Ana sayfa

RAMAZAN-I ŞERİF’İ EVİMİZE MİSAFİR ETMEK

RAMAZAN-I ŞERİF’İ EVİMİZE MİSAFİR ETMEK

RAMAZAN-I ŞERİF’İ EVİMİZE MİSAFİR ETMEK

Evimize çok kıymetli, muhterem bir misafir geliyor olsa ne yaparız? Kesinlikle çok önceden hazırlık yapmaya başlar, bütün eksikleri gideririz. Evdeki herkes gelen misafire kendini hazırlar. Gerekirse çocukları uyarırız; misafire karşı nasıl davranacağını, nasıl konuşacağını anlatır; onun çok önemli bir şahsiyet olduğunu sözlerimiz, tavırlarımız ve heyecanımızla hissettiririz. Hatta daha iyi ikram edebilmek için nice güzellikler, hediyeler hazırlarız. Bütün bunlar gelen kişinin kıymetini biliyor oluşumuzdandır. Öyleyse ilk yapmamız gereken, Ramazan-ı Şerif’in çok kıymetli bir misafir olduğunu bilmektir. Bunun için de iftarından sahuruna, teravihine Ramazan’ın tüm güzelliklerini ailece yaşamaya gayret etmek gerekir.

 

İlk Heyecan: Sahur ve İftar

Ramazan’da, Müminler için olduğu kadar çocuklar için de ayrı bir yeri vardır sahur sofralarının. Çünkü alışılmış yemek yeme vakitlerinden oldukça farklı bir zamanda, seher vaktinde kalkıp sofra kurulur. Bu aykırı durum çocuklara ayrı bir haz verir. Tabii o saatte Cenab-ı Mevla’nın ﷻ emrine uyarak, sırf oruç tutmak için kalkılması, hayat rutininin değiştirilmesi, bütün ailenin orada olması hem aileye hem de çocuklara manevi bir huzur getirir. Öyleyse aile büyüklerine düşen bereket sağanağının her bir damlasından büyük küçük her bir aile ferdinin istifadesi için gayret göstermek gerekir. Özellikle çocukların okul veya kurslarını bahane ederek bu mübarek iklimden daha az nasiplenmelerine sebep olmayalım. Bırakınız bir aylığına çocuklar günlük programlarının dışına çıksınlar ve bunu da ilahi emre uyduğumuz için yapmış olsunlar. Göreceksiniz, onların üzerinde bizim hiç farkında olmadığımız edep ve anlayış hususunda, ibadetlere tutunmak noktasında hayırlı tesirleri olacaktır.

Çocukların her anına katıldıkları bir heyecan olarak iftar da onlar için tarifsiz bir neşeye dönüşür. İftar öncesindeki yemek hazırlığı telaşı ve pürdikkat beklenen akşam ezanı, her şeyin önüne geçer ve her çocuk bu anı yaşamaktan zevk alır.

Sahur ve iftarın idraki, topluca yaşanıyor olması çocukta aidiyet hissini canlandırır ve bu da “Ben de oruç tutmalıyım” isteğini filizlendirir. Bu güzel his, bir süre sonra ısrara ve gerekirse icraata dönüşecektir. Ailelerin bu ısrara karşı ecdattan miras “tekne orucu”nu uygulamaya geçirmeleri çocuğun Ramazan-ı Şerif ile irtibatını pekiştirecektir. Dayanabildiği vakte kadar oruç tutmak, sonra bir tenhada bir şeyler yiyerek iftarı beklemek çocuğun dünyasında unutulmaz bir hatıra olarak kalacaktır.

 

Teravih ile Namaz ve Cemaati Sevdirmek

Bir çocuk için Ramazanın unutulmaz anıları arasında teravih önemli yer tutar. Çünkü erken yaşlarda (okul öncesi mesela) oruç tutmak mümkün olmadığı için bir çocuğun günlük hayatın dışında bir heyecan olarak algılayacağı şey bütün müminlerin toplanıp uzun uzun namaz kılmaları ve bunu hissedilir bir sevinçle, huzurla ifa etmeleridir. Nitekim bu durum çocuk üzerinde tesirini hemen gösterir. Çocuklar -özellikle erkek çocukları- bu mübarek ayı, teravih namazlarından hatırlar ve hemen gelsin isterler. Çünkü teravih namazları her çocuk için bir neşe vesilesidir. Yeni nesiller arka saflarda camiye, cemaate ve namaza alışır.

Teravih namazını camide cemaatle kıldığımız gibi, evimizde de ailecek cemaatle kılmalı, yuvamızı şenlendirmeliyiz. Tabii sadece teravih namazı ile yetinmek olmaz. Seher vakti kalkınca önce teheccüt namazını kılmak ve küçük büyük bütün aile efradına da lisan-ı hal ile bu namazı talim etmek güzel olacaktır.

 

Sadaka Şuurunu Nakşetmek

Ramazan-ı Şerif’in kazandırdığı, tazelediği güzelliklerden biri de paylaşmaktır. Yani infaktır, sadakadır, zekattır, fitredir. Ecdadımızın özellikle bu mübarek ayda paylaşmaya gayret göstermesi, sadakayı çok vermesi, iftar sonrasını misafirlerle şenlendirmesi bundandır. Bizim de hem iftar davetlerine icabet etmemiz hem de evimizde iftar sofraları kurup uzak yakın akraba ve dostları, ihtiyaç sahiplerini ağırlamamız İslam ahlakının hem idrakini hem de yeni nesillere miras olarak kalmasını sağlayacaktır. Çünkü çarşı pazardan başlayarak mutfak hazırlığına, sonra misafirlerin ağırlanmasına, evimize ve aile hayatımıza katacağı nice bereket vardır.

Kendi çocukluğumuzdan bir tecrübe ile çocuklara sadaka bilinci, sadece yaşlı ve ihtiyaç sahibi kimselere gönderilen yemeklerle bile aşılanabilir. Böylece her çocuk, çalınacak nice kapı olduğunu ve bu kapıların ardında güler yüzlü nice insanlar olduğunu bilecek, idrak edecektir.

Anne babanın basit bir hazırlık ve küçük bir dokunuşu ile çocuğun bütün hayatına tesir edecek hayırlar ortaya çıkacaktır. Şüphesiz Ramazan-ı Şerif bir rahmet ve bereket sağanağıdır. Bu ayın her deminde, bu ayda yapılacak her ibadet, iyilik ve ziyarette bu rahmet ve bereketten paylar vardır. Öyleyse biz bu mübarek ayı her yönüyle idrak edebilmek, payımıza düşen rahmet ve bereketten ziyadesiyle istifade edebilmek, evimize misafir edebilmek için uğraşmalıyız, gayret etmeliyiz. Arayışlara girmeli, sormalı, güzel uygulamaları evimizden başlayarak icraata dökmeliyiz. Böylece ayet-i kerimelerdeki ve hadis-i şeriflerdeki müjdelere nail olur, on bir ayın sultanından kazandığımız güzel hasletleri ve bereketi yılın diğer aylarına yayma imkânı buluruz inşallah.

 

Muhammed Selam İBRAGİMOV