Ana sayfa

RAHMET İKLİMİ ÜÇ AYLAR

RAHMET İKLİMİ ÜÇ AYLAR

Allah ﷻ mekanlar içinde mukaddes mekanlar; zamanlar içinde de mukaddes zamanlar yaratmıştır. Bu mukaddes zamanlardan biri de üç aylar diye bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır. Dinimizce bu üç ayların önemi bir kıymeti pek büyüktür. Üç aylar, her ay kendisinde mübarek bir geceyi bulunduran aylar silsilesini oluşturduğundan, Müslümanlarca bu isimle adlandırılmıştır.

 

Peygamber Efendimiz ﷺ Recep ve Şaban aylarını, Ramazan ayının rahmet ve bereketinden azami istifadeyi sağlamak için ruhen, kalben, aklen, fikren ve bedenen bir hazırlık dönemi olarak değerlendirmiştir. Rasûlullah ﷺ bu aylarla ilgili olarak, “Allah’ım, Recep ve Şaban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır” şeklinde dua etmiştir. (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1259)

Mevlid-i Nebî hariç diğer kandillerin hepsi mübarek üç aylar içindedir. Mübarek gecelere “kandil” isminin verilmesi, o gecelerde selatin camileri başta olmak üzere mescitlerin, dergahların içlerini ve minarelere kandillerin asılması ve mahyaların döşenmesi şeklindeki son dört beş asırlık bir geleneğe dayanmaktadır.

Recep ayı, kameri ayların yedincisi, üç aylarını ise başlangıcıdır. Ramazan şerifin müjdeleyicisidir. Recep ayinin içinde iki mübarek gece bulunmaktadır. Birisi “Regaib” diğeri “Miraç” gecesidir. Rasûlullah ﷺ şöyle buyurur: “Recep ayı Allah’ın ayı, Şaban benim ayım ve Ramazan ümmetimin ayıdır.” (Ali el-Muttakî, Kenzü’l-Ummâl, nr. 35164)

Enes b. Malik rivayet ettiği bir hadisi şerifte Peygamber Efendimiz ﷺ şöyle buyurmuştur: “Recep, Allah Teâlâ’nın diğer aylar arasından seçtiği bir aydır. Her kim bu ayın hakkını verir ve onu (amel etmek suretiyle) yüceltirse, Allah Teâlâ’nın emrini yüceltmiş olur. Her kim Allah Teâlâ’nın bu emir ve buyruğunu yüceltirse, onu Naim cennetine koyar ve ondan razı olur. Her kim Şaban ayının hakkını verir ve onu (amel etmek suretiyle) düzeltirse, benim buyruğun mu yüceltmiş (hakkını vermiş) olur. Benim buyruğunu yücelten kimsenin ise kıyamette şefaatçisi ve yardımcısı olurum. Ramazan ayı ise ümmetimin ayıdır. Her kim ramazanın hakkını verir, hürmetsizlik etmez, gündüzlerini oruçla geçirip gecelerini de ibadetle ihya ederse ve de azalarını (haramlardan) korursa, Ramazan ayından çıktığında tertemiz günahsız olur.” (Beyhâkî, Şuabü’l-Îman, nr. 3813)

 

Recep Ayında İki Kandil: Regaib ve Miraç

Recep ayının ilk Cuma gecesine rastlayan Regaip gecesidir. Bu gece ister recebin birinci gecesine isterse bir haftaya kadar diğer gecelerine rastlarsın aynı hükümdedir. Regaip, çok değerli hediye, bağış, içten gelerek ve yoğun bir şekilde arzu edilen şey anlamlarına gelir. Bu gecenin mukaddes olmasının en önemli sebepleri arasında, Rasûlullah Efendimiz’in ﷺ o günü dua, namaz, oruç gibi ibadetlerle geçirenler hakkında verdiği müjdeli haberlerdir.

Miraç Kandili ise Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa’nın ﷺ, bir gece Mekke’deki Mescid-i Haram’dan Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya oradan da göklere seyahat ettirildiği bu mübarek gecenin adıdır. Peygamberimizin hayatında önemli bir yere sahip olan Miraç, Allah’ın ﷻ Hz. Muhammed’den ﷺ başka hiçbir kuluna sunmadığı ilahi bir ihsandır.

Miraç, hicretten bir buçuk yıl önce, kameri takvime göre Recep ayının 27. gecesinde, peygamberimizin amcası Ebu talip ile eşi Hz. Hatice’nin vefat ettiği müşriklerin zulüm ve baskısına dayanamayan bazı Müslümanların Habeşistan’a göç etmek zorunda kaldığı bir zamanda vuku bulmuştur. İşte böyle bir ortamda yüce Allah ﷻ, peygamberini böylesine yüce bir mucize ile teselli etmiştir.

Birçok ilahi sırrı, hikmet ve bereketi bünyesinde barındıran bu kutsal gece hakkında, Kur’an-ı Kerîm’de şöyle buyurulur: “Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulu Muhammed’i bir gece Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı ne yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra, 1)

İsra ve Miraç, zaman ve mekân hudutları dışında cereyan etmiş mucizevi bir hadisedir. Mucizeler akılla izah edilemez, onlara sadece iman edilir. Bizler de Hz. Ebubekir’in dediği gibi “O söylediyse doğrudur” diyerek Kur’an’ın ve Resûlullah’ın ﷺ haber verdiklerini şüphe duymadan iman ederiz.

Resulullah miraç hadisesinin dönüşünde Rabbimizin katından müminlere hediyeler de getirmiştir. Bu manevi hediyeler yüce Allah’a ﷻ şirk koşmayan her Müslüman’ın cennete gireceği, bakara suresinin son ayetleri ve beş vakit namazdır.

Bilinmelidir ki; bu aylar, bu geceler kıymetli ve mukaddes zamanlardır. Bu vakitler müminler için durak olmalı, dünya koşuşturmasından başını kaldırıp tefekkür vesilesi olmalıdır. Bir mümin yeni güne uyandığında bir önceki güne göre kendisinde bulunan kötü hali devam ettirmemeli, bu vakitler kendisine rahmet olmalıdır.