Ana sayfa

KURBAN GÜNÜ ALLAH’A ﷻ YAKIN OLMA GÜNÜDÜR

KURBAN GÜNÜ ALLAH’A ﷻ YAKIN OLMA GÜNÜDÜR

KURBAN GÜNÜ ALLAH’A ﷻ YAKIN OLMA GÜNÜDÜR

Kurban Allah’a ﷻ yakın olmak anlamına gelmektedir. Biz Kurban kesmekle Rabbimize yakınlık kurmaktayız. Hz. Âdem’in iki oğlu Habil ve Kabil’in Allah’a ﷻ yakınlık için kurban sundukları, ancak ihlâs ve samimiyeti sebebiyle Habil’in kurbanının kabul edildiği, Kabil’in kurban olarak sunduğu değersiz bir ekinin kabul edilmediği bizlere bildirilmektedir. Bu konuyla ilgili Maide süresinde şöyle buyrulur.

 

“(Ey Muhammed) Onlara Âdemin iki oğlu ile ilgili haberi hakkıyla oku. Hani her ikisi birer kurban sunmuşlardı, birinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti.” (Maide, 5/27).

Kurban İbadetinin ne kadar önemli, ne kadar değerli ve ne kadar gerekli olduğunu Sevgili Peygamberimiz’in ﷺ şu hadisinden öğrenmekteyiz.

“Âdemoğlu kurban bayramı günü, Allah katında kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmaz. Şüphesiz ki kesilen kurban kıyamet günü boynuzları, kılları ve tırnakları ile gelir. Hiç şüphe yok ki kesilen kurban, kanı yere akmadan önce Allah katında kabul görür. Öyleyse gönüllerinizi kurban ile hoş ediniz.” (Tirmizî, Edâhî, 1)

Kurban sadece bir hayvanı kesmekten ibaret bir şey değildir. Kurban, kasaplık değildir. Kurban arkasında yüce manaların olduğu bir ibadettir. Kurban ve hac ibadetinin bütün erkanı Kur’ân-ı Kerîm’de “şeâir” olarak geçer. Şeâir, bizi Rabbimize yakınlaştıran, bizim Müslüman olma ve Müslüman kalma bilincimizi, şuurumuzu diri tutan, sürekli taze tutan simgeler demektir. Ezanlarımız, cumalarımız, bayramlarımız, kurbanlarımız, haccımız, Kâbe, Arafat… bütün bunlar Kur’ân’da şeâir olarak geçer.

Kurban; Yaradan’a yakınlaşmak için (yakınlığını fark etmek için) benlik tuzağından kurtulma çabasıdır. Ölmeden önce ölmektir. Benlikte ölüp Hak’ta dirilmektir.

Kurban; Allah’a ﷻ yakın olma çabasıdır. Hesaba çekilmeden önce kendimizi hesaba çekmedir. Kurban, Yaratıcıya yakınlaşma; O’na ﷻ kul olmanın şuuruna erme; Bir ismi Karîb olan, yakınlaştıran, yakın kılan, yakınlığa çağıran, Allah’a ﷻ yakınlaşmadır.

Kurban; evine et girmeyen bir yoksulun sofrasında katık olabilmenin hazzını yaşamaktır. Açlıktan ağlayan çocukları merhametin sofrasına davet etmektir. Ümidi paylaşmaktır, Tebessümü bölüşmektir. Dünyanın bir ucunda duası arşa ulaşanlara nasibi dağıtmanın adıdır. Kimsesize, öksüze, yolda kalmışa, yoksula, sadece et takdim etmek değil, aynı zamanda sevgi ve kardeşlik duygularını sunmaktır. Kurban bayramı, et yiyerek beslenme günü değil, fedakarlık yaparak ve paylaşarak mutlu olma ve kötü duygulardan arınma günüdür.

Kurban ne et ne de kandır, gönülleri birbirine yakınlaştıran ilahî bir ikramdır. İhtiyaç sahiplerini bir nebze de olsa sevindirmek ve onları hatırlamak, Allah’ın ﷻ bize verdiği nimetleri fakir ve yoksullarla kardeşlik duyguları içinde paylaşmaktır.

Kurban, takvaya; takva da Allah’a ﷻ ulaştırır. Nitekim Yüce Rabbimiz hac kurbanlarından söz ederken kurbanların, aslında Allah’ı ﷻ yüceltme ve O’na ﷻ şükretme vesilesi olduğunu belirttikten sonra şöyle buyurur: “(O kurbanların) ne etleri, ne de kanları Allah’a ulaşacaktır. Fakat O’na sizin takvanız ulaşacaktır”. (Hac, 22/36)

Kurban, Allah’ın ﷻ emrine boyun eğiş, kulluk bilincini tazeleyiştir. kurbiyyettir, gönülden bağlılıktır. Kurban, Yakınlık sevdasıdır. Yakınlıkta takva, takvada teslimiyet vardır. Kurban, bizi yoktan var eden, bin bir çeşit nimete gark eden, rahmeti, bilgisi, gücü her zerreyi kuşatan, Allah’a yakınlaştıran yüce bir ibadettir. Kurban, mukarrebundan olma çabası, yani takvaya erişme arzusu içinde Yüce Yaratıcıya yaklaşanlar arasına girebilme gayretidir.

Kurban, Allah’a ﷻ yakın olmak için yaptığımız bütün işlere denir. Allah’ın ﷻ rızasını kazanmak için yaptığımız bütün işler, ibadetler bizim kurbanımızdır aslında. Çünkü hepsinin amacı Allah Teâlâ’ya yakın olmaktır.

Kurban kelimesinin zıt anlamlarından biri şeytandır. Şetane fiilinden gelen şeytan, uzaklaşan demektir, uzaklaşmak demektir. Şeytan, Allah’a ﷻ, aşkın olana, yüce olana, hakka hakikate, doğruya, güzele uzak olandır.

Dünya hayatında insanlar ikiye ayrılır:

  1. Geldiği yüce kaynağa yakın yaşayanlar,
  2. Geldiği yüce kaynaktan uzaklaşanlar.

Geldiği yüce kaynağa yakın durmaya kurban adı verilir, geldiği yüce kaynaktan uzaklaşmaya şeytan adı verilir. Bizi yüceltecek şey geldiğimiz kaynağa yakın olmaktır, yakın durmaktır, yakınlaşmaktır. Bütün ibadetlerle Yüce Rabbimizin bize öğretmek istediği yüce gaye; O’na ﷻ ve O’ndan ﷻ gelen hakka, hakikate, adalete, merhamete, doğruya, güzele, adalete, fazilete daima yakın olmak, yakın durmak ve O’na ﷻ yakın bir hayat yaşamak, O’nun ﷻ rızasına uygun bir hayat yaşamaktır. İşte kurban bayramında, yapacağımız nefis muhasebesinde üzerinde duracağımız en önemli husus, biz rabbimize ne kadar yakınız? O’na yakın olmak için daha neler yapmalıyız?

Gelin bu bayram, çatlak dudaklarımıza zemzem, çorak gönüllerimize inşirah olsun. Utançlarımızı, ayıplarımızı, pişmanlıklarımızı, ahlarımızı Rabbimizin rahmetine sunalım. Kardeşin kardeşi kuyuya attığı, kardeşin kardeşe silah kaldırdığı bir çağda, Habil gibi engin, Hz. Yusuf kadar sabırlı, Hz. İbrahim gibi halim, Hz. İsmail gibi teslimiyet timsali olalım. Bizi yoktan var eden Rabbimize yakın olma gayretinde olanlardan olalım.

 

Muhammed Selam İBRAGİMOV