Ana sayfa

ÖZGÜRLÜK UĞRUNA

ÖZGÜRLÜK UĞRUNAK UĞRUNA

 

O Peygamber efendimizden sonra en iyi insanı öldürdü ama en kötü insanı da o öldürdü.

 

Peygamber efendimizi üzen kalbinde kanlı leke bırakan Hamza’yı Uhud savaşında öldüren o kişi kim? Yemame harbinde Müslümanların kalbine ferahlık serpen peygamberlik iddiasında bulunan o Müseyleme’yi öldüren kişi kimdir?

Bu kişi Vahşi ibn Harb el-Habeşinin ta kendisidir. Ebu Desame lakabıyla da tanınmaktadır. Onun hikâyesi çok dramatik ve acı doludur. Küçüklüğünde Kureyşin önde gelenlerinden Cübeyr b. Mutimin kölesiydi. Amcasının Hz. Hamza tarafından öldürülmesi adeta içini yakmıştı. Lat ve Uzza adına ne pahasına olursa olsun intikam almaya yemin etmişti Cübeyr. Vahşi uygun zamanı beklemeye başlamıştı. Vahşi sonra anlatıyordu:

Kureyşliler Uhuda doğru sefere çıkmıştı Bedirde ki yenilginin intikamı için amaçları Hz. Muhammedi ﷺ öldürmekti. Kureyşliler ordu oluşturdular ve diğer yerlerden de yardım için asker çağırdılar. Ordu'nun başına komutan olarak Ebu Süfyan seçildi. Ebu Süfyan, Bedir savaşında babasını, kardeşini, abisini, amcasını ve her hangi bir akrabasını kaybeden kadınların da sefere katılmalarını istemişti. O kadınların amacı savaş esnasında motivasyon vermekti savaştan kaçan olmasın diye. Kadınlardan oluşan grubun başında Ebu Süfyanın karısı Hint binti Utba vardı onun babası, amcası ve abisi Bedir savaşında öldürülmüştü.

Bir gün sefere çıkmadan önce Cübeyr bana geldi ve "Kölelikten kurtulmak istemez misin ey Ebu Desame? Dedi. Dedim ki bunu kim yapabilir ki? Ben yapabilirim dedi Cübeyr. Nasıl yapacaksın ki? dedim. Cübeyr: Eğer Muhammedin amcasını Hamzayı öldürürsen özgürlüğüne kavuşursun ve bende amcamın intikamı almış olurum böylece. Dedim ki bana bunun doğruluğunun garantisini kim verebilir? Kim istersen dedi hatta herkesin içinde bunu söyleyebilirim dedi. Dedim ki ben hazırım bunu yapabilirim. Devam ettim: Ben Etiyopyalıyım küçüklüğümde hedef şaşmadan mızrak fırlatmayı öğrendim ve bunda çok mahir bir kişiyim. Mızrağımı aldıktan sonra kadınların bulunduğu tarafta duruyordum uygun anı gözlüyordum. Yanımdan geçen Ebu Süfyanın karısı Hint her seferinde Ebu Desame hadi öldür onu kalbimizde ki ıstıraba son ver diyordu.

 

Hz. Hamzanın Vefatı

Biz Uhuda geldiğimizde iki ordu kanlı ve şiddetli çarpışmaya başladı. Ben Hamzayı arıyordum fakat Hamzanın saklanmaya niyeti hiç yoktu kafasında ki sarığının üstünde deve kuşu tüyü takılıydı bunu cesaretle meşhur olanlar yapardı bu bir adetti Araplar arasında. Biraz sonra Hamzayı gördüm adeta bir güclü deve gibi savaşıyordu en sıcak noktada kimse kılıcının önünde duramıyordu. Ben ya kayanın ya ağacın arkasında bana yaklasmasını bekliyordum. Doğru yeri seçtikten sonra mızragımı fırlattım ve Hamzanın göbeği aşağısına isabet ettim. Bana doğru iki adım attıktan sonra yere yıkılmıştı. Mızrağın yarısı vücudunda gözüküyordu. Ölümünden emin olmak için yanına gittim ve kaldırıp silkeledim ölmüştü. Ben çadırıma dönüp oturdum çünkü bana başkası lazım değil özgürlüğüme kavuşmak için ben görevimi yapmıştım. Savaş giderek alevleniyordu savaş çok başarılı bir şekilde ilerliyordu. Muhammedin etrafı daralıyordu ölüler çoğalıyordu. Birkaç kadın Hintle birlikte Müslümanların cesetlerini kesmeye ve eziyet etmeye başladılar. Cesetlerin karınlarını yarıyorlardı, gözlerini oyuyorlardı burunlarını kesiyorlardı hatta Hint o kestiği organları kendine gerdan yapıp boynuna takmıştı. Kendi kolyesini ve küpelerini cıkarıp bana attı ve şöyle dedi: Ey Ebu Desame bu kıymetli eşyaları al sana lazım olur. Uhud savaşı bittikten sonra ben orduyla birlikte Mekke'ye döndüm. Cübeyr ibn Mutim sözünü tuttu beni azad etti ben artık hür bir insandım.

 

Vahşinin Tövbesi

Muhammedin çağrısı gittikçe karşılık bulmaya başladı din güçleniyordu. İnananların sayısı çoğaldı onlar çoğaldıkça içimi hüzün kaplıyordu. Bu şekilde Mekke'de kalmaya devam ettim Muhammed büyük bir orduyla gelene kadar. Muhammed geldiğinde Taife kaçmak zorunda kaldım oraya sığındım. Fakat kısa zamanda Taif halkı da İslam'a yönelmeye başladı. Onlar Muhammed'in yanına bir heyet gönderdiler İslam'ı kabul ettiklerini bildirmek için. Benim için çok zor bir zamandı her şey ellerimden kayıp gidiyordu yeryüzü geniş olduğu halde bana dar gelmeye başladı. Yemen'e ya da başka bir ülkeye gitmeyi düşünüyordum. Ben bu halde yaşamaya devam ederken çok bilgin birine denk geldim bana: Yazıklar olsun sana! Muhammed dinini kabul eden kimseyi öldürmüyor dedi. Bunu duyar duymaz Medine'ye doğru yola çıktım Muhammed'in yanına. Medine'ye vardığımda Muhammedi soruşturmaya başladım Mescitte olduğunu öğrendim. Sessiz ve yavaşça yanına yaklaştım ve: Allah'a ﷻ şehadet ederim ki ondan başka ilah olmadığına Muhammedin ise onun Elçisi olduğuna şehadet ederim dedim.

Peygamber ﷺ gözlerini bana kaldırdı beni tanıdı ve şöyle dedi: Ey Vahşi sensin?! Evet benim ey Allah'ın ﷻ elçisi dedim. Otur bana Hamza’yı nasıl öldürdün onu anlat dedi. Her şeyi anlattım bittikten sonra benden yüzünü çevirdi ve şöyle dedi: Eyvahlar olsun sana, bugünden itibaren gözüme görünme dedi.

O günden sonra ben Peygamber efendimizden hep kaçtım gözüne görünmemeye çalıştım. Kalbim parçalanıyordu onun affetmesi için ne yapacağımı bilmiyordum. Bu durum Efendimizin vefatına kadar devam etti. İslam'a girdiğimde bütün günahlarımın affedildiğini biliyordum ama o işlediğim cinayetin ağırlığını vicdanım kaldıramıyordu.

Peygamber Efendimizden sonra Hz. Ebubekir başa geçti. Benu Hanife kabilesinden Museyleme peygamberlik iddiasında bulundu ve kabilesi de hak dinden saptılar. Ebubekir orduyu hazırladı ve Benu Hanife kabilesine karşı savaş olacaktı dedim ki kendi kendime Ey Vahşi bu senin şansın bunu iyi değerlendir. Bende Müslümanlarla savaşa gittim yanıma Hz. Hamza’yı öldürdüğüm mızrağı da aldım. Bizim ordumuz saldırıya geçti ve ilerliyordu. Ben Müseyleme’yi arıyordum sonunda elinde kılıçla durduğunu gördüm. Ensarlardan biri de benim gibi onu gözetliyordu. O da tıpkı benim gibi onu öldürmek istiyordu. Doğru yere geçtikten sonra mızrağımı fırlattım ve tam isabet. Onu gözeten o Ensardan olan kişi de kılıcını sapladı. Allah ﷻ bilir hangisi onu öldürdü ben öldürdümse demek ki en iyi insanı da ben öldürdüm en kötü insanı da.

 

Adil Ibragimov