Ana sayfa

Hudeybiye antlaşmasi

Hudeybiye antlaşmasi

628 yılın mart ayının başlarında Peygamber Efendimiz umre yapacağını duyurdu. Mekke’nin her tarafından Peygamberimizle umre yapmak isteyen Müslümanlar gelmişlerdi. Muhtelif kaynaklara göre gelenlerin sayısı 300-1400 kişi arasındaydı.

Eştat gölüne varmadan Peygamberimiz Kureyşlilerin ve diğer kabilelerin Müslümanlara karşı toplandıklarını ve Mekke’ye sokmamak için elinden geldiklerini yapacaklarını öğrendi. Bu durumun karşısında Peygamberimiz halifeleriyle istişare etmeye karar verdi. Hz. Ebu Bekir şöyle buyurdu:

“Ey Allahın Resulü sen Allahın evini ziyaret etmeye niyet ettin ve biz bu niyetle geldik onlarla savaşmaya değil. Karşımıza kılıçlarla çıkarlarsa bizde savaşmaktan geri durmayız.” Müslümanlar Seniyyet elMirar bölgesine geldiklerinde Peygamberimizin devesi olan Kasva yere çöktü. Müslümanlar yorulduğunu ve gitmemek için inatlaştığını söylüyorlardı. Peygamberimiz onlara dönerek: Kasva yorulmadı inat da etmiyor, onu durduran Ebrahan’ın filini durdurandır. O da “Yüce Allah yemin ederim ki Kureyşiler benden ne isterse istesinler Kabenin izzeti için yaparım” buyurdu.

Peygamberimiz yanındaki Müslümanlarla yoluna devam etti Hudeybiye bölgesinde bulunan kuyuya varmışlardı. Kuyuda su zaten azdı. Onlardan önce gelen Müslümanlar da kalan suyu içmişlerdi. Diğer Müslümanlar bu durumu Efendimize söylemişlerdi. Bunun üzerine Peygamberimiz okunu onlara verdi ve oku kaynağa saplamalarını emretti. Oradaki kimselere derhal Efendimiz’in emrini yerine getirdiler. Oku yere sapladıkları an kaynaktaki su fışkırmaya başladı. Ondan tüm Müslümanlar doya doya su içtiler.

Kureyşliler Halid b. Velid’i 200 atlı askerle beraber göndermişlerdi. Müslümanlar Hudeybiye bölgesinde mecbur duracaklardı. Haram bölgesine girdiği için o bölgede savaş kesinlikle yasaktı. Kureyşlilerle müzakere için Hz. Osman gönderilmişti. Hz. Osman Mekke’de biraz fazla kalınca sahabeler arasında öldürüldüğüne dair söylentiler çıkmıştı. Ağacın altında toplanan Müslümanlar Hz. Osman’ın intikamını alacaklarına dair Efendimize biat ettiler. Bu biat, Rıdvan ismini almıştır. Bir zaman sonra Hz. Osman Süheyl b. Amr ile birlikte sözleşme yapmak için geri döndü. Antlaşmanın süresi on yıldı.

Antlaşma Maddeleri

  1. On yıl boyunca Müslümanlar Kureyşilerle savaşmayacak.
  2. Kureyşlilerden biri, Müslüman olarak da olsa, Medine’ye sığındığı takdirde iade edilecek, ama Medine’den Mekke’ye sığınanlar iade edilmeyecektir.
  3. Müslümanlar Kâbe’yi bu yıl ziyaret edemeyecekler. Bu ziyaret, bir sonraki yıl yapılacaktır. Gelecek yıl ziyarete gelenler, Mekke’de üç gün kalacak, o zaman içinde müşrikler Mekke dışına çıkacaklar, Müslümanlarla bir araya gelmeyecekler.
  4. Diğer Arap kabileleri isterlerse Müslümanların saflarına, dilerlerse Kureyşliler’in tarafına katılabileceklerdir.

Sözleşmenin başına Bismillahirrahmanirrahim yazılacaktı fakat Süheyl buna itiraz ederek Biismike Allahumme yazdırdı. “Muhammed Allah’ın Resulü” yerine de Muhammed b. Abdullah yazdırdı. Efendimiz Süheyl’in bütün itirazlarını kabul etti ve Süheyl’in istediği oldu. Sözleşme an itibarıyla uygulanmaya başlanmıştı ve tam o sıra Süheyl’in oğlu Ebu Cendel Müslüman oldu. Antlaşma gereği Süheyl oğlunun iadesini istedi. Süheyl oğlunu boynundan tutup götürüyordu. Ebu Cendel o sırada Müslümanlara sesleniyordu: “Ey Müslümanlar babamın beni küfre geri götürmesine sadece seyirci mi kalacaksınız?”

Peygamber Efendimiz onun üzerine şöyle buyurdu: “Ey Ebu Cendel, sabret. Sabrın senin de diğer zayıf Müslümanların da durumlarını kolaylaştırır.” Antlaşmayı imzaladıktan sonra Efendimiz başını tıraş etti ve kurbanlık hayvanların kesilmesini emretti. Sonra Efendimiz ve sahabeler Medine’ye geri döndüler.

Ebu Buseyr adında Kureyşi bir şahıs Müslüman olup Mekke’den Medine’ye kaçmıştı. Müşrikler onun iadesi için iki elçi gönderdiler Efendimiz sözleşme gereği o şahsı müşriklere iade etti. Yoldayken Ebu Buseyr müşriklere saldırdı ve birini öldürdü. Diğerinden kaçmaya başarıp tekrar Medine’ye döndü.

Peygamberimizin yanına gidip: “Efendim ben sözleşmeye uydum” dedi. Bunun üzerine Resulullah : “Git. Medine dışında istediğin yerde kal” buyurdu. Efendimizin emri üzere Ebu Buseyr Seyf elBahr bölgesine gitti ve orada kaldı. Daha sonra müşriklerden kaçan Ebu Cendel de onun yanına geldi. Kaçan kişilerin sayısı çoğaldıkça Kureyşilerin Suriye tarafına giden kervanlarına saldırmaya ve mallarını almaya karar verdiler. Bu olayların neticesinde müşrikler Peygamber Efendimizin yanına gelerek o kişileri Medine’ye yanına almasını istedi.

Antlaşmanın Önemi

Bu antlaşma, Müslümanları haklı taraf olarak göstermiştir. Mekkeliler ve Medineliler arasında irtibatın kopmasını engellemiştir. Mekkelilere Suriye tarafına sorunsuz, güvenli ticaret yapma imkânı sağlamıştır. Bir yıl sona Kureyşlilerin yüzünden sözleşme iptal edildi. Bu antlaşma sayesinde iki yılda Müslüman sayısı on dokuz yılda olan Müslüman sayısını geçmişti. İlk bakışta antlaşma faydasız gibi görünse de aksi oldu. Her zaman ki gibi Efendimiz ne kadar öngörü sahibi olduğunu gösterdi. Bu sözleşmeye kızanlar sonunda bunun gerçek bir zafer olduğunu anlamışlardı.

Bu antlaşmanın feshiyle en çok zarar gören Kureyşiler olmuştur. Hudeybiye antlaşmasında, Mekkelilerle anlaşma şartlarından biri de «Araplardan herhangi bir kabile, isterse Müslümanlara isterse Kureyş"e iltihak edebileceklerdir.» idi. Böylece, benî Bekir kabilesi Kureyşi, Huzaa kabilesi de Allah’ın Resul’ünü seçmişti. Biri Kureyş"in diğeri de Allah Resul’ünün himâyesi altına girdi. Cahiliyet devrinde, bu iki kabile arasında şiddetli bir husumet vardı.

İslâm"ın zuhuru ile bu ateş söndü. İyice sükûnetin yerleştiği sırada, bir gün Bekiroğulları’ndan birisi Resûlüllah"ı kötüler mahiyette bir şeyler söyledi. Bunu duyan Huzaa'lı birisi kalktı, onu dövdü. Bu hâdise, gizli kinleri harekete geçirdi. Bunun üzerine, Benî Bekir kabilesi Kureyş"ten de yardım isteyerek, benî Huzaa'ya hücum ettiler. Kureyş de onlara gizlice asker ve diğer yardımlarda bulundu. Benî Bekir kabilesi, Huzaalılardan yirmi kişiyi öldürdü. Böylece Kureyş, Hudeybiye anlaşmasını bozmuş oldu.

SAİD EFENDİ ÇİRKAVİ