumaya devam etseydin, sabaha kadar melekler seni dinlerlerdi. İnsanlar da ona bakardı, halkın gözünden gizlenmezdi.» buyurdu.
Peygamber Efendimizle Şakalaşması
Hendek gazvesinde iki yüz kişilik grubun kumandanıydı. İyi bir okçu ve yüzücü olmasından ziyade okuma ve yazma da iyi olduğu için Kamil unvanıyla tanınırdı. Useyd b. Hudayr r.a bir toplulukta konuşuyordu. Şakacı bir adamdı. Bir ara topluluğu güldürdü. Derken Peygamber (şaka olarak) bir çöpü onun böğrüne hafifçe dürttü. Bunun üzerine Üseyd r.a Peygamber Efendimize: “Ey Allah"ın Resulü “bu çöpü bana dürttüğünden dolayı sana kısas yapmama imkân ver” dedi. Hz. Peygamber de: “Haydi öyleyse kısas yap” buyurdu. Üseyd r.a: “Fakat senin üzerinde gömlek var. Çöpü bana dürttüğün zaman benim üzerimde gömlek yoktu” dedi. Hz. Peygamber de onun bu isteğine uyarak kısas yapmasına imkân vermek için gömleğini yukarı doğru kaldırdı. Bunun üzerine hemen Hz. Peygamber «ı bağrına basıp onu öpmeye başladı ve: “Ey Allah"ın Resulü, işte benim istediğim bundan ibaretti”, dedi. (Ebû Dâvûd, Edeb, 149).
Vefatı
Hz. Peygamber Üseyd b. Hudayr’ı sever ve fikirlerine değer verirdi. Bir isteği olduğu zaman onu asla geri çevirmezdi. Enes b. Mâlik’ten şöyle bir rivayet nakledilir: “Üseyd b. Hudayr Ensar’dan ihtiyaç sahibi olan bir ev halkı için Rasûlüllah’dan yardım istemiş Hz. Peygamber onun bu isteğini yerine getirmiştir.” Üseyd b. Hudayr r.a , H. 20/642 senesinde şaban ayında vefât etti. Hz. Ömer r.a onun cenaze namazını kıldırdı.
Cenazesini Bâkî mezarlığına kadar taşıdı ve Useyd b. Hudayr’ı Bâkî mezarlığına defnetti. Üseyd r.a Hz. Ömer’e vasiyet etmişti. Öldüğünde dört bin dinar borcu vardı. Hz. Ömer r.a onun hurma ağaçlarının meyvelerini yılda bin dinar olmak üzere dört yıl boyunca sattı ve dört bin dinar olan borcunu ödedi. Hz. Ömer r.a, Üseyd b. Hudayr’ın cenazesini bizzat taşımıştır.
ADİL İBRAGİMOV