Ana sayfa

Tembelli̇k ve onunla mücadele

Tembelli̇k ve onunla mücadele

Günümüzde hepimiz bana göre zor bir hastalıkla mücadele ediyoruz bu hastalığın adı tembelliktir.

Tembellik nedir? Bir şey yapmak için isteğin olmamasına tembellik deniliyor. Kişi bir şey istendiğinde ben bunu yapmak istemiyorum ya da sonra yaparım deyip isteksiz davranmasına tembellik diyoruz. Şuna dikkat çekmek isterim ki tembellik ilgimiz olmayan ve zevk almadığımız işlerde meydana gelir.

Mesela şöyle bir deney yapalım odanızda ki dolabın yerini değiştirmesini isteyin birinden ücretsiz olarak bakın yapacak mı? Bir de ücret karşılığında isteyin çok farklı sonuç alacağınızdan eminim.

Dinimizde tembellik hoş karşılanmaz. Hatta Peygamberimizin tembellikten sana sığınırım diye bir duası da vardır. Yüce Allah kuranda şöyle buyurmaktadır:

”Münafıklar, Allah"ı aldatmaya çalışırlar. Allah da onların bu çabalarını başlarına geçirir. Onlar, namaza kalktıkları zaman tembel tembel kalkarlar, insanlara gösteriş yaparlar ve Allah"ı pek az anarlar” (Nisa, 4,142).

Ayeti kerimede Allah münafıklardan bahsediyor. Onların tembel oluşlarından… Peki neden tembeller, çünkü onlar Allah’a inanmamışlar ki motivasyonları ve istekleri olsun. Nitekim tembellik şeytanın en büyük silahıdır ve o silahını sıkça Müslümanlara karşı kullanmaktadır.

Hatırlayın sabah namazına nasıl da zor kalkıyoruz. Ama sizi sevindireyim, işte o sabah namazı bize bu hastalıktan kurtulmaya yardımcı olur. Sabah namazı bize günün en erken saatlerinde disiplinli olmayı öğretiyor. Bunu düzenli yaparsak gün içerisinde de disiplinli oluruz. Peygamber efendimiz çalışanları çok severdi. Bir gün İbn Mesud Peygamberimizin yanına gelip selam verdi. Peygamberimiz onun elini sıktı ve elinde çalışma sonucu nasırları hissetti. Peygamber efendimiz İbn Mesuda övgüler dizdi ve çok takdir etti. Yani gördüğünüz gibi hem İslam’da hem günümüzde ki hayat biçiminde tembelliğe yer yoktur. Peygamberimizin tembelliğe karşı ettiği dua şöyledir:

“Allâhümme innî eûzü bike mine’laczi ve’l-keseli ve’l-cübni ve’l-heremi ve’l-buhl ve eûzü bike min azâbi’l-kabr ve eûzü bike min fitneti’l-mahyâ ve’lmemât: Allah"ım! Âcizlikten, tembellikten, korkaklıktan, ihtiyarlayıp ele avuca düşmekten ve cimrilikten sana sığınırım. Kabir azâbından sana sığınırım. Hayat ve ölüm fitnesinden sana sığınırım.” (Müslim, Zikir 50)

Acizlik; özellikle bu hadiste, hayır ve iyilik yapamamak, yerine getirmek zorunda olduğu dinî ve dünyevî görevleri eda edememek anlamında kullanılmıştır. Namaz, oruç, zekât gibi. Korkaklık, gevşekliği yüzünden nefse ve şeytana karşı koyamama hali ve dolayısıyla bir kısım ilâhî emirleri yapamama durumudur.

İhtiyarlık, insanın aklî melekelerini bir ölçüde yitirmesi sebebiyle iyice çocuklaşması, bildiklerini unutmasıdır.

Cimrilik, maddî durumu müsait olduğu halde elindeki imkânları Allah’ın istediği yerlere sarf edememektir. Kabir azabının bir adı da kabir fitnesidir.

Bir gün Nasrettin hocanın evinin önünden geçen kişi tahtanın üstünde yatan ve sızlanan köpeği görür. Bir gün sonra aynı manzarayla tekrar karşılaşır. Üçüncü gün de hadise tekrarlanır. Şahıs artık kendini tutamayıp durumu Nasreddin hocaya sorar.

Neden köpeğin aynı yerde yatıp sızlanıyor başka yere kalkıp gitmek varken? Nasreddin hoca: sızlamanın nedeni çivili tahtada yatmasındandır dedi. Peki kalkıp başka yere neden gitmiyor? Nasreddin hoca: demek ki onun acısı sızlanması kadardır.

Kalkıp başka yere yatacak kadar değildir. Bu hikâyenin vurgulamak istediği nokta şu: Bazı insanlar hayatlarından hep şikâyet ederler ama o hayatı değiştirmek için hiçbir şey yapmazlar.

Son olarak Hz. Ömer şöyle buyurdu:

“Rızkını elde etmek hususunda gevşeklik gösterme. Tembel tembel oturup da Allah'tan rızık isteme. Bilirsiniz ki, gökten ne altın yağar ne de gümüş. Görürüm ki, bazı insanların boyu, gücü, kuvveti, gayet yerinde çok güzel. Bunların ne işle meşgul olduklarını sorarım. Hiçbir işle meşgul değildir denildiği zaman onlar hemen gözümden düşer, artık onlara itibar etmem.”

Tembellikten, yüce Rabbimize sığınırım.

AHMED İBRAGIMOV