Ana sayfa

Sabir ti̇msali̇ hazreti̇ Meryem

Sabir ti̇msali̇ hazreti̇ Meryem

Meryem validemiz kendisine kitap indirilmiş yüce resullerden olan İsa’nın u annesidir. İsrâiloğulları’nın büyüklerinden İmrân’ın kızıdır. Annesi dindar bir hanım olan Hanne’dir. Hanne, bir evladı olursa onu Allah’a adayacağına dair söz vermişti. Allah onun niyaz ve yakarışlarına icabet etti ve bir kız çocukları oldu. Kız çocuklarının Allah için adanması âdetten değildi. Aslında Hanne çocuğun cinsiyetini düşünmeden bu adamayı yapmıştı. Şimdi ise hem âdetten olmayan hem de narin tabiatli kız evladın mâbede verilmesi imtihan olarak karşısına çıkmıştı. Bu hem kendisi için imtihandı hem de mâbed kurallarının önüne engel olarak çıkması demekti. Allah’a söz vermişti bir kere. Ne pahasına olursa olsun bunu yapmak istiyordu. Evlat hasretine katlanacak, mâbedi ikna için de çabalacayacaktı.

Hazreti Zekeriya’nın Himayesi

Hanne’nın kız kardeşi, Zekeriya nebînin hanımıydı. Kardeşine adağını ve arzusunu anlattı. Hanne kısa bir süre sonra vefat etti. Çocuğun yakın akrabası olan Zekeriya yakınları henüz vefat etmiş bu küçük masum yetimi mâbede aldı. O Allah’ın peygamberiydi . Mâbedde ve kavminde söz sahibiydi. Allah’ın bir emri olarak çocuğun bakımını üstlendi. Kız çocuğu olması münasebetiyle Meryem için özel bir yer hazırladı. Meryem burada kalacak ibadet ve dua ile meşgul olacaktı. Mâbedden ve dışardan hiç kimse buraya giremeyecekti. Herhangi bir ihtiyacı olduğunda Zekeriya giderecekti. Çocuğa yiyip içeceğini Zekeriya nebî getirirdi. Getirdiğinde ise olağanüstü manzaralarla karşılaşırdı.

Hazreti Meryem’in Gebe Kalması

Günlerini Beytülmakdis’te ibadet ve zikirle geçiren Meryem Allah ’nın koruması altındaydı. Hiçbir erkek ona dokunamazdı, görmüyordu da. Fakat Allah’ın bir takdiri vardı. Cenâb-ı Hak I Meryem gibi temiz ve mübarek bir kadınla kudret ve azametini tüm insanlığa bir daha gösterecek, Âdem’den sonra ilk defa babasız bir oğul dünyaya gelecekti.

Evet, Meryem İsa’ya gebe kalacaktı. Gök ehli Meryem’ İsa’yı müjdeliyordu. H Meryem yine bir gün mâbedde ibadetle meşgulken Hz. Cebrâil insan sûretinde ona göründü. Hz. Meryem onu normal biri zannetti. Daha önce hiç kimse ona tahsis edilen yere girip yaklaşmamıştı. Zayıf ve masum bir hanım olarak hemen Allah’a sığındı.

“Senden, Rahmân’a sığınırım. Eğer Allah’tan çekinen biri isen (bana kötülük etme)” (Meryem 19/18). Hz. Cebrâil , Meryem’e kendisinin Allah’ın gönderdiği bir elçi olduğunu ve tertemiz bir erkek çocuğu bağışlamak için gönderildiğini söyledi.

Meryem validemiz tekrar ona da sordu: “Bana hiçbir insan dokunmadığı ve iffetsiz bir kadın olmadığım halde, benim nasıl çocuğum olabilir” (Meryem 19/20). Cebrâil şöyle cevap verdi: “Evet, öyle. Rabb’in diyor ki: o benim için çok kolaydır. Onu insanlara bir mucize, katımızdan bir rahmet kılmak için böyle takdir ettik. Bu zaten (ezelde) hükme bağlanmış bir iştir” (Meryem 19/21).

Hazreti İsa’nın Doğuşu

Evet, Allah ’nın emriyle bir mucize gerçekleşmiş ve Hz. Meryem gebe kalmıştı. Bundan sonra çileli günler Meryem validemizi bekliyordu. İnsanlara yaşadıklarını anlatabilmesi çok zordu. Üstelik daha önce hiç yaşanmamış bir şeyle imtihan oluyordu. İnsanlar peşin hüküm vermekten hoşlanırlardı. Öyle de oldu. İnsanlardan uzaklaştı. Bir hurma ağacının altında doğum yaptı.

Doğum esnasında da pek çok ilahi lütufa nail oldu. Yanı başında içecek temiz su buldu. Mevsimi olmadığı halde taze hurma temin etti. Artık kavminin yanına dönmesi gerekiyordu. Elinde bebekle yola düştü. Tavsiye üzerine konuşma orucu tuttu. Rahmân’a oruç adadım konuşmuyorum diyecek ve halkla mücadeleye girmeyecekti. Kavmi iffet ve ibadetle bildikleri Meryem’i bu halde görünce şok oldular.

Hz. Meryem’in koca bir kavme karşı elinde çocukla kendisini aklaması mümkün değildi. Ancak Allah’ın yardımı yetiştiğinde bu aşılmaz sıkıntı aşılabilirdi. Bir mucize onları susturabilirdi. Öyle de oldu. Kundaktaki yavru normal yetişkin insan gibi konuşuyor, herkesi hayrette bırakıyordu. Bazı gönüller duru bir pınar gibi saftır. Hakikate hemen teslim olur. Bazıları ise karanlık geceden daha karanlıktır ve kendisine sunulan hakikati asla görmez, görmek istemez. Evet, İsa henüz kundaktayken konuşuyordu ama İsrâiloğulları bu mucizeye inanmıyor ve Meryem annemizi itham etmeye devam ediyordu.

Zaman geçiyor ancak Meryem de evladı da çok sıkıntı çekiyordu. Gün geldi ve Allah’ın emriyle İsa peygamberliğini ilan etti. Bir süre sonra göğe kaldırıldı. Birkaç yıl sonra da Meryem anne bu cefası ve tasası çok dünyadan ebedî âleme irtihal eyledi.

Taşı Çatlatacak Sabır Gerek

Tv, dergi vb. aracılığı ile diziler, sahte hikâyeler, rol icabı yapmacık tiplemelerin mümin kadınların önüne rol model olarak çıktığı bir zamanda yaşıyoruz. Oysa kitabımızda büyük bir sultan, gerçek bir model anlatılıyor. Meryem validemiz şüphesiz Allah’a adanmış hayatıyla, iffet ahlâkının en güzel tezahürlerinden biri ve her türlü zorlukta Allah’a sığınan kadınların öncülerinden.

Dünya sefasını hiç sürmedi ve âdeta gün yüzü görmedi. Allah’ın emri ile babasız çocuk doğurdu. Kavminden gelen sıkıntı ve ithamlara Allah’a tevekkül ederek sabretti. Ve kadınların en yücelerinden biri oldu. Artık cefası bitti. O dünya tarlasına salih amel ve ihlâsla kulluk ekti.

Ahirette ise elbette bunun semeresini kerîm ve ganî olan Allah’ımızın I lutfu ve ihsanlarıyla biçecek. Kaynaklarımızda bildirildiğine göre cennette Peygamberimiz’e zevce olacak. Yüzü bu cennetin en yüce hanesinde hep tebessüm edecek. Âsiye, Hâtice, Fâtıma annelerimiz yoldaşı, ahbabı olacak.

TALHA KAZIM BAHTIYAROĞULLARI