İLGİNÇ ŞEHİRLER

Longyearbyen-Norveç
Longyearbyen, Kuzey Buz Denizi’nde Norveç’e bağlı takımadalardan birisidir. Takımadaların oluşturduğu Svalbard yönetim biriminin de başkentidir. Issız diyebileceğimiz bu kutup şehrinde “Şöyle gönlümce öleyim” derseniz bu pek mümkün değil. Zira bu şehirde ölmeye, daha doğrusu gömülmeye izin verilmiyor. Yani burada ölebilirsiniz ama gömülemezsiniz. Longyearbyen’de şehir mezarlığına, bedenlerin aşırı soğuk hava nedeniyle gerektiği gibi bozulamaması nedeniyle yaklaşık 100 yıldır kimse gömülmemiş. Tarihî kayıtlara göre 1917 yılında yaşanan grip salgınından sonra şehir mezarlığına hiç kimsenin gömülmesine izin verilmemiş. Longyearbyen şehrinin bir diğer ilginç özelliği de şehirde yaşayan insan sayısı ile kutup ayısı nüfusu neredeyse eşit. Avlanmanın yasak olduğu kentte sadece kendinizi korumak için ayıları öldürebilirsiniz. Tıpkı şehir sakinleri için olduğu gibi öldürülen ayıların da burada gömülmeleri yasak… Yani ayılar da farklı bir yerde gömülüyorlar.
Monowi-Nebraska
Büyük bölümü kurak topraklardan ve çöllerden oluşan Nebraska’nın Monowi şehrinin ilginç yanı, şehirde bir kişinin yaşıyor olması. Bu yüzden, Monowi şehrinde yaşayan tek insan Elsie Eiler ismini herkes bilir. Monowi’de 1930’lu yıllarda 150 olan şehrin nüfusu her geçen gün düşmeye başlamış. 2000 yılına gelindiğinde ise şehirde yaşayan kişi sayısı sadece iki kişiye düşmüş; Elsie ve kocası. 70’li yaşlarının ortasında olan Elsie şimdilerde bu şehirde tek başına yaşıyor.
Gibsonton-Florida
Eğer sirklere ve dev insanlara meraklıysanız, filler ilginizi çekiyorsa, doğru adrestesiniz. Florida’da bulunan Gibsonton şehri yüzyıllar boyunca karnaval ve sirkte çalışan insanların kış aylarını geçirdiği, hatta burada emekli olduğu bir şehir. Şehirde eski bir sirk devi olarak bilinen Al Tomaini anısına yapılmış büyük ayak heykeli de bulunuyor. 2 metre 25 cm boyunda olan Tomaini 54 numara ayakkabı giyiyordu. Sirk karavanları ve filler için parka izin vermekte olan şehirde hâlâ sirk topluluklarına hizmet veriliyor.
Slab City, Kaliforniya
Amerika’da kurallardan ve hayatın sıradanlığından sıkılmak diye bir durumdan söz edenlerin kaçtığı, yasaların olmadığı bir şehir Slab City. Şehir, Salton denizi kıyısında İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma bir asker barınağından kurulmuş. Rivayete göre burası, hayatın rutinliğinden dert yanan ve uçlarda yaşayan, kendini her türlü yasadan kurtarıp özgür olacağını düşünen insanların kentiymiş. Leonard Knight tarafından yapılan büyük Salvation Dağı yapısını ve tek katlı küçük yapıların üzerinde yazan “Hoş Geldiniz” yazısını gördüğünüzde doğru adrestesiniz demektir.
Sheffield, Avustralya
Avustralya’daki bu küçük şehir, “Önemli olan farklılığınızı ortaya koymaktır.” diyebileceğimiz bir uygulamanın yeridir. Bir ekonomi oluşturmak için fazla imkânı olmayan, nüfusu da binden az olan Sheffield sakinleri, şehrin neredeyse bütün duvarlarına tarihi olayları anlatan resimler çizmişler. 1980 sonrasında “inşa edersek, gelirler” diye düşünen şehir sakinleri şu ana kadar şehrin duvarlarına tam 60 resim çizmişler. Bununla da yetinmemişler ve 2003 yılından beri her yıl “Duvar Resmi Festivali” düzenlemeye başlamışlar. Bir mottoyla başlayan düşünce sonucunda bugün nüfusu binden az olan şehrin duvarlarındaki resimleri görmeye her yıl 200 bin turist gelmeye başlamış.
Rennes-le-Château, Fransa
Henry Lincoln, Michael Baigent ve Richard Leigh üçlüsünün yazdığı “Kutsal Kâse Kutsal Kan” isimli kitabı okuyanların hemen aşina olacağı bir şehir burası. Aynı zamanda “kutsal kase”nin bulunduğu yer olmasıyla ilgili komplo teorilerinin de odak noktası olan şehir bir tepede kurulmuş. 1800’lerin sonunda rahip Bérenger Saunière, yerel bir kilise olan Saint Mary Magdalene kilisesine hatırı sayılır miktarda bağışlar yapar. Ancak rahibin bu cömert bağışının kaynağı merak uyandırır. Söylentiye göre rahip, kilisenin içinde daha önce görülmemiş dokümanlar ortaya çıkarmış. Efsaneye göre bu dokümanlar onu gizli bir hazineye yönlendirmiş ve bu şekilde bu bağışları yapabilmiş. Ölene kadar sırrını kimseye açmayan rahip aynı zamanda ünlü roman “Da Vinci’nin Şifresi” kitabının da ilham kaynağıdır.