Ana sayfa

ÖMÜR NİMETİNİ İSRAF ETMEMEK

ÖMÜR NİMETİNİ İSRAF ETMEMEK

Zaman, Allah Teâlâ’nın insanoğluna verdiği en kıymetli nimetlerden biridir. Her nefes, bir daha geri gelmeyecek bir sermayeyi temsil eder. Müslümanın dünyaya bakışı ve hayatı yaşama şekli, bu farkındalık üzerine kuruludur. Çünkü Müslüman bilir ki, ömür sınırlıdır ve her anı Allah ﷻ katında kayda geçmektedir. Bu sebeple zaman, müminin hem dünyasını hem de ahiretini kazanabileceği en büyük fırsattır. Kur’an-ı Kerîm’de yer alan “Asr Suresi” bu hakikati veciz bir şekilde ifade eder: “Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir. Ancak iman edenler, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.” Bu ayet-i kerime, zamanı hakkıyla değerlendirmeyenlerin ziyanda olduğunu açıkça ortaya koyarken, müminin nasıl bir hayat telakkisine sahip olması gerektiğini de tarif eder. Müslüman, zamanı boş ve amaçsız tüketmek yerine, iman, amel, sabır ve tebliğ gibi değerlere adanmış bir hayatla değerlendirmekle yükümlüdür.

 

Zamanı değerlendirmek, sadece ibadet saatlerini planlamaktan ibaret değildir. Müslüman, hayatının her alanında Allah’a ﷻ karşı sorumlu bir kul olduğunun bilinciyle hareket eder. Sabahın erken saatlerinde kalkmak, günün bereketinden faydalanmak, işleri vakitlice yapmak ve her anı bir hayra vesile kılmak bu şuurun göstergesidir. Peygamber Efendimiz ﷺ, “Allah’ım!.. Ümmetimin (sabah) erken vakitlerini (o vakitlerde başladıkları işlerini) bereketli kıl!” (Ebû Dâvûd, Cihâd, 78) buyurarak günün ilk vaktinin önemine işaret etmiştir. Bu bilinçle hareket eden bir Müslüman, güne geç başlayarak vaktini israf etmez; aksine sabah namazını bir başlangıç kabul eder ve ardından Kur’an okumak, dua etmek, günlük planlarını yapmak gibi faydalı işlerle gününü şekillendirir. Örneğin bir Müslüman, sabah kahvaltısından sonra yarım saatini Kur’an okumaya, ardından da evinin işlerini düzene koymaya ayırabilir. Böylece hem ibadet etmiş hem de ailesine karşı sorumluluğunu yerine getirmiş olur.

Günümüzde zamanın en büyük düşmanlarından biri de dikkatimizi dağıtan ve bize hiçbir fayda sağlamayan meşguliyetlerdir. Sosyal medya, televizyon, internet gibi araçlar yerinde kullanıldığında faydalı olsa da, bilinçsiz tüketim hâlinde vakit hırsızına dönüşür. Müslüman, bu tür araçlarla olan ilişkisini kontrol altında tutmalı, kendisini meşgul eden şeyin faydalı olup olmadığını sorgulamalıdır. Günün birkaç saatini sosyal medyada geçiren, boş diziler ve programlarla zamanını öldüren bir kişi, ömrünün boşa aktığını fark etmeden hayatını tüketir. Hâlbuki bir Müslüman, bu vakitleri ilim öğrenmeye, sevdiklerine vakit ayırmaya, bir hayır işine katkı sunmaya ya da Rabbini anmaya ayırarak çok daha değerli hale getirebilir. Aynı zamanda zamanını değerlendiren bir kişi, psikolojik olarak da daha huzurlu ve üretken olur.

Zamanın en kıymetli anlarından biri de ibadet vakitleridir. Namazlar, Müslümanın hayatına hem disiplin hem de şuur kazandırır. Günlük hayatı namaz vakitlerine göre planlamak, Müslüman için bir alışkanlık değil, bir kulluk göstergesidir. Sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı namazları; zamanı bölerek insanı boşluktan, tembellikten, gafletten korur. Ayrıca, her bir namaz arası Müslümana yeni bir sayfa açma imkânı verir. Örneğin öğle namazından önce yaşadığı bir kırgınlığı giderebilir, ikindiye kadar bir sadaka verebilir, akşama kadar bir ihtiyaç sahibinin gönlünü alabilir. Bu bilinçle yaşamak, zamanı sadece dakikalar ve saatlerle değil; anlamla ve değerle ölçmek demektir.

Müslümanın zaman telakkisinde ilim de büyük bir yer tutar. İslam’da ilim tahsili sadece gençlikte yapılması gereken bir faaliyet olarak görülmez. Her yaştaki Müslüman için, dinini öğrenmek ve öğrendiğini yaşamak bir görevdir. Bu doğrultuda günün belirli bir vaktini kitap okumaya, hadis öğrenmeye veya ilmihal bilgilerini pekiştirmeye ayırmak son derece kıymetlidir. Bir kişi gün içinde sadece 20 dakikasını sahih bir hadis kitabına ayırsa, yıl sonunda yüzlerce hadis öğrenmiş olur. Aynı şekilde, ilmî sohbetlere katılmak, faydalı videolar izlemek ya da bir ders halkasına dâhil olmak da zamanın en bereketli yatırımlarındandır. Özellikle modern çağın dikkat dağıtıcı ortamında bu tür faaliyetler, kalbi canlı tutmak için adeta bir ruh takviyesi işlevi görür.

Sonuç olarak Müslümanın zamanı değerlendirme biçimi, onun Allah’a ﷻ olan bağlılığını, kulluk bilincini ve hayat anlayışını yansıtır. Vakit, müminin sermayesidir ve bu sermaye ya cenneti kazandırır ya da gafletle cehenneme yaklaştırır. Zamanı hakkıyla değerlendirmek isteyen her Müslüman, her sabah Allah ﷻ rızası için niyet ederek güne başlamalı, gün boyunca faydalı işlerle meşgul olmalı ve her akşam vicdan muhasebesi yaparak günü değerlendirmelidir. Çünkü her gün, kıyamete bir adım daha yaklaştırır bizi ve her geçen saniye, geri gelmeyecek bir nimetin elimizden kayıp gittiğinin göstergesidir.

 

Muhammed Selam İBRAGİMOV