Ana sayfa

Soylu yalanlar ve modern mi̇tler

Soylu yalanlar ve modern mi̇tler

Şu çok açıktır ki, kitle iletişim araçları kurgulanmış gerçeklikler ve sahte öykülerle bilhassa büyüklere masallar anlatır ve bunun yanında durmaksızın modern mitler üretir. Kitle iletişim araçları, dünya tahakkümüne aday güçlerin ideolojilerini yaymak için bu sebeple biçilmiş bir kaftan durumundadır. Haberler, reklamlar ve halkla ilişkiler çalışmalarının başını çektiği kurgulanmış iletilerle çepeçevre sarılmış bir haldeyiz. Bireysel özgürlük, çağdaş bilim, yüksek teknoloji, zenginlik, başarı ve güzellik gibi birçok kavram mitleştirilerek karşımıza dikildi ve hayatlarımızı manipüle eden unsurlar haline geldi.

Modern öncesi toplumlarda manipülatörler, toplumsal bilinci oluşturmak, kendi rızaları için toplumsal rızayı sağlamak ve zihinleri yönlendirmek adına masallardan ve mitlerden yararlanırlardı. Bu sayede yönetilen insanların günlük yaşamda nasıl davranmaları gerektiğinden, iyi bir yurttaşın tanımına ve de iktidara itaat biçimlerine kadar, toplumsal ve kültürel kodları barından bir kitlesel bilinç oluşturmaya çalışmışlardır. Nitekim Platon Devlet adlı eserinde bu konuya değinmiş ve hatta masalcıların yani o dönemin manipülasyoncularının korunması ve desteklenmesi gerektiğini söylemiştir.

– “Ama bilirsin ki, her işte önemli olan başlangıçtır. Hele iş genç ve körpe kimseleri yetiştirmek olunca; çünkü insanlar bu çağda yatkın olurlar, hangi kalıba sokulmak istenirse o kalıba girebilirler.

– Evet.

– Öyleyse her aklına gelenin uydurduğu masalları çocukların dinlemesi doğru mudur? İleride edinmelerini istediğimiz düşüncelere aykırı şeyleri duymalarına göz yumacak mıyız?

– Hayır

– O zaman ilk işimiz, masalcıları kollamak olacak. Masalları güzelse, bırakacağız söylesinler. Kötüyse yasak edeceğiz. Anaları, dadıları kandırıp, çocuklara yasak ettiğimiz masalları anlattırmayacağız. Çocukların bedenlerinden önce, güzel masallarla ruhlarını yoğurmalarını isteyeceğiz. Bugün anlatılan masallara gelince, çoğunu atmalı (Platon, 2004,s. 64).”

Masallar, eski çağlarda işte bu denli önemlidir. İçlerinde de bol miktarda yalan barındırır. Platın bunları soyluların, yani yönetenlerin söylediği soylu yalanlar olarak tanımlar. Üstelik ona göre kitlelerin soylu yalanlara ihtiyacı vardır. Aynı zamanda masallar da önemli bir konumdadır çünkü masallar sayesinde yönetilenler baştan aşağıya dizayn edilebilir ve yönetenlerin arzuları doğrultusunda kurgulanarak yaşamlarını devam ettirebilirdi.

Elbette bu durum, yönetici sınıflara toplumlar üzerinde bir hegemonya kurma imkânı sağlamaktaydı. Zira hegemonya yani tahakküm kavramı içinde baskı ve zorbalık bulunmaz. Aksine toplumların rızası vardır. Bu sayede güç sahiplerinin arzuları toplumların arzularına dönüşürken iktidarların çıkarları da meşrulaşır.

Günümüzde ise bahsi geçen masal ve mitlerin yerini, biz bunlara kısaca soylu yalanlar da diyebiliriz, kitlesel ve sosyal medya üzerinden kurgulanmış gerçeklikler ve sahte hikâyeler almıştır. Ne de olsa meşruiyetini demokrasiye/ halk desteğine dayandıran güçler için toplumların onayını almak ve rızasını kazanmak bir zorunluluk haline gelmiştir. Artık kadim çağların masallarını yayan masalcılar, destan anlatıcıları ve ozanların yerini kitle iletişim araçları için üretilmiş kahramanlar ve fenomenler almıştır.

Soylu yalan üretim merkezleri olan kitle iletişim araçları, modern masalların ve mitlerin hem üreticisi hem de dağıtıcısıdırlar. Bahsi geçen masallar ve mitler bir yandan da gerçeklik iddiasıyla sunulmaktadır. Bu sahte gerçeklik sebebiyle de insanlar görünmez perdeler ardında “her şeye” dair bir hakikatten uzakta kalmaktadır. Kaldı ki, hakikatten uzak toplumlar tehlikesizdir. Soru sormazlar ve yönetenlerin işlerine burunlarını sokmazlar.

Onlar, önlerine servis edilmiş özgür toplum miti, her çalışkan kişinin hayallerine ulaşacağı miti, insanların eşitliği miti, soylu yalancıların kahramanlığı miti, elitlerin iyilik ve cömertliği miti, zengin insanların toplumların gelişimine katkı sağladığı miti ve zenginlerin çok çalışkan fakirlerin fazla tembel olması miti gibi birçok uydurulmuş düşünce kalıbıyla uğraşırlar.

Platon’un Devlet kitabında bahsettiği gibi “insanlar gerçekten çok gerçek gibi görünen şeylere inanmaya” meyillidir. Kitle iletişim araçları ve sosyal medya da ekseriyetle gerçek olmayan şeyleri gerçekmiş gibi sunar. Böylece oluşturulan bu yapay dünyayla kitle içindeki birey, her türlü manipülasyona ve propagandaya açık hale gelir. Çünkü imal edilen masallar ve mitler gizli birer ideolojiye de sahiptirler. Özellikle de mitler kendi işleyişlerini gizleyen mekanizmalardır.

Onlar bilincimizin çok derinlerinde var olan düşünce kalıplarıdır. Televizyonlar ve akıllı telefonlar da mitlerinkine benzer bir çalışma disiplinine sahiptir. Onlar, artık sıradan nesneler olarak bizlerledir. Yüksek teknoloji telefonlarımız artık bizi büyülememektedir. Ve onlardan edindiğimiz bilgiler de gerçekliğinden kuşkulandığımız şeyler olmaktan çıkmıştır.

Bu bağlamda dünya tahakkümüne aday kesimler, kitle iletişim araçlarında ve yeni medyada üretilen içeriklerle toplumsal, kültürel ve siyasal bir hegemonya kurarak hem var olan güçlerine güç katmakta hem de varlık sürelerini daha da uzatmaktadırlar. Bu tahakkümün sonucunda ise gerçeklikten kopuk, derin bir uykuya dalmış ve de uyandırılmayı bekleyen kitleler oluşmuştur.

Bir düşünürün dediği gibi “Özgürlüğe giden yol kölelik taşlarıyla döşenmiştir.”

HÜSEYİN ŞAMİL