Ana sayfa

NAMAZLARIN KAZASI

NAMAZLARIN KAZASI

NAMAZLARIN KAZASI

Bir namazı vaktinde kılmaya “eda”, herhangi bir sebeple vaktinde yeniden kılmaya “iade”, vaktinden sonra kılmaya da “kaza” denir. Vaktinde kılınmayan beş vakit namazın kazası farzdır. Vitir namazının kazası da vaciptir. Konu ile ilgili hadis-i şeriflerin birinde şöyle buyurulur: “Sizden biri uyku veya unutma sebebiyle bir farz namazı vaktinde kılamazsa hatırladığı zaman onu hemen kılsın.” (Buhârî, Mevâkit, 67)

 

Hanefîlere göre sabah namazının farzı sünneti ile birlikte kılınmamışsa, o gün güneş doğup kerahat vakti çıktıktan sonra istiva vaktine kadar bu sünnet, farz ile birlikte kaza edilir. Bir de öğlenini ilk sünneti, cemaatle farza yetişmek için terk edilecek olsa, farzdan sonra kaza edilir. Cuma namazının ilk dört rekâtlık sünneti de böyledir ve kaza edilir.

Bir namazı özürsüz olarak ve sırf tembellik yüzünden kazaya bırakmak büyük günahtır. Her ne kadar bu namaz, kaza edilmekle kişinin namaz borcu ödenmiş olur ise de bu namazın geciktirilmesinden dolayı meydana gelen günahın affedilmesi için tövbe ve istiğfar gerekir.

Altı vakit namazdan az kazası bulunan kişiye “sahib-i tertip” adı verilir. Böyle bir kişi eğer kazaya kalan namazı olursa önce kazaya kalan namaz/namazlarını sırasıyla kılar, sonra da vakit namazını eda eder. Ancak kazaya kalmış namazlar birden fazla olup da zaman aralığı bunlardan yalnız bir vakit namazına müsait ise tertibe riayet gerekmez ve vakit namazının kazaya kalmamasına dikkat edilir.

Altı veya daha fazla vakit namazı kazaya kalan kişinin, sahibi tertip sayılmayacağı için kazaya kalan namazlar ile vakit namazları arasında sırayı gözetmesi gerekmez ve dolayısıyla kaçırdığı namazları kaza etmeden de vakit namazlarını kılabilir.

 

Nasıl Niyet Edilir?

Hanefilere göre mukim iken kazaya kalan namazlar seferde tam kılınır. Seferde kazaya kalan namazlar ise mukim iken seferi gibi ikişer rekât kılınır. Birkaç kişi, kazaya kalan aynı namazlarını cemaatle kılabilirler. Nitekim Resûlullah ﷺ, Hendek Savaşı'nda kazaya kalan namazları cemaatle kıldırmıştır.

Mazeretsiz bir şekilde vaktinde kılınmayan kazaya kalmış namazların evde kılınması daha iyidir. Çünkü günahları gizleyip teşhir etmemek ve böylece yaygınlaşmasını önlemek gerekir.

Kazaya kalan namazlar birden çok olunca bunların her birini belirleyerek niyet edilmesi gerekmez çünkü bunda güçlük vardır. Onun için kaza namazına “ilk veya son kazaya kalmış sabah veya öğle namazını kılmaya” diye niyet edilmesi uygun olur.

Kaza edilecek namazlar arasında sıra gözetilip gözetilmeyeceği bu namazları kılacak kimsenin durumuna göre değişir. Buna göre “sahib-i tertip” kimseler kazalarını vaktinde kılamadıkları ilk namazdan başlayarak sırayla kılarlar, ardından içinde bulundukları vaktin farzını kılarlar. Sahibi tertip olanlar için bu sıraya uymak hanefîlere göre vaciptir. Sahibi tertip olmayanların ise kaza namazları için sıraya uyma zorunluluğu yoktur.

 

Ezan Okunup Kamet Getirilmesi

Ezan ve kamet vaktin değil, namazın sünneti olduğu için kaza namazı kılarken de ezan okumak ve kamet getirmek sünnettir. Ezan ve kamet terk edilerek kılınan namaz geçerli olmakla birlikte uygun değildir. Aynı ortamda birden fazla kaza namazı kılınacaksa, her bir namaz için ayrı ezan okunup kamet getirilmesi daha faziletli olmakla birlikte, başta bir kere ezan okunup, her bir kaza namazı için ayrı bir kamet getirilmesi de yeterlidir.

Vaktinde kılınamayan namazların kaza edilmesi için belli bir vakit yoktur. Kerahat vakitleri dışında her zaman kaza namazı kılınabilir. Güneşin batmasından önceki kerahat vaktinde, sadece o günün ikindi namazının farzı kılınabilir. Fakat mazeretsiz olarak ikindi namazını bu vakte kadar geciktirmek mekruhtur.

Hanefî mezhebine göre kazaya kalmış namazları bulunan kimseler farz namazların öncesi ve sonrasında kılınan (revatib) sünnetleri de kılarlar. Vaktinde kılamadıkları namazları da ilk fırsatta kılmaya çalışırlar. Şafî mezhebine göre üzerinde kaza namazı olan kimse, geçmiş namazlarının hepsini kaza etmeden Bayram ve vitir namazı da dahil sünneti müekkede olsun gayri müekkede olsun hiçbir nafile namaz kılamaz. Üzerinde kaza namazı bulunan kimsenin, bütün zamanını bu namazları kaza etmeye ayırması gerekir. Hatta uyku, evin geçimi gibi terk edilmesi güç olan önemli bir iş hariç bütün vakitlerini kazaya kalan namazlarını kılmakla geçirmesi gerektiğinden nafile ile meşgul olması caiz değildir. Bu sebeple, kaza namazları olan bir kimsenin vaktini boşa geçirdikten sonra namaz vakti geldiğinde, kaza namazları olduğu gerekçesiyle sünnetleri terk etmesi doğru değildir.

Bir namaz hem kaza hem de sünnet niyetiyle kılınamaz. Kılınacak namazın ne olduğu kesin olarak tayin edilerek ona niyetlenilmesi gerekir. Hem kaza namazına hem de vaktin sünnetine birlikte niyet edilirse bu namaz, kaza namazı olur. Hem kaza namazı hem de vaktin sünneti kılınmış olmaz.

 

 

Yusuf Yakubov