SEHİV SECDESİ
SEHİV SECDESİ
Sehiv secdesi, namazda yanılmalardan dolayı meydana gelen eksiklikleri telafi etmek ve namazı tamamlamak için namazın sonunda yapılan secdesidir. Bir diğer ifadeyle yanılarak namazda yapılması farz olan hususlardan birinin geciktirilmesinden veya vaciplerden birinin terki yahut geciktirilmesinden dolayı yapılır.
Namazın gereklerini yerine getirme konusunda kişinin azami dikkat ve titizliği göstermesi esastır. Bunun için bir Müslüman farz, vacip ve sünnetlerin tümüne riayet ederek huşu içinde namaz kılmalıdır. Ancak insan bazen dalgınlıkla, unutarak veya yanılarak gizli okunacak yerde açıktan, açıktan okunacak yerde gizli okur, oturulacak yerde ayağa kalkar, ayağa kalkılacak yerde oturur veya bunlara benzer davranışlarda bulunabilir. Hz. Peygamber beşer olmanın tabii bir sonucu olarak namaz esnasında meydana gelebilen bu eksiklik ve yanlışlıkların sehiv secdesi yapılarak telafi edilebileceğini bir hadisinde şöyle ifade etmiştir: “Sizden biri namazında şüpheye düşerse, doğrusunu içinden araştırsın ve namazını kanaatine göre tamamlasın, sonra selam versin ve sehiv seyircisi (yani yanıldığı için iki secde) yapsın.” (Buhârî, Salât, 31)
Herhangi bir namazda bir farzın bilerek veya sehven (yanılarak) terk edilmesi, o namazın yeniden kılınmasını gerektirir. Çünkü bir farzın eksikliğini telafi etmek için sehiv secdesi yeterli olmaz. Namazda, unutarak bir rüknün geciktirilmesi, tekrarlanması veya öne alınması ya da bir vacibin terk edilmesi, geciktirilmesi veya değiştirilmesi halinde noksanlığın telafi edilmesi için sehiv secdesi yapılması vaciptir. Bir sünnetin kasten veya yanılarak terk edilmesi ise bir kusur olmakla birlikte kılınan namaz hala geçerlidir ve bunlar içinse sehiv secdesi yapmak gerekmez.
Sehiv secdesini gerektiren bir durum bulununca bu secdenin yapılması Hanefilere göre vaciptir. Sehiv secdesi gerektiği halde bunu yapmayan kişi günah işlemiş olur; fakat namazı batıl olmaz. Diğer taraftan sehiv secdesi, namazı kılmaya elverişli olan zaman ve durumlarda vaciptir. Mesela, kişi sabah namazını kılıp selam verdikten sonra güneş doğsa, sehiv secdesinin hükmü düşer. İmama uyan kişi, namazda yanılsa bile onun üzerine sehiv secdesi vacip olmaz. Cuma ve bayram namazlarında kalabalık bir cemaat varsa, cemaat arasında karışıklığa yol açmamak için imamın sehiv secdesini terk etmesi daha uygundur.
Sehiv Secdesi Nasıl Yapılır?
Sehiv secdesinin yapılış şekli şöyledir: namazın son oturuşunda tahiyyat okunarak sağ tarafa selam verilir ve hiç ara vermeksizin, tekbir getirilerek secdeye varılır. İki kere secde yapıldıktan sonra tekrar oturulur. Bu oturuşta, “Ettehiyyatü, Allahumme salli, Allahumme barik, ve Rabbena atina…” zikir ve duaları okunarak önce sağa, sonra sola selam verilir. Sehiv secdesine gitmeden önceki oturuşta da salli-barik ve diğer duaları okumak caizdir. Sehiv secdesinin, her iki tarafa selam verildikten sonra yapılabileceği görüşünde olanlar bulunmakla beraber; cumhur, sadece sağ tarafa selam verdikten sonra yapılmasını tercih etmektedir.
Cemaatle kılınan namazlarda cemaatin yanlışlıkla dağılmaması için, yalnız sağ tarafa selam verdikten sonra sehiv secdesi yapılması daha faziletlidir ve ihtiyata uygundur. Yapılması gereken sehiv secdesini yanılarak veya unutarak terk eden bir kimse, eğer selam verdikten sonra gülmek, konuşmak, yönünü kıbleden çevirmek gibi namaza aykırı bir işte bulunursa veya sehiv secdesini yapmaya vakit kalmaz ise bu kimseden sehiv secdesi düşer. Namazı iade etmesi de gerekmez. Ancak namaza aykırı bir davranışta bulunmadan secdeyi hatırlarsa hemen secde eder.
Kaç Rekât Olduğu Hususunda Şüpheye Düşülürse
Kıldığı namazın kaç rekât olduğundan şüpheye düşen kişi namazı yeniden kılması gerekir. Nitekim Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Sizden biri namazdan kaç rekât kıldığı hususunda şüpheye düşerse namazı yeniden kılsın.” (İbn Ebi Şeybe, el-Musnnef, 2/421)
Namazda zaman zaman şüpheye düşüp kaç rekât kıldığı hususunda kesin bir kanaate varamayan kimse, kıldığına emin olduğu en az rekât sayısını esas alarak namazına devam eder. Resûlullah “Sizden biri namazında şüphe eder de üç mü, dört mü kıldığını bilmezse, şüpheyi bıraksın ve en az rekâtı esas alarak namazına devam etsin” (Nesâi, Sehv, 24) buyurmuştur.
Buna göre dört rekatlı bir namaza başlayan kimse, kıldığı rekâtın birinci rekat mı ikinci rekat mı olduğunda kuşkuya düşüp bir tarafı tercih edemezse, kendisini bir rekat kılmış olsa eğer ve birinci sayılan rekatın ikinci; üçüncü sayılan rekatın da dördüncü rekat olma ihtimali bulunduğu için her bir rekatın sonunda oturur ve tahiyyatı okur. Böylece 4 oturuş yapmış olur ve sonunda sehiv secdesi yaparak namazını tamamlar.
Dört rekatlı namaz kılmakta iken, son oturuşta olduğunu zannederek dalgınlık sonucu ilk oturuşta selam veren kişi, eğer bu selamdan sonra konuşmak, yönünü kıbleden çevirmek gibi namaza aykırı bir davranışta bulunmamışsa kaldığı yerden namaza devam eder ve dördüncü rekatın sonunda sehiv secdesi yapar. Aksi takdirde bu namazı yeniden kılar.
Yusuf Yakubov