Abdulhali̇k Gucdüvani̇

Tarikat ehlinin önderi olan Abdulhâlik Gucdüvânî hicrî 479 senesinde Buhara yakınlarında bulunan Gucdüvan kasabasında dünyaya geldi. İmam Mâlik hazretlerinin soyundan gelen, zahirî ve bâtıni ilimlerde derin olan bir zattı. Annesi ise sultan kızlarından saliha bir hanımdı.
Çocukluğu ve Tahsili
Mevlânâ Abdulhâlik Gucdüvânî çocukluğunu doğduğu yer olan Gucdüvan’da geçirdi. İlim talep etme yaşı geldiğinde Buhara’ya gitti. Burada dönemin büyük ulemasından olan Allâme Sadruddîn’den ilim alarak kısa zamanda zahirî ilimlerde büyük bir mertebe elde etti. Günün birinde Mevlânâ Yusuf Hemedânî hazretleri Buhara’ya geldi. Bunu duyan Abdulhâlik Gucdüvânî sohbetine vardı.
Gönül zikrinde bulunan Yusuf Hemedânî hazretlerinin yanından ayrılmayarak sohbetlerine katıldı ve ondan kemâliyle istifade etti. Mevlânâ Abdülhalik Gucdüvânî Vesâyâ (Vasiyetler) isimli eserinde şöyle nasihat etmiştir:
“Ey oğul! Sana vasiyet ederim ki, bütün hallerinde ilim, edep ve takva üzere ol! Geçmiş ulemanın eserlerini iyi incele. Sünnet ve cemaate devam et, fıkıh ve hadis tahsil et. Cahil sûfîlerden uzak dur. Her zaman namazını cemaatle kılmaya özen göster. Şöhret elde etmeye çalışma, şöhrette afet vardır. Makam elde etmeye çalışma, isim yapmakla uğraşma. Gerekmedikçe mahkemelerde bulunma; kimseye kefil olma ve kimsenin vasiyetine karışma. Padişah ve şehzadelerle arkadaşlık yapma. Hankâh kurarak oralarda oturup kalkma. Semaya hevesli olma, zira çok fazla sema şu an için nifak peyda eder. Ayrıca çok sema gönül öldürür; ama semahı inkâr eyleme ki sema yapanlar çoktur. Az konuş, az ye, az uyu! (Mâsivaya yönelten) İnsanlardan aslandan kaçar gibi kaç, her daim halvet üzere bulun! Çocuklarla, kadınlarla, bidatçılarla, zenginlerle ve cahillerle çok fazla birlikte bulunma. Helâl ye, şüpheli şeylerden uzak dur! Mümkün oldukça (kemâle erene kadar) erken evlenmemeye çalış. Çünkü böyle yaparsan ehl-i dünya olursun; çoğu yerde dünyanı dinine tercih edersin. Çok gülme, hele kahkaha ile gülmekten sakın! Zira çok gülmek kalbi öldürür. Herkese şefkat gözüyle bak, hiç kimseyi hakir görme. Zahirini çok süsleme; zira zahiri süslemek bâtını harap eder. İnsanlarla münakaşa yapma. Hiç kimseden bir şey dilenme, başkalarının sana hizmet etmesini isteme! Âlimlere malınla ve canınla hizmet et. Onların fiillerini inkâr etme, onları inkâr edenler felâh bulmazlar. Dünyaya ve dünya ehline sakın aldanma! Dervişleri kendine dost edin. Gönlün hüzünlü, gözlerin Allah aşkıyla yaşlı olsun. Amellerin hâlis, duan boyun kırıklığı ile olsun. Giyeceğin eski, yoldaşın derviş; özün fıkıh, evin mescit olsun. Hak Teâlâ hazretleri dostun olsun.”
Abdurrahmân Câmî Hazretleri Şöyle Buyurur
“Gucdüvânî Hazretlerinin davranış tarzı, bütün tarîkatlerce îtibâr edilen bir örnektir. Zira devamlı olarak sıdk, safâ, Kur’ân ve Sünnet’e bağlılık; bid’atlerden kaçınma, hevâ ve hevese muhalefet hususlarında gayret etmişler ve nail oldukları hâl ve makamları hep başkalarından gizlemişlerdir.”
Bir gün dervişlerden biri, Gucdüvânî Hazretlerine gelerek:
“–Eğer Hak Teâlâ beni Cennet veya Cehennemi seçmekte serbest bırakırsa ben Cehennemi tercih ederim. Çünkü ben ömrüm boyunca nefsin isteklerine karşı direnip durdum. Şayet Cenneti istersem, bu da nefsin isteği olur…” dedi. Dervişin daha nail olup olamayacağı bile meçhul olan Cennet hakkında böylesine yüksek perdeden sözler sarf etmesi üzerine Hâce Hazretleri şu karşılığı verdi:
“–Kulun tercihle işi ne? Cenâb-ı Hak bize nereye git derse gideriz, nerede ol derse oluruz. Nefse muhalefet ve Hakk’a kulluk budur, yani teslimiyettir, rıza hâlinin yaşanmasıdır; senin dediğin değildir!”
Bu sefer derviş:
“–Tarîkate sülûk edenlere şeytanın eli erişebilir mi?” diye sordu. Gucdüvânî Hazretleri:
“–Evet, nefsini fenâya erdirme hususunda henüz son merhaleye ulaşamamış bir sâlik öfkelendiğinde şeytan ona musallat olur. Nefsini ıslah edende ise öfke bulunmaz. Onda öfke yerine «gayret» yani ilâhî emirlere karşı hassasiyet olur. Şeytan da gayretin olduğu yerden hızla kaçar…”
Âyet-i kerîmede buyrulur:
“(Şeytan) dedi ki: Ey Rabbim! Andolsun ki, beni azdırmana karşılık ben de yeryüzünde onlara (günahları) süsleyeceğim ve onların hepsini mutlakâ azdıracağım. Ancak onlardan ihlâsa erdirilmiş kulların müstesnâ!” (el-Hicr, 39-40) Demek ki şeytanın şerrinden ancak Cenâb-ı Hakk’ın ihlâsını koruduğu sâlih mü’minler kurtulabilir. Bu hâli elde etmek için de, Cenâb-ı Hakk’a dâimâ samimiyetle ilticâ etmek gerekir.
Abdülhalık Gucdüvani Hazretlerinin Vasiyetleri
- Yavrucuğum! Sana şunu vasiyet ederim ki, takvâyı kendine şiâr edin! İbadetlerine ve diğer vazifelerine sımsıkı sarıl! Ahvâlini murâkabe/kontrol et! Dâimâ hatâlarının korkusu içinde ol!
- Dünyacı gençlerle, ehl-i bid’atle, mağrur zenginlerle sohbet etme! Çünkü onlar senin dînini alıp götürürler.
- Dünyalıktan iki somuna râzı ol ve helâl ye ki, bütün hayırların anahtarı budur. Haramdan uzak ol, yoksa Hak Teâlâ’dan uzaklaşırsın!
- Nefsânî arzuların peşinde giden insanlardan kaç ve fukarâ ile sohbet et! Kendini dünyanın yalancı süslerinden koru ki, ateş seni yakmasın! Kendi yükünü kendin taşı!
- Helâl ye ve helâlden giyin ki ibadetlerin tadına erebilesin!
- Allâh’ın celâlinden dâimâ kork ve unutma ki bir gün hesap mahallinde ayakta durdurulacaksın!
- Gece ve gündüz çokça ibadet et ve cemaati aslâ terk etme! Ancak, gurura kapılma ihtimâlin varsa sakın imam veya müezzin olma!
- Zaruret olmadan mahkemelerde bulunma! Kibirli sultan ile sohbet etme! Hak dostlarının nasihatlerinden dışarı çıkma!
- Şöhretten şiddetle kaçın! Dindarlığın herkesin diline düşmesin!..
- Hak dostlarının gönlüne girmeye çalış ve bu hususta çok dikkatli ol!
- Birinin övmesiyle mağrur, yermesiyle gamlı olma! Halkın övmesi de kötülemesi de nazarında aynı olsun! (Sen esas Allah Teâlâ’nın senden râzı olup olmadığına dikkat kesil!) İnsanlara dâimâ güzel ahlâk ile muâmele et!
- Edepli ol! Küçük, büyük bütün insanlara merhamet et! Çok gülme; zira çok gülmek gaflettendir ve gönlü öldürür.
- Kendini Allâh’ın azâbından emin görme, fakat O’nun rahmetinden de ümit kesme! Havf ve recâ arasında yaşa ki kâmil mü’minlerin şiârı budur.
- Yavrucuğum! Şeyh, mürîdin babası gibidir. Hattâ ona babasından daha şefkatlidir. Çünkü onu Allâh’a yakınlık makâmına erdirir. Şeyhin îkaz ve azarlaması, sana olan şefkati sebebiyledir.
- Nefsinle dâimâ mücâdele et! Her an âhiret endişesiyle yaşa, ölümü çok hatırla!
- Riyâset/baş olma sevdâsını gönlünden çıkar! Kim riyâset sevdâsına müptelâ ise, ona tasavvuf erbâbı demek doğru değildir.
- Çok oruç tut; çünkü oruç insanı mahâfaza eder.
- Gönlünü dünya muhabbetine kaptırma, dâimâ âhirete râğbet et! Dindar ve vefâlı ol! Fakih, âlim, takvâ sahibi ve sebatkâr ol!
- Allah yolunda, Hak dostlarına hem mal, hem beden, hem de can ile hizmet et! Onlara teslim ol ve tavsiyelerine riâyet et! Teslîmiyet göstermez ve nasihatlerini tutmazsan onlardan istifâde edemezsin.
- İnsanlardan hiçbir şey isteme ve tevekkül ehli ol! Zira Cenâb-ı Hak şöyle buyurur: “...Kim Allâh’a tevekkül ederse, Allah ona kâfîdir...” (et-Talâk, 3) Bilesin ki rızık taksîm edilmiştir. Allah sana ne vermişse, insanlara bol bol infâk eyle!
- Cimrilik ve hasetten uzak dur; zira cimriler ve hasetçiler yarın Cehennem’e atılacaklardır.
- Allâh’ın vaadine güven! Fânîlerden bir şey bekleme! Doğruyu söyle ve korkma! Dâimâ Hak ile beraber ol! İnsanlarla lüzumundan fazla sohbet ederek ömrünü boşa harcama, aksi takdirde Allah’tan uzak kalırsın!
- Her zaman nefesine dikkat et, onun kıymetini bil ve diline sahip ol! Yapamayacağın şeyleri söyleme, insanlara dâimâ nasihatte bulun!
- Yemeyi, içmeyi azalt! Az uyu ve az konuş! Acıkmadan yeme ve ihtiyaç olmadan aslâ konuşma! Gece biraz uyuduktan sonra kalkarsan namazı daha düzgün ve daha çok kılarsın.
- Nefsi dizginleyip gönlü diriltmek için namaz ve oruçla meşgul olmak daha münâsiptir.
- Gönlün dâimâ gamlı, gözün yaşlı, amelin hâlis, duân mücâhede, elbisen mütevâzı olmalıdır. Arkadaşların derviş, evin mescid, malın fıkıh, ziynetin zühd, dostun enâb-ı Hak olmalıdır.
- Kendisinde şu beş hasleti görmediğin kişi ile arkadaş olma:
- Âhireti dünyaya tercih etmek.
- Ameli ilimden, ilmi de dünyaya dalmaktan üstün görmek.
- Tevâzû ve mahviyeti, iltifat ve rağbet görmekten aziz bilmek.
- Basîret ve firâset sahibi olmak; gizli-aşikâr bütün sâlih amellere azimli olmak.
- Ölüme hazır olmak.
- Evlâdım! Dünya ve onun ziynetleri seni aldatmasın! Gece ve gündüz dâimâ dünyadan âhirete göçmeye hazır ol! Kalbin hep Allah ile birlikte olsun! Allah korkusundan her zaman gönlün kırık olsun! Dünyada misafir gibi yaşa ve oradan yine misafir gibi ayrıl!
- Evlâdım! Ben, şeyhimin -Allah onun azîz rûhunu mukaddes eylesinvasiyetleriyle amel ettiğim gibi, sen de benim vasiyetlerimi aklında tut ve onları tatbik et! Böyle yaparsan Allah, dünya ve âhirette senin koruyucun olur inşâallah!