Ana sayfa

ÇOCUKTA BENCİLLİK Mİ ÖZGÜVEN Mİ?

ÇOCUKTA BENCİLLİK Mİ ÖZGÜVEN Mİ?

ÇOCUKTA BENCİLLİK Mİ ÖZGÜVEN Mİ?

Hayatın türlü zorlukları karşısında güçlü durabilen, mücadeleden kaçınmayan, kendisiyle barışık olup içindeki güçten cesaret alan çocuklar yetiştirmek hepimizin gayesi. Çünkü biliyoruz ki çocuklar o vasıfları kuşanır ve özgüven sahibi bireylere dönüşürlerse ancak ayakları üzerinde durabilir, kendiler, özeleştiri yapabilir ve düşüncelerini rahatlıkla ifade edebilirler.

 

Bu noktada özgüven kavramının doğru anlaşılması yani neleri kapsayıp neleri kapsamadığının net olarak bilinmesi büyük önem taşımakta. Çünkü bazı ebeveynlerin narsisizm ile özsaygıyı yahut bencillikle özgüveni birbirine karıştırdığı, böylece çocuklarını yanlış yönlendirdiği, şişirilmiş fikir ve inançlarla onları ben merkezciliğe ittiği görülüyor. Öyle ki çocuğun her ortamda aklına eseni söyleyebilmesi dobralık, sınır tanımayıp dilediği gibi davranabilmesi özgürlüğe düşkünlük, başka insanlara hükmetme arzusu lider ruhluluk olarak adlandırılıyor; bu ve bunun gibi davranışlar özgüven göstergesi sanılabiliyor.

Neredeyse her ebeveyn için kendi çocuğu biricik, çok özel ve her şeyin en iyisine layıktır. Ancak bu, çocuğumuzu objektif değerlendiremediğimiz bir tür illüzyondur. Bu yanılsamaya kapılıp çocuğunun zekasını öve öve bitiremeyen, onun gizli yeteneklere sahip olduğuna ve ileride çok büyük işler başaracağına inanan ebeveynlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.

Gerçekten de günümüz çocukları bizden daha kıvrak bir zekaya sahip, her şeyi bizden daha kolay öğreniyor ve ne olduğunu anlayamadığımız teknolojileri bile çabucak çözüyorlar. Ancak yeni nesil neredeyse tamamında görülen ve artık sıradanlaşan bu vasıfları fazlaca şişirip Üstün yeteneklermiş gibi algıladığımızda, çocuklarımızı kocaman balonlar içerisinde yetiştirmeye başlıyoruz. Hayatı boyunca “benim zeki, çevik, muhteşem yavrum” diye sevilip fazlaca övülmüş, kendisine sahip olmadığı yetenekler atfedilmiş çocuk ise gün gelip başarı gösteremediğinde içsel bir kargaşa yaşıyor.

Çocukların özgüven duygusunu beslemek adına düştüğümüz hatalardan biri de her dediklerini yapıp onları çok fazla serbest bırakmaktır. Özgüveni hasar görmesin diye nahoş sözlerine ve edepten uzak davranışlarına göz yumduğumuz çocuklar Küçük prens ve prensescikler olarak katılıyorlar hayata. Böylece kendini dünyanın merkezinde hisseden, her hareketinin hoşgörü ile karşılanmasını bekleyen, anne babasını dahi gereğince saymayan çocuklar çıkıyor ortaya. Başarısızlığa, reddedilmeye, alkışlanmamaya alışkın olmayan bu yavrularımız bir gün tökezlediklerinde boşluğa düşmeleri de muhtemel hale geliyor. En kötüsü ise çocuklarımıza kendilerini tanıma fırsatı vermiyor, onları kulluğun temelindeki tevazu ve edepten bihaber yetiştiriyoruz.

 

Özgüvenli Çocuk Nasıl Davranır

Özgüvenini inancından alır: Hayatı ve kişiliğindeki tüm güzellikleri verenin Allah ﷻ olduğunu bilir, böbürlenmekten kaçınır. Sahip oldukları kadar, sahip olamadıklarına da şükreder. İstediğine ulaşamadığında hayal kırıklığına uğrasa da inancı sayesinde çabuk toparlanır, yüzünü her zaman kime döneceğinin bilincindedir.

Eksiklerini bilir, sorumluluktan kaçmaz: Özgüven, yalnızca kendine inanmak ve iyi yönlerini bilmek değil, hangi konuda eksik olduğunun ve gelişmesi gerektiğinin farkına varmak, bu durumla barışabilmektir. Örneğin evde kendisine verilen gündelik işleri yaparken zorlanan bir çocuğun hemen pes etmemesi, biri bu eksiğini dile getirdiğinde kırılıp bozulmaması, sorumluluğunu inkar etmek yerine daha da sahiplenmesi kendine olan inancından ileri gelir.

Kendi ile barışıktır, gerektiğinde yardım isteyebilir: Özgüvenin bir diğer göstergesi işbirliği yapabilmek ve yardım isteyebilmektir. Her şeyi tek başına yapmanın imkânsız olduğu bu hayatta kimsenin mükemmel olmadığını, kimi zaman yardıma ihtiyaç duyabileceğini kabullenen bir çocuk, güç yetiremeyeceği durumların varlığıyla barışmış ve birbirimize el uzatmamızın önemini kavramıştır.

Başkalarına yardım edebilir: Bencil kimseler diğer insanları umursamadıklarından yardım etmeye gönüllü değildirler. Özgüvenli olanlarsa insanın acziyetinin farkındadırlar, tıpkı kendileri gii başkalarının da yardıma ihtiyaç duyabileceğini bilirler.

Hatasını kabul edip özür dileyebilir: Hatayı kabullenebilmek, özgüvenin önemli göstergelerindendir. Özgüvenli bir çocuk yanlışını örtmek için yalana başvurmaz, yaptığın inkâr etmez, mahcubiyet duymakla beraber hatasını telafi etmek için çaba gösterir, gerektiğinde özür dilemekten gocunmaz.

Başarısızlığı ile yüzleşebilir: Hırsın ve rekabetin öne çıktığı, mükemmelliğin övüldüğü yalnızca başarılı kimselerin kabul gördüğü günümüzde başarısızlığı da hayatın bir parçası olarak kabul edip bununla barışık olabilmek, ancak özgüven sayesinde gerçekleşebilir.

Başarılı olanları içtenlikle tebrik edebilir: Özgüvensizlik işareti olan haset duygusu, güzel işler yapan insanları yok saymayı ve onlara olumsuz hisler beslemeyi emreder. Asıl özgüven ise bir başkasının mutluluğunu ve başarısını paylaşabilmek, onu içtenlikle tebrik edebilmektir.

 

Ego'yu Değil Özgüveni Beslemenin Yolları

Çocuklarımıza güvendiğimizi hissettirmemiz, başaramasalar da tekrar denemeleri için onları teşvik etmemiz önemlidir. Çocuğa yaş ve gelişimine uygun sorumluluklar vermeliyiz.

Çocuklara hepimizin hata yapabileceğini anlatalım, yanlış olduğunda onu tahkir etmekten kaçınalım. Gelişmesi gereken yönlerini sürekli üzerine vurmak yerine onları cesaretlendirelim. Çocuklara hayattaki güzellikleri gösterelim. Bir başkasının başına gelen iyi durumlara sevinmeyi, insanlarla barışık olmayı, başarıyı tebrik edebilmeyi öğretelim. Onları birey olarak kabul edip yetenekli oldukları alanı keşfetmeleri için önlerine açalım. Bizim koyduğumuz hedeflere ulaşmasını beklemek ve bunu yapamadığında özgüvenini kırmak yerine, kendi anlamlı hedeflerini bulmasını sağlayalım.

 

Muhammed Selam İBRAGİMOV