İNSANLARLA İYİ GEÇİNMENİN ANAHTARI: ADABIMUAŞERET

Hayatımızın her anında, sürekli iletişim içindeyiz. Kendimizle, ailemizle, akrabalarımızla, komşularımızla daima paylaşımlarda bulunuyoruz. Ama önce kendimizle paylaşıyoruz bu hayatı. Kendimizle kurduğumuz iletişimin niteliği diğer ilişkilerimizin temelini oluşturuyor aslında. Kendimizi tanımak -tasavvuf erbabı buna “kendini bilmek” diyor- iyi, güzel ve kötü huylarımızı bilmek iç iletişimimizdeki kilit nokta. İletişimdeki bu ilk basamaktan sonra ise kendi dışımızdaki insanlarla iletişim kurma basamağına geçiş yapıyoruz.
Âlemde bir etki-tepki kanunu var. İnsanlar arasında da buna şahit oluyoruz. Seviyorsak, seviliyoruz. Nefret ediyorsak, nefret ediliyoruz. Kızıyorsak, kızdırıyoruz. Aşağılıyorsak, aşağılanıyoruz. Yardım ediyorsak, yardım görüyoruz… Yaptığımız davranışların bir yankısı da bize dönüyor. İletişime geçtiğimiz kişiler ayna vazifesi görüyor bir bakıma. Öyleyse aynadaki görüntümüzü çirkinleştirmeyelim. İki cihan güneşi Fahri Kâinat Efendimizin ﷺ, “Mümin müminin aynasıdır” (Ebu Davud, Edeb, 49) sözünü hatırlayalım. Güzel davranışlarla, iyilik yolundaki mücadelemizle aynalarımızı güzelleştirelim. Çünkü güzel geçim ancak böylece mümkün olur. Edep ile dünya yolculuğumuzu kıymetlendirelim. Yoksa insanlar arasında ve Hak katında ne kıymetimiz ne de değerimiz kalır. Fahri Kâinat Efendimizin ﷺ, “Mümin cana yakındır. (İnsanlarla) yakınlık kurmayan ve kendisiyle yakınlık kurulamayan kimsede hayır yoktur” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 2/400) hadisi, evde yahut işte güzel geçimli olmamız gerektiğini bizlere hatırlatıyor. Bulunduğumuz çevre her neresi olursa olsun, güzel geçimli olmamızın sırrı ise adabımuaşeret kurallarını bilmekten, yaşamaktan geçiyor.
İnsan, yaratılış itibariyle sosyal bir varlık. Bu hayatı tek başına yaşaması mümkün de değil. Bir aileye, bir çevreye ihtiyacı olan insan; doğumundan itibaren insanlarla etkileşim ve iletişim halindedir. Bu iletişimde ise mensup olduğu kültürün, gelenek ve göreneklerin kendisine yüklediği ve dikkat etmesi gereken kurallar vardır elbet. Bu kurallara genel olarak “adabımuaşeret” denilir. Aileden başlayarak toplumun her kademesinde hayata ve güzel geçime dair adabımuaşeret kurallarına dikkat edenler, sevilir ve kabul görür. Aksi davranışta bulunanlar ise hiçbir yerde tutunamaz. İnsanların iletişim dahi kurmak istemediği kişiler haline gelir.
Adabımuaşeret iki kelimeden oluşan bir terkip. “Adap” edep kelimesinin çoğuludur. Edepler anlamına gelir. Edep ise “zarafet, usluluk, incelik, iyi tutum, güzel davranışta bulunma” gibi anlamlara gelir. Bir toplumda örf, adet ve kural halini almış iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgi anlamında kullanılan bir terimdir. Muaşeret kelimesi ise “birlikte yaşayıp iyi geçinme, insanlara hoşça muamele etme” demektir. Neticede adabımuaşeret, iyi bir terbiye ile kazanılmış takdire değer hareketler, topluluk içinde insanların birbirine karşı takınmaları gereken tutum ve davranışlar, nezaket, terbiye ve görgü kuralları demektir.
Adabımuaşeret Güzel Ahlakın Mihengidir
İslam, ibadetleri ve ortaya koyduğu ilahi prensipleriyle hayatın her alanını kuşatıyor. İnsana dünya ve ahirette lazım olacak bütün incelikleri ve güzellikleri sunuyor. Dolayısıyla bir Müslümanın adabımuaşeret kurallarının temelini Kur’an ve sünnet oluşturuyor.
Adabımuaşeret kuralları toplumdan topluma farklılık gösterse de bir Müslümanın sırf revaçta diye dinimizin ölçülerine, milli ve manevi değerlerimize ters düşen davranışlarda bulunması doğru değildir. Yüce dinimizin kabul etmediği tutum ve davranışları benimsememek; yeri geldiğinde bunları reddetmek gerekir. Bu net duruş, Müslümanın “nasıl bir adap” üzere yaşayacağı meselesinin temel noktasını, özünü içerir.
Günlük hayatına güneş daha doğmadan secde ile başlayan bir Müslüman; ibadet ederken, temizlik yaparken, elbisesini giyerken, yemek yerken, evden çıkarken, vasıtaya binerken, dua ederken, insanlarla iletişimde bulunurken, işindeyken; haslı hayatının her anında adabımuaşeret kurallarına dikkat etmelidir. Yegâne örneğimiz Peygamber Efendimiz’den ﷺ öğrendiğimiz kadarıyla bir müminin hayatında mutlaka yer etmesi gereken edepleri şöyle özetleyebiliriz.
Mümin,
Yalnızca Allah’a ﷻ ibadet etmelidir.
Allah’a ﷻ hiçbir şeyi ortak koşmamalıdır.
Yalnızca Allah’tan ﷻ korkup sakınmalıdır.
Yüce Allah’ı ﷻ her şeyin üzerinde tutmalıdır.
Şeksiz ve şüphesiz iman etmelidir.
Allah’ın ﷻ rızası asıl hedefi olmalıdır.
Kur’an’a dört elle sarılmalıdır.
Allah’ın ﷻ ayetlerine gönülden bağlanmalıdır.
Allah’a ﷻ güvenip dayanmalıdır.
Daima Allah’ı ﷻ anmalıdır.
Sadece müminleri dost edinmelidir.
İbadetlerinde titizlik göster-melidir.
Allah ﷻ yolunda mücadelede gevşeklik göstermemelidir.
Yüce Allah’ın ﷻ rızasını kazanmak için gizli ya da açık infak etmelidir.
Emanetlere riayet eden, güvenilir, doğru, adaletli, merhametli, alçak gönüllü, sabırlı, affedici olmalıdır.
İyiliği emredip, kötülükten sakındırmalıdır.
Daima iyi ve güzel davranışlarda bulunmalıdır.
İyilik ve hayırda yarışmalıdır.
Öfke ile hareket etmemelidir.
Hakkı söylemekten çekin-memelidir.
Kötü ahlaktan uzak durmalıdır.
İsraf etmemelidir.
Yoksulları korumalıdır.
Boş ve yararsız şeylerden yüz çevirmelidir.
İffetli bir hayat yaşamalıdır.
Her canlının hakkını gözetmelidir.
Her zaman sözün en güzelini söyleme çabasında olmalıdır.
İyi geçimli olmalıdır.