HARAMA EL UZATMAMAK
Harama el uzatmamak

Geçtiğimiz sayıda zinaya götüren sebeplerin başını çeken göz konusunu işlemiştik. Zinaya götüren sebeplerin ikincisi ise eldir. Bir erkek, yabancı bir kadına dokunamaz. Dinimiz, (ölümden, tehlikeden kurtarma gibi…) meşru bir sebebe dayanmaksızın bir erkeğin kadının elini tutmasını ve yine bir kadının bir erkeğin elini tutmasını haram kılmıştır. Peygamberimiz ﷺ şöyle buyurmuştur:
“Birinizin başına demirden bir iğne batırılması, kendine helal, olmayan kadına el sürmesinden hayırlıdır.” (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr, 20/212)
Dolayısıyla, bir erkeğin kendisine nikâhı düşebilen yabancı bir kadınla; bir kadının da baba, kardeş ve amcaları gibi mahremleri sayılan erkeklerin dışında diğer erkeklerle tokalaşması caiz görülmemektedir. Bu hususta Resul-i Ekrem Efendimiz bizim için ölçüdür. Medineli Ensar hanımlarından olan ve hicretten sonra İslamiyet’le şereflenen, hanımların hatibi olarak da bilinen, bir müşkili olduğu zaman Resûlullah’a ﷺ arzeden hanım sahabelerden Esma binti Yezid anlatıyor: Kadınların Resûlullah’a ﷺ biat ettiği gündü. Ben de gittim ve biat etmek üzere elimi uzattım. Nebî ﷺ elini çekti ve,
“Ben kadınlarla musafaha etmem. Onlardan biatı ‘söz-ahit’ şeklinde alırım” buyurdu. (Ahmed b. Ebû Bekir el-Bûsirî, İthâfu’l-Hıyere, Mektebetü Rüşd, Riyad, 1998, 1/88)
Resûl-i Ekrem Efendimiz bir başka hadislerinde şöyle buyurmuşlardır:
“Allah’a ve âhiret gününe iman eden, yanında mahremi olmayan (yabancı) bir kadınla baş başa kalmasın. Zira onların üçüncüsü şeytan olur.” (Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 3/339)
Dilin Muhafazası
Dilin zinası, gerek sahibinin gerekse dinleyenin şehevi arzularını kamçılamayacak sözleri konuşmasıdır. Dil, bakılması haram olan şeylerde olduğu gibi onların hakkında konuşursa, harama düşer. Kendisi için helal olmayan şeyler hakkında konuşması, aklını ve fikrini şehevi şeylere çeldirecek kelam etmesi, dilin zinasıdır. İbnü’l-Arabî demiştir ki:
“Bizler azalarımızı takyit etmekle (zap u rapt altına almakla) emrolunduk. Dilin zinası fuhşiyatı konuşmaktır. Gözlerin zinası harama bakmaktır. Kulakların zinası haramı dinlemektir. Elin zinası harama dokunmaktır. Ayakların zinası harama yürümektir.” (Münâvî, Feyzü’l-Kadîr, 4/87 nr. 4566)
Bir kimsenin fena yerlerde gezmesi, şehveti tahrik edecek yerlere gitmesi, bir kadında kadınlık vakarıyla uyuşmayan yürüyüşle yürümesi ayakların zinası sayılmıştır.
Zinaya yaklaşmak, zinaya götüren yollarda yürümek bir hayasızlık, iffetsizlik olduğu gibi bunun tam aksi bir durumda kul için ilahi bir rahmetin vesilesidir. İbn Abbas’dan rivayet edilen bir hadiste şöyle buyrulmuştur: “Allah’ın ﷻ gölgelendirdiği kimselerin gölgeliğinden başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyamet gününde, yüce Allah ﷻ şu yedi sınıf insanı kendi gölgeliğinde gölgelendirecektir:
1. Emri altındakilere adil davranan amir.
2. Rabbine ibadet ile yetişen genç.
3. Kendi çarşıda iken, kalbi mescitlere bağlı olan adam.
4. Birbirlerini Allah için seven iki kişi.
5. Yalnız başınayken Allah’ı zikredip ağlayan kimse.
6. Hoşlandığı, güzellik sahibi bir kadının kendisini zina için çağırmasına karşılık, ‘Hayır bunu yapamam, ben Allah’tan korkuyorum’ diyen adam.
7. Sağ eli ile verdiği sadakayı, sol eli bilmeyecek kadar gizli veren kişi.” (Buhârî, Ezan, 36; Müslim, Zekat, 91)
Sanal Âleme Dikkat
Dinimiz haramı yasakladığı gibi kişiyi harama götüren ve götürmesi muhtemel olan şeyleri de yasak kapsamına almıştır. Birbirine yabancı iki cinsin de sanal ortamda havadan sudan sohbet ederek vakit geçirmesinde de bu hükmü ve hikmeti görmek mümkündür. Bazı kişiler, sanal ortamlarda yapılan sohbetin sadece yazıdan ibaret olduğu ve kendilerinin dine aykırı şeyler konuşmadıklarını ifade etmektedirler. Evet, bir kişinin, iş yeri yazışmaları, evrak takibi gibi yazışmaları makul görülür.
Dinimize göre, kişiye sorumluluk yükleyen işler sadece ondan sadır olan fiili ve sözlü hareket ve davranışlar değildir. Yani bir kişinin, ben internette sadece yazışıyorum, diyerek kendini savunması, yaptığı işin dinen hiçbir sakıncası olmayan bir iş olduğunu doğrulamaz. Zira dinimize göre bir kişi, yazdıklarıyla da mükelleftir. Nitekim daha önceki yazılarımızda, bir kişinin mektupla veya mesaj yoluyla yaptığı boşamanın da geçerli olduğunu söylemiştik. Çünkü yazı da insanın niyetini ve maksadını ortaya koymakla onun lehinde veya aleyhinde hüküm verilebilmesi için kâfidir.
Teberrüc
Dinimiz bir hanımın yabancı bir erkeğe karşı teberrücünü yasaklar. Teberrüc, çekici görünmektir. Bu, gerek konuşmayla gerek giyimle, gerek tavırla gerek yazıyla olsun fark etmez; bunların hepsi teberrüc dâhilindedir. Buna bir de ilgi çekici tavır ve davranışlar eklendiği zaman, yapıldığı yer ve zaman ve metot fark etmeksizin hem kendisini hem de karşı cinsi etkiler. Biz bununla sanal ortamlarda, bir erkek ve kadının birbirleriyle yaptığı zorunlu olmayan yazışmaların sakıncasını kastediyoruz. Evet, ekran karşısında insan tek başınadır. Onun yazdıklarını denetleyecek, ifadelerine ayar getirecek nefsinden başkası da değildir. Ancak nefsi dizginlemek ise gerçekten çok zorduk. Nitekim Peygamber Efendimiz [aleyhisselâm] bile bir duasında şöyle demiştir:
“Allahım! Gözümü açıp kapayıncaya kadar bile beni nefsimle baş başa bırakma” (Ebû Davud, Edeb, 110)
Dinen birbirlerine yabancı olan bir erkek ile bir kadının bir yerde baş başa kalmaları İslam hukukuna göre halvet terimiyle ifade edilir. Ekran başında yapılan sanal sohbetlerin de buna benzediğini ve gerçek halvete götürme yolunda bir vasıta olduğunu söyleyebiliriz.
Sanal ortamda dinen birbirlerine yabancı sayılan kişilerin yaptığı sohbetlerin daha sonraları samimi birlikteliklere ve ardından hiç de hoş olmayan neticelere kadar götürdüğünü okumuş ya da televizyondan seyretmişizdir. Asrımızda bu tür hadiselerin aileleri nasıl parçaladığını görmek mümkün. Bu durumdan ders çıkaran kadın veya erkek aile bireyleri yuvayı yaralayacak, harama sevk edecek her türlü davranıştan uzak durmalıdır.
Zina Felakettir
Zina, Allah’ın ﷻ azabını ve gazabını çeker, aile kavramını yok eder, yuvalar yıkar. Zina, neslin heder olmasına yol açar. Zina, insanlar ve toplumlar arasında kin ve nefret oluşturur. Hem kadının hem de erkeğin haysiyetini zedeler. Irz ve namusunu kirletir. Zina, fuhuştur, çok çirkin yoldur. Kişiye vicdan azabı çektirir. Afat-i semaviyye ve araziyyeyi çeker. Fakirliğe yol açar. Ömrün kısalmasına sebep olur. Zina, cehennem ateşinde azap çekmeye sebep olur.
Maalesef günümüzde gençler; sosyal medya, film, gazete, dergi, televizyon, telefon ve benzeri iletişim vasıtalarıyla ahlâkî ve manevî değerleri zedeleyici şekilde yönlendirilmektedirler. Mesela medyada sıkça gündeme getirilen ve adeta özendirilen evlilik yerine, birlikte yaşama, birden fazla kişi ile birlikte olma, gece kulüpleri, aileden kopan gençlerin serüvenleri, giyim tarzları ve müstehcen içerikli filimler ve teşhircilik gençlerin ahlâkî ve manevî değerleri üzerinde olumsuz etki yapmakta ve gençler bu alanlara yönlendirilmektedir.
Bu etki ve yönlendirmeler ile ailelerinden kaçan, eşinden ayrılan, çocuklarını terk eden, fuhuş ve uyuşturucu bataklığına düşen genç kızların varlığı bilinen ve görülen bir olgu haline gelmiştir. Medyanın bu telkin ve yönlendirmeleriyle ahlâkî değerler aşınmakta, haramlar helal gibi telakki edilmektedir. O halde yetkililerin, gençlerimizi bu türlü yanlış yönlendirmelerden kurtarmak için fazla zaman kaybetmeden bir an önce gereken tedbirleri almaları gerekmektedir.
Netice olarak diyebiliriz ki, insan hayatında gençlik çok önemli bir dönemdir. Çünkü insan, hayatını çoğunlukla bu dönemde öğrendiği bilgiler vasıtasıyla yönlendirir. İşte bu yüzden gençlik, çok kritik ve önemli bir dönemdir. Bu dönemin ihmal edilmesi ve iyi değerlendirilmemesi daha sonraki dönemlerin sıkıntılı geçmesine sebep olabilir. Gençler, bir milletin geleceğini şekillendirmektedirler. Geleceğinin aydınlık olmasını isteyen, gençlerini iyi yetiştirmek zorundadır. Dolayısıyla bizlere her konuda en güzel örnek olan Sevgili Peygamberimizin tavsiyelerine kulak vererek gençlerimizi iyi bir din eğitimi vererek yetiştirmeliyiz.