Ana sayfa

BEBELERE BALON, YETİŞKİNLERE SANAL EMZİK

BEBELERE BALON, YETİŞKİNLERE SANAL EMZİK

İngiltere menşeli Playtex firmasının emzik markası olan Binky’nin, yetişkinler için sanal bir emzik üretimine ilham vereceğini kim bilebilirdi? Yetişkinler için emzik mi olurmuş, demeyin. Hem de sanalı… Çocukların emziği varsa yetişkinlerin de sosyal medyası var.

 

Binky, logosu emzik olan “sanal” bir sosyal medya uygulaması… “İyi de sosyal medya yeterince sanal değil mi?” diye sorabilirsiniz. Hayır, artık değil. Ezber bozmak için söylemiyoruz; bu mecrada hissettiğimiz mutsuzluklar, tatmin, heyecan… Hatta yeni gelişmeler eşliğinde yaşamakta olduğumuz anı canlı olarak paylaşabilme imkânı, tümü gerçek!

Kodlardan, uçuşan sözcük ve fotoğraflardan, videolardan oluşmasına rağmen sanal âlemin bize yaşattıklarının ne derece “sanallıktan uzak” olduğunu anlamamız için, biraz düşünüp hislerimizi yoklamamız yeterli olacaktır.

Twitter, Instagram, Facebook ve daha fazlası… Şimdi bu mecralarda yapmış olduğunuz tüm o paylaşımları düşünün. Cuma mesajlarınızı, herkesten önce yürekten “âmin” diyerek paylaştığınız duaları düşünün ya da. Bunların gerçek olmadığını söyleyebilir misiniz?

Yalnızca hissettirdikleriyle değil, eylemlerimizle de bir gerçeklik ilanı artık sosyal medya. Şahıs olarak profil sayfalarımıza, paylaşımlarımıza baktığımızda orada kendimizi görmek istiyoruz. Başkaları da bizi böyle görsün, rengimizi bilsin istiyoruz. Safımız belli olsun… İşte bu, son derece gerçektir. Yazdıklarımız, beğendiklerimiz… Hepsi gerçek! Parodi hesaplar dahi bir başka gerçekliği anlatıyor her birimize. Ellerimiz titreyerek, belki ağlayarak paylaşım yaptığımız oluyor. Öfkeden kabararak, sitemimizi milyonlara ulaştırma gayesiyle dolup da kabımızdan taşarak haykırdıklarımız oluyor. Sadece parmak uçlarımızı kullanabiliyor da olsak zulme karşı duruyor, küffara ayar veriyoruz. Destekliyoruz “biz” gibi olanları, iyilikler yayılsın istiyoruz.

 

Bu Stres Yaptıysa Stres Yapmayanını Verelim

Sosyal medyanın teknolojiyi kullanan dünya insanları için de aynı anlama geldiğini görüyoruz. İşte Dan Kurtz, “Binky” adlı uygulamayı tasarlarken insanları artık sanallığını kaybeden bu sosyal medya dünyasının stresinden, bizim deyimimizle tam olarak gerçekliğinden yani gerçekliğin getirdiği sorumluluktan kurtarmayı hedeflemiş. “Aslında her şey bir şakayla başladı…” diyor soranlara. Bu, meseleye güya eleştirel bir gözle bakmanın doğurduğu türden bir mizah… Uygulamanın, her yirmi saniyede bir ele telefon alma refleksinin önüne geçmek gibi bir derdi yok. Zararsız, gerçek hayatta karşılığı olmayan, dolayısıyla sorumluluk yüklemeyen uygulama, bir dizi parmak hareketi yaptıracak kullanıcılara. Bebelere balon, yetişkinlere emzik niyetine yeni bir platform sunacak.

Evet, Binky adlı uygulamada yaptığınız hiçbir hareketin (beğenme, yorum yapma, fotoğraf paylaşma vs.) gerçek hayatta olmadığı gibi sanal dünyada da bir karşılığı yok. Tam bir “hesap vermek zorunda olmama” hali… Beğenilerinizi kimse görmüyor, yazdıklarınızı kimse okumuyor. Hayali bir sosyal medya tabanında, kendi kendinize birtakım hareketler yapıyorsunuz.

 

“Sosyal Medyada Sosyalleşiyormuşçasına” Vakit Geçirmek

“Belki kitleleri yöneten, yer yer siyaseti belirleyen sosyal medya baştan beri bu denli ‘gerçek’ olmasaydı; kişileri kendine tutsak edecek kadar cezbedici olamazdı. Ya da onları ‘dünyayı ve insanları değiştirebilmek’ hayaliyle tümden satın alamazdı.” Bunlar sosyal medya hakkında yapılabilecek yorumlardan birkaçı. Tıpkı hayatımızda nasıl bu denli yer edindiğini anlamak için geçmişe dönük okumalar yaptığımız her mesele gibi sosyal medya da -bir şekilde- olduğundan büyük görünüyor gözümüze. Neticede, “Bu artık hayatın bir gerçeği, bunu yok sayamayız!” demeye geliyor iş. Hayatta yadsıdığımız onca gerçeklik olmasına rağmen popüler olmuş meseleleri yadsımak konusunda o kadar kararlı davranamıyoruz. Bunun yerine başka popüler bir akıma katılarak “gerçeklerden” kaçtığımız “sanal” bir rahatlama yaşıyoruz. Bir çeşit, bile isteye plasebo etkisi oluşturmaya çalışıyoruz. Çelişki de tam olarak burada karşımıza çıkıyor. Çünkü plasebo etkisinde bilmeme hali temeldir. Doktor gözetiminde size verilmiş alelade bir vitamini iyileşeceğinizi umarak, onun bir ilaç olduğunu zannederek içersiniz ve gerçekten de iyileşme süreciniz başlamış olur. Bu, insan psikolojisinin ciddi araştırmalarla kanıtlanmış bir özelliğidir. Binky ya da Tinky… İsmi önemli değil, gerçek olmadıklarını ve hatta son derece saçma olduklarını “bilerek” bu tip uygulamalarda “sosyal medyada sosyalleşiyormuşçasına” vakit geçirmek ya da sanal çiftliklerde hayvan beslemek, sebze meyve yetiştirmek; ilaç olarak aldığımız şeyin aslında vitamin dahi olmadığını anlamamıza yetmiyor. Ya da insanoğlunun kendini kandırma isteğinde sınırı ne kadar ileriye götürebileceğini gözler önüne seriyor.

İnsan gerçekliklerden, gerçekliğin yaşattığı çaresizlikten yoruluyor fakat hayatını değiştirmiyor. Kendini kandırabileceği, konuyla ilişkilendirecek olursak “paylaşım yapma” güdüsünü tatmin edebileceği yeni oyuncaklar buluyor. “Bu iş bana göre değil, daha da Twitter, Facebook falan kullanmam!” demiyor da “Yok mu şu zımbırtının zararsız olanı? Gerçeğinin benzeri, bir oyuncağı falan?” arayışına giriyor.

Siz ne dersiniz? Günün birinde bir çığ gibi veri bombardımanına tutan sosyal medyanın stresinden, sarsıcı haberlerle dolu gündeminden sıkılıp da buraları terk-i diyar mı edersiniz? Kitaplarınızla baş başa kalıp bunaldığınızda başınızı göğe mi çevirirsiniz? Yoksa gerçeklikten kaçarken bir başka gerçeğin, “kandırılmanın” paradoksuna düşerek silikon bir emziği ağzınıza alıverir misiniz?

 

Sadık Mustafaoğlu