Ana sayfa

İNSANI YAŞATAN NEDİR?

İNSANI YAŞATAN NEDİR?

İNSANI YAŞATAN NEDİR?

Şu an bu dergi elimizde ise ve bu yazıyı okuyabiliyorsak vücudumuz nefes alıp verme işlevini henüz kaybetmemiş, dünyadayız demektir. Peki, dünyada olmak, yaşıyor olmanın delili midir? Ayet-i celilede “Allah yolunda öldürülenler için ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler fakat siz bilemezsiniz” (Bakara, 2/154) buyurulduğu üzere yaşamak/diri olmak, nefes alıp vermekten ibaret değil. Daha başka bir şey, çok daha başka şeyler var bizi yaşatan. Öyle ise, insan ne ile yaşar?

 

İnsan, İnançla Yaşar

İnsanoğlu özünde anlam arayan ve anlamla yaşayan bir varlıktır. “İnsan ne ile yaşar?” Sorusu da bir bakıma bu anlamı ortaya çıkarmaya yönelik varoluşsal bir sorudur. Bu bakımdan insanın hayatın anlamını keşfetmesi, yaşamını devam ettirmesi için temel dinamiktir. Çünkü anlam; hayatın niteliğini, derinliğini ve yoğunluğunu değerli kılar. Hayata anlam katan ve onu bütünüyle kuşatıp değerli kılan olgu ise inançtır. İnsan inançla yaşar. Çünkü inanç, insanın tüm güvenini ve bağlılığını bir değer merkezine yoğunlaştırması ile birlikte onun bilişsel, duygusal ve ahlaki boyutlarını kapsayan en temel varoluşu, anlam ifade eder.

 

İnsan, Ölmek İçin Yaşar

Vaktiyle bir hocam “İnsan ölmek için yaşar evladım” demişti. Nihayetinde yolun başı aynı zamanda yolun sonu da değil midir? Ama ölünce fiyakalı ölmeli insan. Bunun için de fiyakalı yaşamak gerekiyor. Bir gönle dokunuşumuz, ekmeğimizi kardeşimizle paylaştığımızda içimize bırakılan sevinç bizim fiyakamız. Biz, iyilikle varız; iyi oldukça, iyi kaldıkça varız. Dua ettikçe bir duaya girdikçe… insan iyilik ile yaşıyor muteber bir son için, fiyakalı bir ölüm için…

 

En Çok Umut ile Yaşar

İnsanın yaşamak için ihtiyaç duydukları görünen kısmıyla her ne kadar hava, su ve yemek olsa da insan kalbine sığdırdığı sevgi, merhamet, samimiyet, hüzün ve en çok umut ile yaşar. İnsan yaşamında bir kez de olsa kendine şu soruyu sorup yanıtlamalıdır: Sahip olduğum her şeyi yitirdiğimde, beni ayakta tutacak olan nedir? Yani anlayacağınız, insan sahip olduğu şeyleri yitirdiğinde onu ayakta tutacak olan ne varsa onunla yaşar. Öyle ki insanı ayakta tutacak olan da kalbindedir kalbine sığdırdıklarında…

 

İnsan, Sevgiyle Yaşar

Sevgi, yemeğe lezzet verdiği gibi haneye huzur, dünyaya barış getirir, sevgi karanlığı aydınlığa çevirir, kalbi yumuşatıp ruhu genişletir. Sevgi gönülden gönüle uzanan, güzelliklerle dolu bir yoldur. İnsan ancak sevdiği insanlarla, sevdiği ortamda, sevdiği işle meşgul olursa yaşadığını hissedebilir. Çünkü sevgi ile dokunulan her yürekte çiçek açar. Sevgimizi paylaştığımız insanlarla aramızdaki bağ güçlenir, birlik ve beraberliğimiz artar. Sevildiğini bilmek insana kendini daha güçlü hissettirir, sevilen insan yaşama daha sıkı tutunur. Bu da dünyayı daha yaşanabilir hale getirir.

 

İnsan, İnsanla Yaşar

Yaşamak ilk nefeste başlayan bir yolculuktur ve her yolunda muhakkak bir menzili vardır. Öyleyse yaşamak, bir menzil belirlemekten ve ona giden yolda başımıza gelenlerden ibarettir. Yolda karşımıza çıkanlar da bizim yoldaşımız olur. Yol kenarındaki çiçek, karşımızdaki dağ, yanımızdan akıp geçen ırmak, yavaş yavaş yol alan bir karınca…yolumuza değen her şey, yaşamak hissini tadabilmemiz için bir vesiledir.

İnsan; dokunduğu yüreklerin yüzündeki tebessüm ile yaşar. Yarasını sardığı bir kuşun kanat çırpışıyla. Kapısının önündeki çiçekten aldığı mutluluğu bir başkasını hediye ederek yaşar. İnsan, insanla yaşar. Mutluluğu, hüznü, coşkuyu, sekineti paylaşarak; her anın kıymetli olduğunu ve elindeki tek anın “şu an” olduğunu bilerek yaşar.

 

Muhammed Selam İBRAGİMOV