Ana sayfa

Filistin kurtuluş örgütü’nün kuruluşu (1964)

Filistin kurtuluş örgütü’nün kuruluşu (1964)

Filistin Kurtuluş Örgütü 1964'te Kudüs'te kuruldu. Hemen ardından Arap devletleri tarafından tanındı. Filistinliler gerçekten bağımsız bir örgüt istiyordu ve 1969'da örgütün başkanlığını ele geçiren Yaser Arafat’ın amacı da buydu. Kendisine bağlı, beş yıl önce gizli olarak kurulmuş El Fetih örgütü, İsrail'e karşı operasyonlarıyla ün kazanıyordu. El Fetih savaşçıları, 1968'de Ürdün'de İsrail birliklerine ağır kayıplar verdirdi.

srail’in Lübnan’ı İşgali (1982)

İsrail, Lübnan sınırına yakın yerleşim birimlerini saldırılardan korumak amacıyla bu ülkenin güneyine asker soktu. Ama Savunma Bakanı Ariel Şaron orduyu başkent Beyrut'a kadar götürdü; FKÖ"yü bu ülkeden çıkardı.

İsrail güçleri 14 Eylül'de Beyrut etrafında birikirken, Hıristiyan Falanj milislerin lideri Beşir Cemayel, başkentteki karargâhında bir bombanın patlamasıyla öldü. Ertesi gün İsrail ordusu Batı Beyrut'u işgal etti.

16 Eylül'den 18 Eylül'e kadar, İsrail'le ittifak yapan Falanjistler, Sabra ve Şatilla kamplarında yüzlerce Filistinliyi öldürdü. Neredeyse bir asrı bulan Ortadoğu mücadelesindeki en katlı katliamlardan biriydi bu. Şaron, savunma bakanlığından başka bir göreve geçmek zorunda kaldı.

İntifada (1987 – 1993)

İsrail işgaline karşı intifada, Gazze Şeridi’nde başladı; kısa sürede Batı Şeria’ya yayıldı. Müslümanlar bu ayaklanmayla sivil itaatsizlik dönemini başlatmış oldu. İntifadanın sembolü ve anlamı şuydu: ağır silahlarla donanmış İsrail askerlerine taş atan Filistinliler.

Silaha karşı, tek bir taşla direnme imkânını ortaya koyan bu mücadele bağımsızlığın sembol duruşlarından oldu. İsrail ordusu karşılık verdi; çok sayıda Filistinli sivil yaşamını yitirdi. 1993'e kadar süren protestolarda toplam can kaybı bini aştı.

İkinci intifada (2000)

Mayıs 2000'de İsrail'in Lübnan'dan çekilmesi, dikkatleri Yaser Arafat'a yöneltti. ABD Başkanı Bill Clinton ile Ehud Barak kademeli barış görüşmeleri yerine, bütün konularda hep birden sonuç almayı amaçlayan nihai pazarlığa girmeye zorlandı. Bu görüşmeler için ABD başkanının yazlığı Camp David seçildi. İki hafta süren görüşmelerde Kudüs"ün statüsü ve Filistinli mültecilerin geri dönüş hakları konusunda bir uzlaşmaya varılamadı.

Bunun getirdiği belirsizlik içinde, 28 Eylül'de muhalefetteki Likud Partisi'nin Netanyahu'dan sonraki lideri, aşırı sağcı Ariel Şaron, Mescid-i Aksa’nın bulunduğu bölgeyi ziyaret etti. Bu çok tahrik edici bir hareketti. Filistinliler bu ziyareti protesto için gösterilere başladı. Gösteriler El Aksa intifadası diye anılan ayaklanmaya dönüştü.

Batı Şeria’nın Yeniden İşgali (2002)

İsrail önce mart sonra da haziran aylarında Batı Şeria'nın neredeyse tamamını işgal etti. 2002 yılının büyük bir bölümünde Filistin kentleri sık sık baskına uğradı, birbirleriyle bağlantısı kesildi, kuşatıldı ya da uzun süreler sokağa çıkma yasağı altında kaldı.

Birleşmiş Milletler'in bu konuda hazırladığı bir rapor, «sivilleri tehlikeyle karşı karşıya bırakan şiddet olayları» dolayısıyla her iki tarafı da suçladı ama ortada bir katliam olmadığı sonucuna ulaştı. Uluslararası Af Örgütü ise İsrail ordusunun Batı Şeria'da Cenin ve Nablus'a düzenlediği operasyonlarda savaş suçu işlediği hükmüne vardı.

Birleşmiş Milletler, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Avrupa Birliği’nden oluşan, «Dörtlü» Orta Doğu'da çözüme yönelik bir «yol haritası» ile süreci yeniden canlandırmaya çalıştı.

BM Güvenlik Konseyi Kararı (2017)

14 Temmuz 2017’de İsrail polisi Cuma günü sabah saatlerinde Mescid-i Aksa'da silahlı saldırıda bulunduğunu iddia ettiği üç Filistinliyi şehit etti, olayda yaralanan iki İsrail polisi de hayatını kaybetti. Bu olay üzerine Mescid i Aksa'nın da içinde bulunduğu Harem el Şerif bölgesine giriş ve çıkışlar iki gün boyunca yasaklandı. Açıldığında ise giriş noktalarına metal detektörleri yerleştirildi.

Dedektörleri protesto eden Filistinliler, Doğu Kudüs"ün sokaklarında namaz kılmaya başladı. Gerilim artınca Doğu Kudüs'te ve Batı Şeria'da protestocu Filistinlilere İsrail polisi müdahale etti ve toplamda dört Filistinli şehit edildi.

ABD’nin Kudüs Açıklaması (6 Aralık 2017)

ABD Başkanı Trump, İsrail'in başkenti olarak Kudüs"ü tanıdıklarını belirterek, İsrail ABD Büyükelçiliği'ni Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyacaklarını açıkladı. Bu açıklamadan hemen sonra Kudüs tekrar hareketlenmeye başladı. Gözaltı kararları, çocuk yaşlı kadın demeden saldıran İsrailli polislerin şiddet uygulamaları tekrar ısıtılmış oldu.

Müslümanlar yeni bir intifadayı başlatmak için seslerini gürleştirdi. Protestolar artarken Türkiye’nin bu oyunu bozmak için attığı adım Filistin’in umudu oldu. Dün olduğu gibi bugün de biz sizin yanınızdayız mesajı güçlü bir biçimde verilmiş oldu.

İslâm İşbirliği Teşkilatı’nın Tarihi Kudüs Kararı ve Türkiye’nin Güçlü ve Emin Duruşu (2017)

İstanbul'daki zirveye 16'sı lider düzeyinde 48 ülkeden temsilci katıldı. Suudi Arabistan zirveye katılmazken Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ise Dışişleri Bakanı düzeyinde temsil edildi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, açılış konuşmasında “Kudüs’ün kardeşi İstanbul’dan, tüm kardeşlerime, Kudüs dostlarına selamlarımı yolluyorum. Bugün burada İslam’ın ilk kıblesi ve El Aksa’nın şehri Kudüs’ümüzün tarihi statüsüne yapılan tecavüzü ele almak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz.” Diye seslendi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İslâm İşbirliği Teşkilatı Zirvesi Olağanüstü Toplantısı’nda yaptığı açıklamada, «Buradan hakkaniyete sahip çıkan tüm ülkeleri Kudüs"ü Filistin devletinin işgal altındaki başkenti olarak tanımaya davet ediyorum. İslâm dünyası olarak bağımsız Filistin talebinden asla vazgeçmeyeceğiz.» dedi.

Kaynaklar: BBC, Aljazeera, Reuters, Bianet