HASTAYA BAKMAK VE ZİYARET
HASTAYA BAKMAK VE ZİYARET

Dinimiz bizi bütün insanların haklarını gözetmeyi çağırıyor özellikle de sağlık sorunları olanları. Hastalığa yakalanan kişi acaba yarın iyi haber alır mıyım düşüncesinde çok stresli ve sıkıntılı bir dönem yaşamaktadır. Acaba Allah c.c beni eski sağlığıma kavuşturur mu düşüncesi onu terk etmez.
Bu kişi hastalığıyla boğuşurken diğer insanlar o arada kendi dertleriyle uğraşırken o kendini çok yalnız hissedebilir. Hatta ziyaretine kimse gelmeyebilir ve kimse hatırlamaya bilir. O hasta için en kötü şey insanların onun sağlık durumunu önemsememesi ve hafife almasıdır.
Şeriatımız hastalığa yakalanmış herkese hassasiyet göstermeye emrediyor. O kişinin yanında ona yardım edecek, her konuda yanında olacak moral verecek, motivasyonu yüksek tutacak kişi olmalıdır. Allah’ın hastaya karşı merhameti çoktur ramazan ayına denk gelen hastalık o hastaya Allah’ın merhameti olarak orucu tutmamaya izin veriyor iyileşene kadar. Kişi hacca gidecek maddi durumu var fakat sağlık sorunları yüzünden gidemiyorsa yerine başkasını gönderebilir. Ayakta namaz kılamayan kişi kılabildiği şekilde kılar oturarak, uzanarak hatta bazı hareketleri gözleriyle yapabilir. Bazı hastalıklarda vücuda su kullanımı ciddi zarar verebiliyor bu durumda bile o kişi abdest yerine teyemmüm alabilir. Allah c.c hasta olan kişilere pek çok kolaylık sağlamış hatta bazı şeyleri yapmama hakkı da vermiştir. Peygamber efendimiz s.a.v hasta ziyaretini şiddetle tavsiye etmiştir. Bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor:
«Müslümanın, müslüman üstündeki hakkı beştir: Selamını almak, hasta ziyaretine gitmek, cenazesine katılmak, davetine icâbet etmek ve aksırınca yerhamükallah (Allah sana rahmet etsin) demektir.»
Efendimiz s.a.v hastayı ziyaret eden cennette payını alacaktır buyuruyor. Bir diğer hadisi şerifte şöyle buyuruyor: “Bir insan, bir hastanın hâlini hatırını sormaya gider veya Allah için sevdiği bir kişiyi ziyâret ederse, ona bir melek şöyle seslenir:
«Sana ne mutlu! Güzel bir yolculuk yaptın. Kendine cennette barınak hazırladın!»
Peygamber efendimiz s.a.v hastanın yanında sadece güzel şeyler konuşmayı emrederdi hayatın güzelliklerinden moral verici konuşmalar yapılmasını söylerdi. Peygamber efendimiz s.a.v hastayı teselli edip sabredip şükrederse hastalığın bütün geçmiş günahların affolunmasına sebep olacağını buyuruyordu. Fahri kâinat efendimizin buyurduğu gibi:
“Hasta ziyâretinde bulunan kimse, dönünceye kadar cennet yolundadır.” (Müslim, Birr, 39).
Hasta ziyareti hafife alınacak bir mevzu değildir çünkü sünneti müekkededir vacip olduğunu söyleyen âlimler de vardır. Bir beldede hastayı hiç kimse ziyaret etmezse o beldede ki bütün halk mesul olur. Peygamber efendimiz bir hadisi şerifte şöyle buyuruyor:
“Allah Teâlâ, kıyâmet gününde şöyle buyurur:
«–Ey Âdemoğlu! Hastalandım, Ben’i ziyâret etmedin!»
Âdemoğlu:
«–Sen Âlemlerin Rabbi iken ben Sen’i nasıl ziyâret edebilirdim?» der.
Allah Teâlâ:
«–Falan kulum hastalandı, ziyâretine gitmedin. Onu ziyâret etseydin, Ben’i onun yanında bulurdun. Bunu bilmiyor musun?” buyurur...” (Müslim, Birr, 43)
Selman şöyle anlatır
“Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Ensâr’dan bir hastayı ziyâret etti. Elini alnına koydu ve:
«–Kendini nasıl hissediyorsun?» diye sordu. Hasta, Efendimiz’e cevap vermedi.
«–Yâ Rasûlallah! O Siz’i fark etmedi.» dediler. Rasûl-i Ekrem Efendimiz:
«–Öyleyse onunla beni başbaşa bırakın!» buyurdu. İnsanlar dışarı çıktı. Allah Rasûlü elini hastanın alnından kaldırdı. Hasta, elini tekrar koy, diye işâret etti. Sonra Efendimiz:
«–Ey filân, kendini nasıl hissediyorsun?» buyurdu. Hasta:
«–İyi hissediyorum. Yanıma biri siyah diğeri beyaz iki kişi geldi.» cevâbını verdi.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
«–Hangisi sana daha yakın?» buyurdu. Hasta:
«–Siyah olan daha yakın.» dedi. Fahr-i Kâinât Efendimiz:
«–Öyleyse iyilik az, kötülük çok.» buyurdu. Hasta:
«–Yâ Rasûlallah! Duâ buyurun da istifâde edeyim!» dedi. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-; «Allâh’ım! Çoğunu bağışla, azını tamamla!» diye duâ etti. Sonra Nebiyy-i Ekrem Efendimiz:
«–Ne görüyorsun?» buyurdu. Hasta:
«–Anam-babam Sana fedâ olsun, hayır görüyorum. İyilikler çoğalıyor, kötülükler de azalıyor. Siyah da benden uzaklaştı.» dedi. Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-:
«–Hangi amelin sana daha çok sâhip çıkıyor?» diye sordu. Hasta:
«–Ben hayattayken su dağıtırdım…» cevâbını verdi.” (Heysemî, II, 322, 324)
Âişe - -’dan rivâyet edildiğine göre Peygamber Efendimiz - ﷺ -, âile efrâdından biri hastalanınca, sağ eliyle hastayı sıvazlar ve şöyle duâ buyururdu:
“Ey bütün insanların Rabbi olan Allâh’ım! Bunun ıztırâbını giderip şifâ ver. Şifâyı veren ancak Sen’sin. Sen’in şifândan başka şifâ yoktur. Buna, hiçbir hastalık izi bırakmayacak şekilde şifâ ihsân eyle!”
Hazreti Ebubekir ve Hasta
Hazret-i Ebûbekir’in şu hâli, hasta ve dertlilerle meşgul olmanın fazîletine ne güzel bir misâldir:
Bir gün Allah Rasûlü - ﷺ - ashâbından yanında bulunanlara:
“–İçinizde bugün kim oruçludur?” diye sordu. Hazret-i Ebûbekir:
“–Ben oruçluyum, yâ Rasûlallah!” dedi. Efendimiz:
“–Bugün kim bir cenâze namazına iştirâk etti?” buyurdu. Ebûbekir - -:
“–Ben, yâ Rasûlallah!” dedi. Peygamber Efendimiz:
“–Bugün kim bir yoksul doyurdu?” diye sordu. Hazret-i Ebûbekir:
“–Ben, yâ Rasûlallah!” dedi. Fahr-i Kâinât -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz:
“–Bugün bir hasta ziyâretinde bulunanınız var mı?” diye sordu. Yine Ebûbekir - -:
“–Ben, ey Allâh’ın Rasûlü!” dedi. Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurdu:
“–Kim bu sâlih amelleri bir araya getirirse o mutlaka cennete girer.” (Müslim, Fedâilu’s-Sahâbe, 12)