Ana sayfa

VAR MI DAHA İYİSİ?

VAR MI DAHA İYİSİ?

VAR MI DAHA İYİSİ?

“Rabbimiz bize dünyada iyilik ver, ahirette iyilik ver ve bizi cehennem azabından koru!” (Bakara, 201)

Günün birinde bir kurt bir koyunu köşeye sıkıştırıp hırsla saldırmış. Afiyetle yerken boğazına bir kemik takılmış. Kurt feryat figan içinde çevredeki hayvanlardan yardım istemiş. Onu hiç sevmeyen hayvanlar bir nevi intikam alarak kemiği nasıl çıkarabileceğini söylememişler. Kurdun acı içinde yakarmasına gönlü el vermeyen turna “Şunun boğazındaki kemiği çıkarayım. Çünkü bu dünyada iyilik iyi şeydir” diyerek yardım etmiş.

Hikâyenin devamı pek iç açıcı bitmese de biz buradan alacağımızı aldık. Evet, iyiliksever turnanın dediği gibi: İyilik iyi şeydir. Peki, bu hayatta iyilikten daha iyisi var mı? Gelin birlikte bakalım.

İyi ve İyilik Nedir?

“Bunların ne olduğunu bilmeyen mi var?” demeyin. Kısacık da olsa tekrar etmek güzeldir. İstenilen özellikleri taşıyan, beğenilen, yeterli, sağlıklı, faydalı ve güzel olan her şeye “iyi” deriz. Bu yüzden günlük işlerimizde hep iyiyi ararız. İyi işler ve iyi şeylerden mutlu oluruz.

Gelelim iyiliğe: Herkesin sevdiği, rağbet ettiği, merhamet ve sevgiden doğan güzel davranışlara da “iyilik” diyoruz. Hayır, hasenât, güzellik gibi farklı isimlerle de kullanılıyor iyilik. Peki, insan olarak bu kavramların neresindeyiz?

Dünyaya geliş amaçlarımızdan biri de iman edip iyi işler yapmak, bunu biliyoruz. Çünkü Allah Teâlâ hayatı ve ölümü hangimizin daha iyi işler yapacağını sınamak için yarattığını bildiriyor. Hatta buna göre iyilik yaratılış gayelerimizden biridir, diyebiliriz. Her cuma hutbelerde okunan ve hepimizin ezbere bildiği âyet-i kerimede de Allah Teâlâ bize iyiliği şöyle emrediyor: “Şüphesiz Allah adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayâsızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.” (Nahl, 90) Düşünsenize bir yere gönderiliyorsunuz ve burada yapmanız gereken görev: İyilik. Görevinizi yerine getirdiğinizde ise ödüllendiriliyorsunuz. Fakat bu ödül, eşi benzeri olmayan bir ödül.

Kendine Bir İyilik Yap

Allah Teâlâ’ya, meleklere, peygamberlere, kitaplara, ahiret gününe ve kaza-kadere iman etmek insanı özünde iyi biri yapıyor. Yani iman etmekle kendimize en büyük iyiliği yapmış oluyoruz. Bu yüzden inancımız gereği iyiliğin peşine düşüyoruz. Çünkü din güzel ahlâktır. Güzel ahlâk ise iyilik ve güzelliktir. Konumuz aslında en temelde “Asıl iyilik insanın kendi nefsi için yaptığı iyiliktir” sonucuna çıkıyor.

İyilik Nasıl Yapılır?

Gençlik dönemi etme, eyleme dönemidir. Tıpkı dünyanın ekin yeri olduğu gibi. Ardından da hasat zamanı gelir. Bu dönemde kazançlı çıkmak için doğru biçimde ekin ekmek gerekir. Bir diğer deyişle bu dünyada bir iyilik yolcusuyuz. Yolcu, yol boyunca doğru yerlerden geçmeli ve sonunda hedefine varabilmelidir. Hedefine varamayan yolcu yolda kalır!

Öncelikle her işin bir yolu yordamı olduğu gibi iyilik yapmanın da bir usulü vardır. Usulünce yapılmayan iyilik bazen kötülüğe dönebilir. Yaratılış itibariyle hepimiz iyiliğe meyyaliz. Hem kasten kötü olmayı, kötülük yapmayı kimse istemez. Fakat kasten iyi işler yapmayı hepimiz isteriz. İyi işleri de usulüne uygun yapmamız beklenir. O zaman iyilik nasıl yapılır sorusuna geçelim:

1. İsteyerek Yapılan Her İşte Bir Niyet Vardır.

Zaten her işin başı niyettir. O hâlde iyilik yapacağımız zaman sağlam ve doğru bir niyet almamız gerekir. Çünkü iyilik niyette saklıdır. İyiliğe düzgün bir niyetle adım atarsak yaptığımız iyilikle mağduriyet ortadan kalkar.

2. İyilikte Ayrım Yapılmıyor.

“O benim yakın arkadaşım değil”, “Onunla anlaşamıyorum ki”, “Falanca beni ilgilendirmez” gibi ayrıştırıcı cümlelere hiç gerek yok. İnsan insandır. Biz de bize verilen görev gereği tıpkı kurda yardım eden turna gibi ayrım yapmadan iyilik yapacağız. Çünkü iyiliksever bir turna o, bu, şu diye ayrım yapmaz.

3. Asla Karşılık Beklenmez.

İyiliğe teşekkür bile beklemek yanlış olur. “Şunun işini göreyim de bir gün benim de ona işim düşer” ve “Ben ona yardım etmiştim şimdi sıra onda” benzeri cümlelerle menfaatçi insanlar gibi bir tutum sergilemiyoruz. Zaten okurken menfaatçi insanlardan haz etmediğiniz aklınıza gelmiştir. Bunun yanında kötülük gördüğümüz kişilere de iyilikle karşılık vermeye çalışıyoruz. Hem ne demişler: İyiliğe iyilik her kişinin, kötülüğe iyilik er kişinin kârıdır…

4. “Başa Kakmak” Tabirini Bile Kullanmıyoruz.

Başa kakarak ve inciterek yapılan iyilik boşa çıkar. “İyilik yap denize at, balık bilmezse Hâlık bilir” demiş atalarımız. Boşuna dememişler herhâlde. Biz de yaptığımız iyiliği “Ben sana böyle yapmıştım” yok efendim “Sen benim iyiliğimi görmedin mi” gibi cümlelerle yaptığımız iyiliğin reklamını da yapmayacağız. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellem sadakayı gizli vermenin önemini belirtirken “Sağ eliyle verdiğini sol eli göremeyecek kadar gizli…” ifadesini kullanıyor. Bu şu demek: Yaptığımız iyilikleri göstere göstere yapmamalıyız!

Son Olarak

Allah Teâlâ’nın emirleri ve Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi vesellemin tavsiyeleri insanı iyi insan yapar. Doğru yoldan ayrılmadan kendimize Kur’an ve Sünnet’i rehber edinerek iyi bir insan olmaya gayret etmek en temel görevimiz. Bunun en güzel örneğini Resûlullah’ın ﷺ, ashabının ve onların yolunda olan evliyaların hayatlarında görüyoruz. Yani rehberimiz de yapacağımız da belli.

Her yerde karşımıza çıkan iyi kavramını hayatımızın her alanına yerleştirmeye özen gösterdiğimiz sürece iyi ve iyilikten daha iyisi olamaz.

Necmettin Cihan Karakurt